ÜSTAD BEDİÜZZAMAN HAZRETLERİNİN NAMAZ KILIŞI

Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri, namaza nasıl hazırlanır ve nasıl namaz kılırdı?

Namaz ibadetinde bir müslümanın en birinci örneği Peygamber Efendimiz(ASM) olmalıdır. Müslüman ümmete namazı ve nasıl kılınacağını öğreten Hz. Muhammed Mustafa(ASM)dır. Biz müslümanlar önce, O nasıl namaza hazırlanmış ve kılmıştır onu öğrenmeliyiz. Bu asırda Peygamber Efendimiz(ASM)ın varisi olan Üstad Bediüzzaman Hazretleri de bizlere farzları, sünnetleri İslamı ihya hususunda ki, gayretleri ile Efendimiz(ASM)a en güzel bir örnektir.

Üstad Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri, Risale-i Nur’un birçok eserinde namaz ile ilgili bizlere tavsiyelerinden bazıları şöyle;
”Bir zaman kalbime geldi: Niçin Muhyiddin-i Arabî gibi harika zatlar Sahâbelere yetişemiyorlar?

Sonra, namaz içinde(Sübhane rabbiyel ala) derken, şu kelimenin mânâsı inkişaf etti. Tam mânâsıyla değil, fakat bir parça hakikati göründü. Kalben dedim: “Keşke birtek namaza bu kelime gibi muvaffak olsaydım, bir sene ibadetten daha iyiydi.” Namazdan sonra anladım ki, o hatıra ve o hal, Sahâbelerin ibadetteki derecelerine yetişilmediğine bir irşaddır.”(Yirmi Yedinci Sözün Zeyli)

Yine Mektubat adlı eserinde;” Ubûdiyet vaktinde, dergâh-ı İlâhiyeye müteveccih olduğum vakit, Cenâb-ı Hakkın ihsanıyla bir şahsiyet veriliyor ki, o şahsiyet bazı âsârı gösteriyor. O âsâr, mânâ-yı ubûdiyetin esası olan “kusurunu bilmek, fakr ve aczini anlamak, tezellül ile dergâh-ı İlâhiyeye iltica etmek” noktalarından geliyor ki, o şahsiyetle, kendimi herkesten ziyade bedbaht, âciz, fakir ve kusurlu görüyorum. Bütün dünya beni medh ü senâ etse beni inandıramaz ki ben iyiyim ve sahib-i kemâlim.”(Yirmi Altıncı Mektub)

Tahiri Mutlu Ağabey, Üstad Hazretlerinin namazdan onbeş dakika önce abdest aldığını ve beklediğini gördüğü zaman bunu Üstad’a sorar, Üstad,”Kardeşim! Allah’ın beni huzuruna çağırmasını bekliyorum.”diye cevap alır.

Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin talebelerinden Mustafa Sungur Ağabey, Üstad’ın namaz kılışını şöyle anlatır;
”Üstadımızın namazı, namazda ki, mazhariyeti, heybeti,huzuru ve huşuu bambaşkadır. Biz onu ifade edemeyiz. Onun namazda ki, nihayetsiz tecelliyata mazhariyetinden bizim hissettiğimiz milyarda bir dahi olmaz. Evet bu katidir. Namaza duruşu, tekbir alışı, ellerini bağlayışı, Cenab-ı Hakk’a dua ve tezellülü, Fatihayı kıraatı, Fatihanın herbir kelimesini teker teker, cümle cümle ve bütün meratibiyle okuyup hissetmesinde ki, dergah-ı İlahiyeye takdim etmesinde ki, vüsat, külliyet ve ulviyet bizim gibi hiç enderlerin beyanına gelemez. Hele namaz teşehhüdünde ki, ”Ettahiyatü”yü Cenab-ı Hakk’a takdim ederken nasıl bütün kainatı ruhunun eline alıp öylece arz etmesinde ki, kudsiyeti ifade edemeyiz.”

Talebelerinden Bayram Yüksel Ağabey’in bu konuda ki, hatırası ise;
”Üstadımız namazı çok huşu içinde kılardı. Sureleri okurken tane tane okur, namaza dururken tam huzura vardığında niyet ederken ”Allahü Ekber” dediği zaman, bizler arkasında korkardık. Üstad’ımız namaz vaktine çok dikkat eder. Namazı vaktinde kılardı. Kırlarda olsun yolculukta olsun, namazı vaktin evvelinde kılardı.”

Re’fet Barutçu Ağabey’de, Üstad’ın namaz kılışını şöyle dile getirir;”Üstad namaz vakitlerini hiç geçirmez, vakit girince hemen namazını eda ederdi. Heybet ve huşu içinde huzura bir girişi vardı ki, tarifi mümkün değil.”İlahi Ya Rab!. İlahi Ya Rab!. İlahi Ya Rab!. Allahü Ekber!” diyerek sarsılır, haşyet içinde sallanarak süratle namaza girerdi.”

Üstad Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri, kendisini görenlerin ve arkasında namaz kılanların ifadelerine göre, namazı büyük bir huşu, huzur içinde eda eder. Adeta namaz esnasında maddi alemden kopar, sureleri tane tane okur, onları hisseder ve dergah-ı İlahiyeye teslim eder.

 

 

 

 

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir