HAVA ASTSUBAY MEHMET ÖZPOLAT

Gaziantep’in Kilis ilçesinde 1922 yılında dünyaya gelen Mehmet Özpolat, 1941 yılında Hava Astsubay okulundan mezun olur. Daha sonra yurdun çeşitli yerlerinde Hava Astsubay olarak görev yapar.

Eskişehir’de görev yaptığı 1943-44 yıllarında samimi dostu Saatçı Şükrü Efendi’nin dükkanında meydana gelen bir hırsızlık olayını duyan birisinin,”Emirdağ’da bir hoca var, sizin saatleri çalan hırsızı bulur.”demesi üzerine Mehmet Özpolat, Saatçı Şükrü Efendi ile birlikte Emirdağ’a gitmeye karar verirler.

Mehmet Özpolat, arkadaşı Şükrü Yürüten ile birlikte ertesi gün Emirdağ’a giderler. Orada Mehmet Çalışkan Ağabey’i bulurlar. Ona meramlarını anlatırlar, çalınan saatlerinin bulunması için ”bu hoca çalanı bilirmiş, bizi ona götürür müsün?” derler. Çalışkan Ağabey,”Ben hocaya bir sorayım, ona göre gideriz.” der. Daha sonra ise gelir,”Üstad sizi kabul etmiyor.Risale-i Nur okusunlar, sonra yanıma gelsinler.” cevabını getirir.

Eskişehir’e geri dönen Mehmet Özpolat ve Şükrü Efendi, Risale-i Nur’u aramaya başlarlar. Ve aradıkları Risale-i Nurları Tenekeci Osman Ağabey’de bulurlar. Osman Ağabey İslam yazısı ile yazılı Gençlik Rehberi adlı eseri bunlara verir. Eseri alan, Mehmet Özpolat o gece Şükrü Yürüten’in evinde bir Albay, Yarbay, Yüzbaşı ve Hastahane Baştabibi ile birlikte toplanıp Gençlik Rehberini okurlar. Eserin çok muazzam ve kıymetli olduğuna karar verirler.

Bir hafta sonra Albay Reşad Fevzioğlu, Binbaşı Hayri, Yüzbaşı Ekrem Hanyalı, Astsubay Ahmet Yayla, Ahmet Özyazar, Mehmet Özpolat ve Saatçi Şükrü sabah namazını kılıp topluca Emirdağ’a Üstad Bediüzzaman Hazretlerini ziyarete giderler. Emirdağ’a gelirler, Ceylan Ağabey’le Üstad’a haber gönderilir, Üstad onları hemen kabul eder. Onlara şu dersi verir:

”Ben softa bir hoca değilim. Bakımcı da değilim. Siz asker olduğunuz için orduda daha kıymetli bir yeriniz var. İman hizmetine daima çalışın.”

Bir süre sonra Samsun’da yayın yapan Büyük Cihad Gazetesinin sahibi saatçı Şükrü Efendi’nin dükkanına gelir. ”Beni Üstad’a götürür müsünüz?” der. Durumu müsait olan Mehmet Özpolat, teklifi kabul eder. Beraberce otobüse binerler ve Emirdağ’a gelirler. Otobüsten inmeden bir kardeş onları karşılar, ”Üstad sizi bekliyor”diyerek onları alır, Üstad’ın kaldığı eve götürür.

Üstad, karyolada bağdaş kurmuş, kardeşlerle sohbet ederken, onları görünce,”Hoş geldiniz kardeşler, oturun”der. Bir süre sohbet devam eder, Üstad daha sonra Büyük Cihad Gazetesi sahibine döner;

”Kardeşim sizin gazetenizin kapandığına üzüldüm. Merak etmeyin, ilerde gazeteniz açılır, yayına başlarsınız. Ben bana yaptıkları eziyetlere hakkımı helal ettim. Siz de ediniz.”

Üstad Bediüzzaman Hazretlerini birçok kere ziyaret edip dersini dinleyen Mehmet Özpolat, 1952 yılının Ramazan ayında yaptığı bir ziyarette ise Üstad’ın renginin bem beyaz olduğunu dilinin de beyazlaştığını ve onlara şöyle hitap eder;

”Kardeşlerim,Kardeşlerim! Masonlar beni bu gece zehirlediler. Ben bu gece sahur yemeğimi, soğuması için penceremin kenarına bırakmıştım. Masonlar bekçiyi öğretmişler. Bekçi tahta merdivenle penceremin kenarına kadar çıkıp arsenik zehirini yemeğime koymuş. Ben de yedim, çok hasta oldum. Cevşen okudum. Allah’a yüz bin defa şükür, kurtuldum.”

Mehmet Özpolat’ın Eskişehir’den Diyarbakır’a tayini çıkar. O gitmek istemez, istifa dilekçesini yazar tabur komutanına verir. Komutan,”sen bir düşün, gitmek istemezsen dilekçeyi muameleye koyarım, istemezsen koyman, 15 gün düşün.”der.

Tenekeci Osman ile beraber Üstad Hazretlerini ziyarete giderler. Üstad onlara ders yapar. Osman Efendi bir ara Üstad’a döner,”Kardeşimizin tayini Diyarbakır’a çıktı, fakat gitmek istemiyor, istifa etmek istiyor.”der. Üstad, birden celallenir, iki dizi üstüne kalkarak;

”Biz havacı kardeşlerimizi daha çok görmek istiyoruz. Sen istifa veriyorsun, doğru Diyarbakır’a görevinin başına gideceksin. Sen Diyarbakır’da daha çok hizmet edeceksin. Daha iyi arkadaşlarla tanışacaksın. Diyarbakır’da Mehmet Kayalar’a benden selam söyle, doğru vazife başına.”

Üstad’la helalleşen ve yanından ayrılan Mehmet Özpolat, istifa dilekçesini geri alır. 1953 yılında Diyarbakır’a gider. Mehmet Kayalar Ağabey’i bulur, Üstad Hazretlerinin selamını söyler, yatsı namazından sonra evde yapılan derslere katılır.

Bir gün Mehmet Kayalar Ağabey, ona dönerek, ”Barla’ya gideceksin. Üstad’ı göreceksin. Bu mektubu ona vereceksin.” Yola çıkan Mehmet Ağabey, Isparta’ya gelir. Tahiri Ağabey, onu Eğirdir dolmuşlarına götürüp, bindirir. Akşam üzeri Barla’ya gelir. üstad’ın evini bulur, onu Zübeyr Ağabey karşılar. Geliş sebebini anlatır. Mektubu, Zübeyr Ağabey’e verir. Bu sırada Yatsı namazı olur. Üstad Hazretleri, imam, Zübeyr Ağabey müezzin ve Mehmet Ağabey’de cemaat olarak Yatsı Namazını kılarlar. Namazdan sonra tesbihat yaparlar, Üstad odasına çekilir. Zübeyr Ağabey, ona sabah namazına kadar İslam yazısı ile Tesbihatı yazar, ve ona verir. Sabah Namazını yine Üstad Hazretlerini imamlığında eda eder, tesbihattan sonra Üstad,

”Kardeşim! Mehmet Kayalar benim vekilimdir, MaşaAllah, BarekaAllah sizin gayretlerinizden memnunum ve sizin hepinizi dualarıma dahil ettim.”

Bu görüşmede Üstad Hazretlerinin kendisine baktığını farkeden Mehmet Özpolat,”Üstad benim suallerime cevap veriyordu. Ama manen başka alemlerde yaşıyordu. Bana döndü,”Hüsrev’le görüştün mü?” dedi. ”Evet, yarım saat görüştüm.”dedim Hüsrev Ağabey’in teksir makinesi alacağını, bütün beldelere Nurları çoğaltıp göndereceğini söyleyince, Üstad Hazretleri çok sevindi. ”Barekallah fütuhata eriyoruz. Mehmet Kayalar ve kardeşlere selam söyle, bütün kardeşlerimi dualarıma dahil ettim” dedi, ve bende daha sonra yanından ayrıldım.

Zübeyr Ağabey, onu bir cipe bindirir, oradan Eğirdir’e,ve Isparta’ya gelen Mehmet Özpolat, sonra da Diyarbakır’a döner.(Derleme, N, Şahiner, Son Şahitler)

Mehmet Özpolat’ın hatıralarında, Üstad Hazretlerinin odası ise şöyle yer alır. İnce bir yer yatağı, ince bir yorgan, bir cep saati, ibrik, çay takımı. Başkaca göze çarpan bir dünya malı oda da görülmez.

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir