KA’B BİN MALİK (RA) IN TÖVBESİ
Ensar Sahabeleri arasında yeralan Ka’b bin Malik’in tövbesi nasıl olmuştur?
Peygamber Efendimiz(ASM) döneminde sahabeler arasında tövbesi ile meşhur olan Medineli Sahabe Ka’b bin Malik’in tövbesi şöyle olmuştur.
Tebük Gazvesi öncesi müslümanları toplayan Rasulullah, onlara ilk defa Tebük’e sefere çıkalacağını söyledi. Herkes bütün gücüyle sefere hazırlanmaya başladı. Ka’b ise ”Hazırlığımı ne zaman olsa yapabilirim!” diyerek bağ, bahçe işleri ile oyalandı. Rasulullah sefer için yola çıktığı zaman da hazırlığı olmadığı için katılamadı. Medine’de kaldı.
Tebük Gazvesinden dönen Rasulullah, özrü olmadığı halde sefere katılmayan Ka’b bin Malik ile beraber Bedir Gazisi Hilal bin Ümeyye ile Mürare bin Rebi’yeye haklarında Allah’ın hükmü gelinceye kadar beklemelerini söyledi. Eşleriyle birlikte yaşamalarını, sahabilerin ise onlarla konuşmasını yasakladı.
Bu emir üzerine müslümanlar bu üç sahabe ile konuşmamaya başladılar. Şiddetli karar üç sahabeyi derin bir üzüntüye ve gözyaşlarına boğdu. Dünyaları başlarına yıkıldı. Hemen tövbe etmeye ve Allah’tan af dilemeye başladılar.Günler böyle geçti. Her yeni gün yeni bir kabus, dayanılmaz acı ve ızdırap kaynağı oluyordu. Hükmün gelmesi bekleniyordu.
Elli gün böyle ızdırap, gözyaşı tövbe içinde geçti. Nihayet ellinci günün sabah namazında beklenen müjde geldi.
Rasulullah, o sabah namazından sonra bu üç sahabi hakkında tövbelerinin nazil olan Tevbe Suresi 117-118 nci ayetlerle kabul edildiğini halka ilan etti. O günü Ka’b bin Malik şöyle dile getirir:
”İşte tam ellinci günün sabahı Seli dağı üzerinden birisinin en yüksek sesiyle,
”Ya Ka’b Müjde!” diye olanca gücüyle bağırdığını işittim. Hemen secdeye kapandım. Meğer ellinci günün sabah namazından sonra Rasulullah, Allah’ın bizim tövbemizi kabul ettiğini ilan etmiş ve halk bize müjdeye koşmuş. Diğer iki sahabi tarafına bir takım müjdeciler giderken, bana da müjdeyi vermek için Zübeyir bin Avvam ile Eslem kabilesinden bir koşucu olan Hamza bin Amr da Seli dağının üstüne çıkarak bana doğru bağırmaya başlamış.
Müjdeci bana gelince üzerimde ki,iki elbisemi çıkarıp müjdelik olarak ona giydirdim! Vallahi o gün bundan başka elbisem yoktu! Kendim Ebu Katade’den emanet iki elbise aldım ve giydim. Doğruca Rasulullah’a koştum. Halk bölük bölük beni karşılıyor, tövbemin kabulünü tebrik ediyorlardı. Bana;
”Allah’ın tövbeni kabulünü tebrik ederiz!” diyorlardı.
Mescide girdim. Rasulullah mescidde oturuyordu. Selam verdim. Rasulullah’ın mübarek yüzü sevincinden parlıyordu. Bana;
”Annenin seni doğurduğu günden beri geçen günlerin en hayırlısı olan bir günün hayır ve saadeti ile sana müjdeler olsun!” buyurdu. Ben;
”Ya Rasulullah!Bu müjde senin tarafından mı? Allah tarafından mı!” dedim. Rasulullah;
”Hayır! Doğrudan Allah tarafından!” buyurdu. Ben;
”Ya Rasulullah! Allah’a ve Resulüne teslim edilmiş halis bir sadaka olarak malımın tamamından sıyrılıp çıkacağım” dedim. Rasulullah,”Malının bir kısmını kendine koy! Bu senin için daha hayırlıdır.” buyurdu. Ben de; ”Şu Hayber’de ki, hissemi alıkoyayım. Ya Rasulullah! Allah beni bu badireden ancak doğruluğumla kurtardı. Hayatta kaldıkça doğru söylemek de tövbemin tamamıdır.”




Cevapla
Want to join the discussion?Feel free to contribute!