ÖĞRETMEN TALEBE AKİF ARIÖZSOY
Üstad Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerini Emirdağ’a ikinci defa gelişinde ziyaret eden Akif Arıözsoy, elini öpüp duasını alır. O dönemde ilk okul öğretmeni olan Akif, ilk ziyaretten sonra birçok defa Üstad Hazretlerini ziyaret eder.
Akif Arıözsoy, bir defasında köyü olan Asar’da iken, Üstad talebeleri ile birlikte otomobiliyle gelir. Bayram, Hüsnü ve Mustafa Ağabeylerle gelen Üstad, Akif’e, Asar içinde bir yeri göstererek,”Sen Risale-i Nur’un inkişafına sebep olacaksın” diyerek iltifat eder.
Heryerde her zaman Risale-i Nur ve Üstad Hazretlerini tanıtan ve risaleden dersler yapan Akif Ağabey, bir gün Emirdağ’lı hocaların çoğunlukta olduğu bir meclise girer, hocalardan biri onu kastederek, ”Onun hocası var. O da ondan ders alıyor” diye onu kınamak isterken bir diğeri ise,” Biz de Bediüzzaman’ın okuduğu kitapları okuyor, onun söylediklerini söylüyoruz. Ne diye halk onun peşinden koşuyor, anlamıyoruz? Biz de Bediüzzaman’ın bildiklerini biliyoruz” diye konuşunca söze giren Akif,”Efendim, müsaade ederseniz sizlere küçük bir sorum var?”deyince, ”Sor bakalım?” derler.
”Efendim, dünya yuvarlak mı, dönüyor mu?” der.
Emirdağ’lı hocalar birkaç saat aralarında çeşitli yorumlar, izahlar yaparak,”Dünya dönmüyor.” diye cevap verirler. Ve Akif’e dönerek, ”Senin hocan ne diyor?”derler. Akif, Üstad Hazretlerinin dünyanın yuvaklak olduğunu ve döndüğünü Risale-i Nur’dan aklında kalan kadarıyla anlatır ve onları susturur.
Akif Arıözsoy, Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin uğradığı haksız baskı ve hapis hayatına dair devletin çeşitli kademelerinde yer alan görevlilere telgraflar çekerek, Üstad’ın serbest bırakılmasını, Risale-i Nur’un Kur’anın bir tefsiri olduğunu, buna sadece Türkiye’nin değil bütün insanlığın muhtaç olduğunu okullarda ders kitabı olarak okutulmasını ister.
Devlet erkanına, Milli Eğitim Bakanlığına ve diğer görevlilere çektiği telgraf sebebiyle çok zulüm ve eziyete uğrayan Akif Ağabey, Afyon’da Isparta Otelinde kalırken polisler tarafından gözaltına alınır. Sorgu Hakimliğine getirilir, savcı elinde devlet erkanına çekilen telgrafla sorguya başlar.
Savcı, sorguya ”Said Nursi’yi tanıyor musun?” sorusuna Akif, ”Evet” cevabı verir. Sorgu daha sonra şöyle devam eder.
”Talebe misin?”,
”Evet”,
”Halen Risale okuyor musun?”,
”Evet”,
”Evinde de var mı?”,
”Evet”,
”Bu telgrafları sen mi çektin?”,
”Evet”
Bu sorgulamadan sonra beş gün nezarette kalan Akif Arıözsoy, çeşitli eziyetlere maruz kalır, sonra serbest bırakılır.
Bu olayın bir benzerini Emirdağ’da yaşayan Akif Arıözsoy, mahkemede beraat ettikten sonra Üstad Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin yanına uğrar, Üstad onu teselli eder,”Ben de bir zamanlar senin gibi şefkat tokatları yemiştim.” der.(N. Şahiner, Son Şahitler’den derleme.)




Cevapla
Want to join the discussion?Feel free to contribute!