Denizli’nin Çivril ilçesinin Homa kasabasında 1901 yılında dünyaya gelen Sami Tüzün, Homa Nur Talebelerindendir. Yeni adı Gümüşsuyu olan Homa Kasabası talebeleri Risale-i Nur’lar da ”Homa Kahramanları” olarak anılır. Homa, Risale-i Nur’da önemli kasabalardan biridir.

”Aziz, sıddık kardeşlerim!

Homalı kardeşlerimizden Ali namında bir şakird, Hâfız Ali’nin vefatı günlerinde vefat ettiğini Sami Bey bana söylediği gibi Homalı kahramanlardan Mehmed Ali dahi bana yazdı. Ben de o Ali’yi o büyük şehit Ali’ye çok dualarda arkadaş yaptım.

Bu yakında, bizimle alâkadar bir hanım, üç kardeşimizin öldüğünü görmüştü. Tabiri: Bu iki Ali ve Risale-i Nur’a hapiste tabi olmak isteyen, asılan Mustafa, umumuzun bedeline âhirete gittiler ve selâmetimizin hesabına feda oldular, demektir.(13. Şua)”

Aziz, sıddık kardeşlerim;

Bütün ruh ve kalb ve aklımla sizin leyâli-i aşerenizi tebrik ederiz. Bizim şirket-i mâneviyemizde büyük kazançlar edeceklerini rahmet-i İlâhiyeden niyaz ederiz. Bu gece rüyamda yanınıza gelmiş, imam olarak namaz kılacağım halinde uyandım. Benim tecrübemle rüyanın tâbiri çıkacağı zamanda Sava ve Homa kahramanlarından iki kardeşimiz rüyayı tabir etmek için umumunuz namına geldiler. Ben de umumunuzu görmek gibi mesrur oldum.

Kardeşlerim; Gerçi bu vaziyet, hem muvafığa ve bir kısım memurlara Risale-i Nur’a karşı bir çekinmek, bir ürkmek vermiş, fakat bütün muhaliflerde ve dindarlarda ve alâkadar memurlarda bir dikkat, bir iştiyak uyandırıyor. Merak etmeyiniz, o Nurlar parlayacaklar. (HAŞİYE: Ey kardeş, dikkat buyur. Denizli hapsinde, bütün esbab-ı âlem zâhiren Üstadın aleyhinde, idam hükümleriyle mahkemeye verilmişken, Üstad diyor: “Merak etmeyiniz kardeşlerim, o Nurlar parlayacaklar.” Bu söz, bak, nasıl tahakkuk etti? Naşirler)
Said Nursî(On Üçüncü Şua)”

Üstad Bediüzzaman Hazretleri’nin Hüsrev ve Tahiri’den sonra üçüncü dediği Hasan Atıf Ağabey’in gayretleri ile bu kasabada başlayan Nur hizmetinde Sami Tüzün’de ön saflarda yeralır. Sami Ağabey’in hayatına bakınca hep sıkıntılarla dolu olduğu görülür. Başında bulunan sarığı çıkarmadığı günlerde ilk cezayı alır.

Hasan Atıf Ağebeyden,Beşinci Şua risalesini alan birisi bunu doğrudan karakola götürür. Hasan Ağabey ile birlikte Sami Tüzün tevkif edilir. 1943 yılında olan bu hadise üzerine çeşitli yerlerdeki Nur Talebeleri ve Üstad Bediüzzaman Hazretleri de tutuklanarak Denizli Cezaevine konulur.

Sami Tüzün, 1943 yılında yapılan tutuklanmadan sonra Üstad Bediüzzaman Hazretleri ile birlikte Denizli Hapsinde 9 ay kalır. Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin talebesi olması dolayısıyla Denizli de 9 ay hapis yatan Sami Tüzün, daha sonra aynı gerekçeyle 14 ay daha ceza alır. Bu arada şeker hastalığına yakalanır.

Hastalığı hayatının son zamanlarında iyice artan Sami Tüzün Isparta Hastahanesine götürülür, namaz kılmasına izin verilmeyince tedaviyi bırakır ve Homa’ya döner. Daha sonra Ankara Hastahanesine gider, 1962 yılında burada vefat eder. Ankara’da Hacı Bayram Camiinde kılınan cenaze namazı sonrası Homa’da toprağa verilir. Nurköy olarak kendisine Allah’tan rahmet dileriz.

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.