EVLİYA VE ASFİYA KİME DENİR?
Asfiya ve Evliya kimlere denir, aralarında ki, fark nedir?
Asfiya kelime olarak,saf,halis,seçkin gibi manalara gelir. Dini bir terim olarak ise, görünen ve gizli manevi ilimlerde derinleşmiş hayatlarını Allah’ın rızasını kazanmaya adamış hakikat ehli zatlar ve İslam alimleri için kullanılır.
Veli,dost,arkadaş manalarına gelir. Evliya bu kelimenin çoğuludur. Allah’ın dostu, sevgili kuludur. Hak ve hakikate aşık kimsedir. Kur’an’ı Kerim ve Peygamber Efendimiz(ASM)ın sünnetine göre hareket edenler.
Peygamber Efendimiz (ASM)ın dönemi Asr-ı Saadedinden sonraki devir ve asırlarda hak ve hakikat iki koldan yayılmış. Biri kalb yolu diğeri akıl yolu. Kalbi esas alan keşif ve kerametler yoluyla iman hakikatlerini insanların manevi imdadlarına yetiştiren mürşidlere ”evliya” ismi verilmiştir.
İman hakikatlerini kitap ve sünnetten alan akıl, fikir ve ispat yoluyla müslümanların manevi imdadına sunan kişilere de ”asfiya” denilmiştir.
Üstad Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri,evliya ve asfiya’larla ilgili olarak Risale-i Nur’un çeşitli bölümlerinden onlardan şöyle bahseder;
”Evet, nass-ı hadisle, nev-i beşerin en mümtaz şahsiyetleri olan yüz yirmi dört bin enbiyanın icmâ ve tevatürle, kısmen şuhuda ve kısmen hakkalyakine istinaden, müttefikan âhiretin vücudundan ve insanların oraya sevk edileceğinden ve bu kâinatın Hâlıkının kat’î vaad ettiği âhireti getireceğinden haber verdikleri gibi; onların verdikleri haberi keşif ve şuhud ile, ilmelyakin suretinde tasdik eden yüz yirmi dört milyon evliyanın o âhiretin vücuduna şehadetleriyle..” (Lem’alar 26 ncı Lem’a)
”enbiyaların (aleyhimüsselâm) dâvâlarını ispat eden ve asfiya ve sıddîkîn denilen mütebahhir, müçtehid muhakkikler, onu dershanelerine çağırdılar. O da girdi, gördü ki: Binlerle dâhi ve yüz binlerce müdakkik ve yüksek ehl-i tahkik, kıl kadar bir şüphe bırakmayan tetkikat-ı amîkalarıyla, başta vücub-u vücud ve vahdet olarak müsbet mesâil-i imaniyeyi ispat ediyorlar.”
(Şualar, Yedinci Şua)
Üstad Hazretleri, evliyaların keşif ve keramet ile asfiyaların ise,ilim ile kesin ve kuvvetli delillerle iman hakikatlerini ispat ettiklerini ve bunların açık özelliklerini de
”Nev-i beşerdeki bütün ervâh-ı neyyire ashabı olan enbiyalar (aleyhimüsselâm), bâhir ve zâhir mu’cizatlarına istinad ederek; ve bütün kulûb-u münevvere aktâbı olan evliyalar, keşif ve kerametlerine itimad ederek; ve bütün ukûl-u nuraniye erbabı olan asfiyalar, tahkikatlarına istinad ederek, birtek Vâhid-i Ehad, Vâcibü’l-Vücud, Hâlık-ı Külli Şeyin vücub-u vücuduna ve vahdetine ve kemâl-i rububiyetine şehadetleri, pek büyük ve nuranî bir penceredir; hem her vakit o makam-ı rububiyeti göstermektedir. Ey biçare münkir! Kime güveniyorsun ki bunları dinlemiyorsun? Veyahut gündüz içinde gözünü kapamakla, dünyayı gece mi oldu zannediyorsun?”(Sözler, Otuz Üçüncü Söz)”beyan ediyor.
Evliya da kalb hakim, asfiyada akıl ve ilim başta gelmektedir. Sayısı milyonları bulan evliya’lar iman hakiketlerini manevi keşif ve keramet yoluyla görüp tasdik etmiş, asfiya denilen zatlar ise,iman hakikatlerini aklen, fikren ispat etmişlerdir.




Cevapla
Want to join the discussion?Feel free to contribute!