NEFİS VE ŞEYTANIN HUCÜMUNA

Sabri’nin fıkrasıdır.

Üstad-ı Ekremim;

Hikmetü’l-İstiâzenin ikinci kısmı öyle kıymettar bir hazine-i cevahir ve maraz-ı vesvesenin iksir bir ilâcıdır ki, âlem-i fâniden âlem-i bekaya göçünceye kadar, nefis ve şeytanın hücumuna mâruz bulunan insan, kalbinin üzerine asıp beraberinde taşımalı.

O iki düşman her zaman köpük gibi, zahirde birşeye benzeyip, hakikatte ele avuca girmeyen havâî itirâzât-ı muannidâne yaparlar. Onlara karşı en rasîn tahassungâh ve en güzel esliha ve bu uğurda sarf edilecek hâlis sikkeler bunlardır. Zira vücudumda tecrübe yaptım. Sualleri okuduğum vakit nefsim, sual cihetine mâil bulunuyor. Ve ehemmiyet veriyor.

Fakat, elhamdü lillâh, akabinde, tevâli eden Kur’ânî elmas müdafaalar, o kabil emrâz-ı nefsaniyeyi çabuk çürütüyor ve kökünden kurutuyor.

Şu nuranî ve Kur’ânî hikmetleri bihakkın takdir hususunda, zîruh ve zîşuurun mükemmeli bulunan nev-i beşerin, bidâyet-i vahiyden tâ haşre kadar, i’câz ve icâzında izhar-ı acz edegeldikleri, dâvâmızın bâriz ve zâhir bir delilidir.

Hülâsa: Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyânın ahkâm-ı bî-nazîrinden olan şu Risale-i İstiâze-i Furkaniyeyi mütalâamda, derya-yı hakaikte sermest-i hayran kalarak, kemâl-i aşkla dedim:

“Yâ Rab, şu Kitab-ı Mübînin infaz-ı ahkâmını teshil ve teysir ve dellâl-ı Kur’ân’ı da, âmâl ve makasıdında muvaffak ve cemi’ ihvanımla beraber bu kemter kulunu da, hulûl-i ecelime değin, Kitab-ı Mübîne hâdim buyur” duasıyla arîza-i âciziyeye hâtime veririm.
Sabri(Barla Lahikası)

Hikmet-i İstiaze, kelime olarak her türlü kötülükten, şeytanın vesvesesinden, belasından, zararından Allah’a sığınmadır. Allah’ın korumasını, yardımını dilemek, istemektir. Risale-i Nur Külliyatında On Üçüncü Lem’a şeytanın hilelerine karşı Allah’a sığınmanın yolları anlatılır.

Bu risaleyi okuyan Sabri Ağabey, insanın en büyük düşmanı olan şeytanın mesleğini ve mahiyetini en güzel tarzda öğrendiğini bizlerle paylaşmaktadır. Bu risaleyi anlayarak, akıl midesinde hazmederek okuyan birisi en büyük düşmanı olan şeytanı tanır, onun hile ve tuzaklarını anlar, öğrenir ne yapması gerektiğini bilir.

Bu risale insanı vesveseden kurtarır günah işlediğinde tövbe kapısının açık olduğunu öğrenir, tövbe ederek Allah’tan affını diler. Tövbe, istiğfar ederek şeytanın tuzağından kurtulur.

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir