Girdi yapan Nurköy

,

ŞAİR SAHABE ABBAS BİN MİRDAS(RA)

Mekke ve Medine arasında yaşayan Süleym kabisine mensup olan Abbas bin Mirdas, 629 yılında kabilesine mensup bazı kişilerle birlikte Rasulullah’a giderek biat edip İslamiyeti kabul etmiştir. Abbas bin Mirdas, şair bir kişiliğe sahip olup, halim, selim, temiz kalpli Cahiliye döneminde bile kendisine içkiyi yasaklamıştı. Babası Mirdas, Dımar adı verilen bir puta tapmaktaydı. Oğlununda bu puta […]

,

ŞEHVET ÖFKE VE NEFİS

BEŞİNCİ İŞARET Cenâb-ı Hak, kütüb-ü semâviyede beşere karşı Cennet gibi azîm mükâfat ve Cehennem gibi dehşetli mücâzâtı göstermekle beraber, çok irşad, ikaz, ihtar, tehdit ve teşvik ettiği halde; ehl-i iman, bu kadar esbab-ı hidayet ve istikamet varken, hizbüşşeytanın mükâfatsız, çirkin, zayıf desiselerine karşı mağlûp olmaları, bir zaman beni çok düşündürüyordu. Acaba, iman varken, Cenâb-ı Hakkın […]

,

HAVACI AHMET ÖZYAZAR

Ahmet Özyazar, 1928 yılında Amasya’ya bağlı Merzifon’da doğdu. Hava astsubay olarak uzun yıllar orduda görev yaptı. 1958 yılında bir zat kendisine Hastalar Risalesinden bazı bölümleri okur. Böylece Risale-i Nur’larla tanışır. 1959 yılında ağır bir hastalığa yakalanır, uzun süre hastahanede kalır daha sonra iyileşir. Hastalığı atlatan Ahmet Özyazar, Risale-i Nur’ları yazmaya karar verir. Önce İhlas Risalesini […]

,

İKİ YÜZ SENEDİR DÜNYAYA BÖYLE BİR ESER GELMEDİ

Hafız Ali Görgel Efendi, 1877 yılında Şekerli Mahallesinde dünyaya gelir. Küçük yaşta, ”Huffaz”Mektebine gönderilir, hafızlığı burada Tiyeklioğlu Hafız Veysel Efendi’de tamamlar. Maraş, Kayseri, Halep ve İstanbul’da tahsil görür. Tahsil dönüşü Maraş’ta Çarşıbaşı Camiinde imamlık yapmaya başlar. 1929 yılında Maraş’ta müftülük sınavı açılır. Sınavı kazanan Hafız Ali Görgel, Maraş Müftüsü olur. Tam 35 sene bu makamda […]

,

EVET HAKİKATEN SİZ BİR LOKMANSINIZ

Ahmed Hüsrev’in bir fıkrasıdır. Üstadım Efendim; Bir hafta evvel “Hikmetü’l-İstiâze” isimli risalenin bir kısmını ve birkaç gün evvel de diğer kısmıyla, On Dördüncü Lem’anın Birinci Makamını aldım. Hikmetü’l-İstiâzenin Birinci Kısmını müteaddit defalar kardeşlerimle okudum. Dedim: Ey sevgili Üstadım; Bu kıymettar risaleyle mücahid talebelerinize öyle güzel bir ilâç takdim ediyorsunuz ki, bu ilâçlarla mânevî yaralarımızı o […]

,

ŞAİR DIRAR BİN HATTAB BİN MİRDAS(RA)

Dırar bin Hattab bin Mirdas el-Kureyşi Mekke’de doğmuştur. Babası Hattab bin Mirdas bin Kesir, annesi Hind binti Malik el-Fihri’dir. Babası, Kureyş kabilesinin Beni Fihr kolunun reisidir. Kureyş’in en iyi şairleri arasında yeralmıştır. İslamiyetten önce meydana gelen Ficar Savaşında Beni Fihr’in bayraktarlığını yapan Dırar bin Hattab, Uhud ve Hendek’te müşrik olarak müslümanlara karşı savaşır. Mekke Fethinde […]

,

HAYAL NİMETİNİ DOĞRU KULLANMAK

BİRİNCİ MEBHAS: اِنَّ كَيْدَ الشَّيْطاَنِ كَانَ ضَعِيفًا “Muhakkak ki şeytanın hilesi pek zayıftır.” Nisa Suresi, 76 nci ayeti) Ey sû-i vesveseden meyus nefsim! Tedâi-yi hayalât, tahattur-u faraziyat, bir nevi irtisam-ı gayr-ı ihtiyarîdir. İrtisam ise, eğer hayırdan ve nuraniyetten olsa, hakikatin hükmü bir derece suretine ve misaline geçer: güneşin ziyası ve harareti, âyinedeki misaline geçtiği gibi. […]

,

AFYONLU AHMED HANCIOĞLU

Afyon’lu olan Ahmed Hancıoğlu, Üstad Bediüzzaman Hazretlerini Afyon Mahkemesi dolayısıyla Afyon Cezaevinde tanımıştır. O dönemde Afyon Halinde dükkanı olan Ahmed Hancıoğlu, Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin ihtiyaçlarını yerine getirip, dışardan yardım etmiştir. Hapishaneden kendisine gelen listede ki, ihtiyaçları karşılamıştır. Ahmed Hancıoğlu, Üstad Hazretleri ile karşılaşmasını ise şöyle dile getirir: ”Afyon halinde bir dükkanım vardı. Daha önceleri Bediüzzaman […]

,

İMKAN-I ZATİ, İMKAN-I ZİHNİ

İmkan-ı zati, imkan-ı zihni, imkan-ı akli ne demektir? İmkan, sözlük manası olarak bir işin kolayca yapılabilmesi ve o işin gerçekleşmesi için önünde bir engel bulunmaması anlamına gelir. İmkan, var veya yok olması düşünülebilen şey manasına da gelir. İmkan-ı zati, bir şeyi var veya yok saymanın akla aykırı olmaması durumudur. Bir şeyin aslında mümkün olması demektir. […]

,

BEN ADAM OLAMIYORUM

”Üçüncü adam ve meselesi: Bizlerle pek çok alâkadar bir zât, çok defa dehşetli şekvâ ediyor ki: “Ben adam olamıyorum, gittikçe fenalaşıyorum, mânevî hizmetlerimin neticelerini göremiyorum” diye medet istiyor. Ona yazıyoruz ki: “Bu dünya darü’l-hizmettir; ücret almak yeri değildir. A’mâl-i sâlihanın ücretleri, meyveleri, nurları berzahta, âhirettedir. O bâki meyveleri bu dünyaya çekmek ve bu dünyada onları […]