Habbab bin Eret, Ümm-i Anmar isimli Mekke’li müşrik bir kadının kölesiydi. Kılıç yapan bir demirci ustası olarak Mekke’de meşhur olmuştu. Peygamber Efendimiz ile de tanışır ve görüşürdü. İslam davasını duymuş, yakından yakına ilgilenmeye başlamıştı. Habbâb sonunda Müslüman olmaya karar verdi. Rasûlul­lah (ASV)’a geldi ve “altıncı Müslüman” olarak Kelime-i Şehadet getirdi.

O devrede Müslüman olmak, her türlü çile ve ıstırabı göze almak demekti. Üstelik Hz. Habbâb gibi, inandığını çekinmeden açıkça ilan eden birisi için du­rum çok daha vahimdi. Önceleri çok mahir bir demirci ustası olarak herkesin sevgi ve itibarını kazanmış olmasına rağmen, müşrikler onun Müslüman olma­sını bir türlü hazmedemiyor, her türlü zulüm ve işkenceyi reva görüyorlardı.

Ümmü Ammar kızgınlığından âdeta kuduracak bir hâle gel­mişti. Hz. Habbâb’ın kollarını ve ayaklarını bağlayarak, ateşte kızdırttığı demir­le başını dağlattı. Ama bütün varlığını kaplayan iman ateşi, bu maddi ateşlerden çok daha baskın çıkıyor ve işkencelere o imanla göğüs geri­yordu.

Bir gün Re­sû­lul­lah’a, Ümmü Ammar’ın kendisine yaptığı işkencelerden ve ba­şının ıstırabından şikâyet etti. Hz. Peygamber mübarek ellerini kaldırarak dua buyurdu: “Yâ Rab, Habbâb’a yardım et!”

Aradan çok kısa bir zaman geçmişti ki, Ümmü Ammar dehşetli bir baş ağrısı­na yakalandı. Ağrının şiddetinden ne yapacağını bilemez bir duruma gelmişti. Bazıları ona, başını ateşle dağlamasını tavsiye ettiler. Çaresiz, ona da teşebbüs edecekti. Ve bu işi yapmak da kölesi Habbâb’a düştü. Hz. Habbâb, bir müddet önce imanından dolayı kendi başını kızgın demirle dağlattıran kadının başını demirle dağlıyordu. Kader, Hz. Habbâb (RA)ın intikamını dünyada böyle aldırıyor­du.

Bütün bu işkence ve ıstıraplar karşısında Hz. Habbâb’ın elinden, Re­sû­lul­lah’a sıgınmaktan başka bir şey gelmiyordu. Bir gün, “Yâ Re­sû­lal­lah! Bu cefadan kurtulmam için dua etmez misi­niz?” dedi.

Hz. Peygamber(ASV)ın ibret ve müjde dolu cevabı ise şu oldu:

“Sizden önceki ümmetler içerisinde öyleleri vardı ki, toprak kazılır, sonra bir demir testere getirilir, başının üstüne konurdu da, onları dinlerinden caydıra­mazlardı. Demir taraklarla etleri taranır, kemiklerinden ayırt edilirdi de, onlar dininden yine vazgeçmezdi. Allah elbette bu davayı tamamlayacak ve bütün dinlerden üstün kılacaktır. Öyle ki, hayvanına binip San’a’dan Hadremut’a kadar tek başına giden bir kimse, Allah’tan başkasından korkmayacak, koyunları için de kurt saldırmasından başka bir şeyden endişe duymayacaktır. Fakat siz acele ediyorsunuz!”

İslam’a yeni girenlere Kuran muallimliği de yapan Habbab(RA) bütün gazalarda bulunmuş, Hz. Ebubekir devrinde yalancı peygamberlerle yapılan savaşlara katılmış, Hz. Ömer ve Hz. Osman devrinde de cihattan geri kalmamıştır. 32 hadis rivayet etmiş olan Habbab (RA) 70 yaşlarında Küfe de vefat etmiştir. Allah ondan razı olsun.

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.