Mus’ab bin Umeyr, Kureyş’in asil ve zengin bir ailesine mensub güzel yüzlü, nazik, yumuşak huylu, son derece zeki ve güzel konuşurdu. Peygamber Efendimiz onun için “Mekke’de Mus’ab’dan daha zarif,daha narin, daha güzel kimse yok idi.” buyurmuşlardı.

Mus’ab bin Umeyr, bir gün Peygamberimizin İslamı anlattığı ve Mekke’de müslümanların toplandığı Dar’ul Erkam’a gitti. Resulullahı görür görmez Müslüman oldu. İslamiyeti kabul ettiği an hayatı da aniden değişti. Ailesi sevgili oğullarına eziyet etmeye başladı. Onu dininden döndürmek için günlerce aç ve susuz bıraktılar. Arabistan’ın yakıcı güneşi altında ağır ve tahammülü zor işkenceler yaptılar.

Mus’ab, bu acımasız işkencelere sabır ve sebat gösterir, her seferinde bütün gücüyle: ”Allahtan başka tapılacak, ibadet edilecek ilah yoktur. Muhammed Aleyhisselam O’nun Peygamberidir.” diye haykırırdı.

Resulullahın izniyle Habeşistan’a hicret eden kafilede Mus’ab’ta yeraldı. Bir süre sonra Mekke ileri gelenlerinden bazılarının İslam’a girdiği yolunda yanlış bir haber duyulunca otuz sekiz kişiyle birlikte geri döndü ve Birinci Akabe Biatı’na kadar Mekke’de kaldı.

Birinci Akabe biatında Müslüman olan Medineliler, Resulullah Efendimize: ”Ya Resulallah! İslamiyet, içimizde açıklandı ve yayılmaya başladı. Halkı Allahın Kitabına davet edecek, Kur’an-ı Kerimi okuyacak, İslam dînini anlatacak, İslamın sünnet ve emirlerini bizlere anlatacak, namazlarımızda bize imamlık yapacak bir kimse gönder” diye mektup yazdılar.

Resul-i Ekrem, Medineliler’in bu isteğine karşılık Mus’ab’ı İslam tarihinin ilk muallimi olarak görevlendirdi. Mus’ab bin Umeyr’e: ”Medînelilere Kur’an-ı Kerim okumasını, İslamiyetin emir ve yasaklarını öğretmesini, namazlarını kıldırmasını” emretti. Ve O’nu Medineye gönderdi. Mus’ab, Medine’ye ilk hicret eden sahabi olarak da kabul edilir.

Mus’ab bin Umeyr Medine’de büyük sevinçle karşılandı. Es’ad bin Zürare’nin evine yerleşti. Orada insanlara İslamiyeti öğretmeye başladı. Mus’ab bin Umeyr’in gayret ve hizmetleri ile İslamiyet, Medine’de süratle yayıldı. Hemen hemen İslamiyet her eve girmiş, iman etmeyen kalmamıştı. Sayıları hızla artan Müslümanlar, Medine’de Cuma namazı kılmak istediler. Durumu Resulullah’a bildirerek iznini aldılar. Medineli Müslümanlar hep birlikte Mus’ab’ın imamlığında ilk Cuma namazlarını kıldılar. Medine-i Münevverede ilk kılınan Cum’a namazı bu oldu.

Mus’ab bin Umeyr, Bedr savaşında sancaktar olarak büyük gayret ve kahramanlık gösterdi. Mus’ab, Uhud savaşında da yine sancağı taşıyordu. Bu savaşta Peygamberimizin yanından ayrılmayarak saldıranlara karşı koyuyordu. İki zırh giyinmişti. Bu hâliyle Peygamberimize benziyordu.

Müşrik ordusundan İbn-i Kamia adında biri Peygamberimize saldırırken, Mus’ab bin Umeyr onun karşısına çıktı. Bu müşrik, bir kılıç darbesiyle Mus’ab bin Umeyr’in sağ kolunu kesti. Mus’ab bunun üzerine sancağı derhal sol eline aldı.

Mus’ab bu esnada, Al-i İmran Suresinin 144. ayet-i kerîmesini
وَمَا مُحَمَّدٌ اِلَّا رَسُولٌۚ قَدْ خَلَتْ مِنْ قَبْلِهِ الرُّسُلُۜ اَفَا۬ئِنْ مَاتَ اَوْ قُتِلَ انْقَلَبْتُمْ عَلٰٓى اَعْقَابِكُمْۜ وَمَنْ يَنْقَلِبْ عَلٰ
عَقِبَيْهِ فَلَنْ يَضُرَّ اللّٰهَ شَيْـٔاًۜ وَسَيَجْزِي اللّٰهُ الشَّاكِر۪ينَ

”Muhammed (Aleyhisselam) yalnızca bir elçidir. Ondan önce de elçiler gelip geçti. Şimdi o ölür veya öldürülürse gerisin geri dönecek misiniz? Kim geri dönerse bilsin ki Allah’a asla bir zarar vermiş olmayacaktır. Allah şükredenleri ödüllendirecektir.” okuyordu. İkinci bir darbe ile sol kolu da kesilince, sancağı kesik kollarıyla tutup göğsüne bastırdı ve yine aynı Ayet-i Kerimeyi okudu. Bu haliyle kendini Peygamberimize siper yapan Mus’ab bin Umeyr’in üzerine hücum eden İbn-i Kamia, vücuduna bir mızrak sapladı ve Mus’ab şehit olup yere yıkıldı.

Resulullah Efendimiz, Mus’ab bin Umeyr’i şehit olmuş görünce, başı ucuna dikilerek Ahzab sûresinden:

”Mü’minlerden öyle yiğitler vardır ki, onlar Allah’a verdikleri sözde sadakat gösterdiler. Onlardan bazıları şehit oluncaya kadar çarpışacağına dair yaptığı adağını yerine getirdi. Kimisi de şehit olmayı bekliyor. Onlar verdikleri sözü asla değiştirmediler” mealindeki Ayet-i Kerimeyi okudu ve sonra şöyle buyurdu: ”Allah’ın Resûlü de şahittir ki, siz kıyamet günü Allah’ın huzurunda şehit olarak haşr olunacaksınız.”

Allah, O’ndan razı olsun.

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.