”Birinci hasâret: O kadar sevdiğin mal ve evlât ve perestiş ettiğin nefis ve hevâ ve meftun olduğun gençlik ve hayat zayi olup kaybolacak, senin elinden çıkacaklar. Fakat günahlarını, elemlerini sana bırakıp boynuna yükletecekler.

İkinci hasâret: Emanete hıyanet cezasını çekeceksin. Çünkü en kıymettar aletleri en kıymetsiz şeylerde sarf edip nefsine zulmettin.

Üçüncü hasâret: Bütün o kıymettar cihazât-ı insaniyeyi hayvanlıktan çok aşağı bir derekeye düşürüp hikmet-i İlâhiyeye iftira ve zulmettin.

Dördüncü hasâret: Acz ve fakrınla beraber, o pek ağır hayat yükünü zayıf beline yükleyip zevâl ve firak sillesi altında daim vâveylâ edeceksin.

Beşinci hasâret: Hayat-ı ebediye esasatını ve saadet-i uhreviye levazımatını tedarik etmek için verilen akıl, kalb, göz, dil gibi güzel hediye-i Rahmâniyeyi, Cehennem kapılarını sana açacak çirkin bir surete çevirmektir.

Şimdi satmaya bakacağız. Acaba o kadar ağır bir şey midir ki, çokları satmaktan kaçıyorlar? Yok, kat’a ve asla! Hiç öyle ağırlığı yoktur. Zira helâl dairesi geniştir, keyfe kâfi gelir. Harama girmeye hiç lüzum yoktur. Ferâiz-i İlâhiye ise hafiftir, azdır. Allah’a abd ve asker olmak öyle lezzetli bir şereftir ki, tarif edilmez. Vazife ise, yalnız bir asker gibi, Allah namına işlemeli, başlamalı. Ve Allah hesabıyla vermeli ve almalı. Ve izni ve kanunu dairesinde hareket etmeli, sükûnet bulmalı. Kusur etse, istiğfar etmeli.

“Yâ Rab, kusurumuzu affet. Bizi kendine kul kabul et. Emanetini kabzetmek zamanına kadar bizi emanette emin kıl. Âmin” demeli ve Ona yalvarmalı.”(Sözler)

İnsanın çoki sevdiği nefis, heva, tutkun olduğu gençlik, mal, evlat ve hayat onun elinde durmuyor, çıkıp gidiyor. Eğer helal dairede kullanmadıysa, giderken günahlarını insanın elinde bırakıyor. Bunun da neticesi Cehennem.

Emanet, insana koruması için bırakılan bir şey. İnsan kendisine emanet edileni, sahibinin rızası ölçüsünde kullanabilir, onun arzusu dışında kullanmışsa emanete hıyanet etmiş olur. Bu da cezasız kalmaz.

Allah’ın, insana ahiret hayatında lazım olan şeyleri almak için rahmetinin hediyesi olarak emanet ettiği akıl, kalb, göz ve dili, O’nun emrettiği yolda çalıştırmadın mı ne oluyor? Emanete hıyanet. Bunun da cezası Cehennem. İşte, mümin ile, kafir arasındaki fark. Mümin, Allah’ın kendisine emanet olarak verdiğini O’nun izni dairesinde kullanır, kafir, emanete hıyanet eder,cezasını görür.

Akıl,göz,dil hepsi birer anahtar önünde de iki kapı var.Birisi Cennet,diğeri Cehennem. İnsan kendisine verilen imkanları yerinde kullanacak. Kullanmadın mı? Cezasını çeker. Sana verilen anahtarlar Cennet kapısı içindi, ama sen hür iradeni kullandın gittin, Cehennem kapısını açtın. Ya kusurunu anlayıp tövbe edip kurtulacaksın, ya da cezanı çekeceksin.

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.