ELÇİ HATİP BİN EBU BELTEA

Peygamber Efendimiz (ASM)ın elçilerinden biri olan Hatip Bin Ebu Beltea, Yemen’den Mekke’ye gelip yerleşmiştir. Yemen’deki Kahtani veya Necm bin Adiyy kabilesine mensup olduğu dile getirilen Hatip, Ebu Beltea’nın oğludur.

Cahiliye döneminde iyi ata binmesi ve güzel şiir söylemesi ile tanınan Hatip Bin Ebu Beltea, İslamın Darül Erkam tabir edilen döneminde İslamla şereflenmiştir. İmanı gür, cesur fedekar bir kahraman olarak bilinen Hatip, Habeşistan’a hicret etmemiş, Mekke’de kalmıştır. Medine’ye hicret izni çıkınca kölesi Sad’ı da yanına alarak Zübeyr Bin Avvam ile birlikte Medine’ye ilk hicret edenlerdendir. Rasulullah, Medine’de onu Ruhayla Bin Halid ile kardeş yapmıştır.

Müslümanlar ile müşrikler arasındaki ilk savaş Bedir Gazvesi olmuştur. Bu harbe katılan 313 Sahabe’nin gösterdiği sabır, azim, fedakarlık, Peygamber Efendimiz(ASM)a olan bağlılıkları dillere destan olmuştur.

Hatip bin Ebu Beltea, Bedir, Uhud, Hendek Gazvelerine iştirak etmiş, Biat-ı Rıdvan ve Hudeybiye’de bulunmuştur. Uhud’da Ayneyn Tepesine yerleştirilen okçular arasında yeralan Hatip, savaşın seyri müslümanlar aleyhine dönünce Rasulullah’ın yanına geldi. Dişinin kırıldığını görünce bunu yapan Utbe Bin Ebi Vakkas’a saldırarak onu bir hamlede öldürdü.

Hizmet ehli olan Hatip, kendisine verilen her hizmeti hemen yapardı. Beni Mustalik Gazvesinde müslümanlar susuz kalınca, Rasulullah, ona bir kuzu kazmasını emreder. O da derhal emri yerine getirir ve kazdığı kuzudan çıkan su ile müslümanlara hizmet eder.

Hicretin 7 nci senesinde Hayber Gazvesinde Yahudilere karşı kahramanca savaşan süvariler arasında yer alan Hatip Bin Ebu Beltea’nın sözleri çok tesirliydi. Dinleyenleri etkisi altında bırakırdı. Güler yüzlü tatlı dilliydi. Kuvvetli hitabeti ve ikna edici konuşmaya sahipti.

Mekke’li müşriklerle sulh anlaşması yapan Rasulullah, Medine civarında bulunan hükümdarlara mektup göndererek onları İslam dinine davet etmişti. Rasulullah, birgün sahabeleri ile sohbet ederken,
”Ey Ashabım! Mükafatı Allah-ü Tealadan beklemek üzere şu mektubu, Mısır Hükümdarına kim götürür.” buyurdu.

Hatip Bin Ebu Beltea, hemen yerinden fırladı, ayağa kalktı:
”Ya Rasulullah! Ben götürürüm.”

Bunun üzerine Peygamber Efendimiz de:
”Ey Hatip! Bu vazifeni Allah senin hakkında mübarek eylesin” buyurarak, O’nu Mısır Kralına elçi olarak göndermiştir.

Mısır’a giden Hatip Bin Ebu Beltea, Rasulullah’ın mektubunu Mısır Kralı Mukavvis’e verdi. Mektupta şöyle yazıyordu:

”Bismillahirrahmanirrahim, Allahın kulu ve Resulü Muhammed’den Kibt’in [Eski Mısır halkının] büyüğü Mukavkis’a, Allahü tealanın hidayetine tabi olana selam olsun. Bundan sonra; ben seni İslama davet ederim. Müslüman ol ki, selamet bulasın!

Allahü teala sana iki kat ecir versin. Eğer yüz çevirirsen, bütün Kibt’in vebali senin üzerinedir.

Ey kitap ehli, sizin ve bizim aramızda bir olan söze gelin! Allahü tealadan başkasına ibadet etmeyelim ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmayalım! Allahü tealayı bırakıp bazılarımız bazılarını Rab edinmesinler! Eğer bu sözden yüz çevirirlerse, “Şahid olunuz, biz Müslümanız!” deyiniz!

Rasulullah’ın mektubunu okuyan Mukavvis, Hatip’e dönüp, ”Hayırlısı olsun!”dedi. Mukavvis, Rasulullah’a sunulmak üzere aralarında Mariye’nin de bulunduğu birkaç cariye, binek hayvanı ve değerli bazı hediyeler ve bir mektupla Hatip’i yolcu eder. Hatip hediyelerle Medine’ye gelip Rasulullah’ın huzuruna çıktı. Mukavvis’in mektubunu verir, hediyeleri kabul eden Rasulullah, ”Ne kötü adam! Saltanatına kıyamadı. Halbuki iman etmesine mani olan saltanatı ise, kendisine kalmayacak!”

Hz. Ebubekir (RA) zamanında, Hatip Bin Ebu Beltea yine Mısır’a elçi olarak gönderildi. Hz. Ömer (RA) döneminde ise Mukavvis ile bir anlaşma imzalandı. Miladi 650 yılında Medine’de vefat eden Hatip Bin Ebu Beltea’nın cenaze namazını Hz. Osman kıldırmış ve Baki Kabristanına defnedilmiştir. Allah, O’ndan razı olsun.

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir