Yemen Melik Tübba, Peygamber Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam’dan asırlar önce yaşamış bir insan. Efendimiz (ASM) ın vasıflarını semavi kitaplardan öğrenmiş. Daha sonra Mekke ve Medine’yi ziyaret etmiştir. Risale-i Nur’da, ”Tübba, nasıl gıyaben ve bi’setten evvel iman getirmiş”(Mektubat) cümlesiyle kendisinden bahsedilmektedir.

Tübba, alimlerin Samûl adındaki reisini davet ederek şöyle bir emir verir, “Beklenen Hâtemü’l-Enbiyâ şayet benim zamanımda zuhur edecek olursa ne âlâ. Eğer benden sonra zuhur ederse o muhterem zâta verilmek üzere bir mektup yazacağım.”  diyerek asırlar öncesinden Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam’a bir mektub yazmıştır.

Mektubu anberle birkaç yerinden mühürleyerek ipeklilere sarıp küçük bir kutuya yerleştirip, Medine’de bıraktığı oğluna teslim etti ve şöyle bir vasiyette bulunur:

“Ömrün tamam olduğu zaman bu kutuyu oğluna teslim et. O da kendi oğluna teslim etsin. Muhammed Mustafa Sallallahu Aleyhi ve Sellem, nübüvvet ve risâletle şerefyab olup kavminin eziyetinden dolayı izzet ü ikbâl ile buraya hicret edip teşrif buyurduğu zaman kendisine verilmek üzere benim bu kutumu, birbirinize teslim edersiniz”

Melik bu mektubu yazdıktan sonra maiyetiyle beraber memleketi olan Yemen’e döner. Aradan asırlar geçip de Hâtemü’l-Enbiyâ Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam, Medîne’ye teşrif buyurunca Ebû Eyyûb el-Ensârî Rasûl-i Ekrem Efendimiz’e bu mektubu arz eder.  Ebu Eyyûb el-Ensarî Halid bin Zeyd Hazretleri; Melik Esad Tübba’nın yedinci göbekten gelen çocuğudur.

Resulûllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz,mektubu açıp okutturmadan önce şöyle buyurdu:
“Dinimi seçtiğini, resûl olduğumu, ümmetimden olmayı kabul ettiğini, şânı yüce Rabbim kabul buyurdu. Ben de onu, ümmetliğe kabul ettim.”

Rivayete göre bu mektup kendilerine okunurken Rasûl-i Ekrem: “Sâlih kardeş Tübbâ, merhabâ!” demiş ve bu cümleyi üç defa tekrar etmişlerdir.

Asırlar öncesi yazılan mektub şu ibare ile başlamaktadır:

“Evvel ve âhir her emr u takdir Allah Teâlâ’nındır.”

“Melik Tübbâ Umeyr bin Dürû’dan, Allâh’ın Rasûlü ve Nebîsi olan Muhammed Mustafa Sallallahü Aleyhi ve Sellem’e:
Muhakkak ki, ben Sana ve Sen’in her şeyin Rabbi Allâh’a ve Rabb’inden Sana gelenlerin cümlesine îman ve İslâm’a ait ne varsa cümlesine îman ettim ve ben bunu ikrar ettim. Eğer Sana yetişirsem ne güzel ve ne âlâ. Eğer yetişemezsem kıyâmet gününde bana şefaat et ve beni unutma. Ben evvelkilerden biri olarak Sana, Sen gelmeden ve Allah Sen’i göndermeden önce îman etmiş bulunuyorum. Ben Sen’in ve Hazret-i İbrahim’in dini üzereyim.”

Risale-i Nur’da, Mektubat adlı eserde Tübba ile alakalı şu konu da yer almaktadır:

”Yemen padişahlarından Tübba’ isminde bir melik, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın evsâfını eski kitaplarda görmüş, iman etmiş. Şöyle bir şiirini ilân etmiş:

“Ben Ahmed’in (a.s.m.) risaletini tasdik ediyorum. Ben onun zamanına yetişseydim, ona vezir ve ammizade olurdum. (Yani, Ali gibi olurdum.)”(Mektubat)

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.