MEDİNELİ ŞAİR KA’B BİN MALİK(RA)

Ka’b bin Malik, Miladi 598 yılında Yesrib’de dünyaya geldi. Hazrec kabilesinin Beni Seleme koluna mensuptur. Babası Malik Yesrib’in önde gelen şahsiyetlerinden olduğu için eğitimine özen gösterilen Ka’b okuma yazma ve hesap işlerini öğrendi. Evs ve Hazrec arasında yapılan savaşlarda söylediği şiirlerle tanındı.

Hicreten önce Medine’de İslamiyeti kabul eden, Ka’b bin Malik 622 yılı hac mevsiminde Rasulullah’ı Yesrib’e davet etmek üzere Mekke’ye giden Ensar Heyetinde yeraldı. Medineli müslümanların liderlerinden olan Bera bin Ma’rur, Ka’b ile birlikte Rasulullah’ı ziyarete gitti. Bu olay İkinci Akabe biatı olarak adlandırıldı.

Uhud Gazvesinde Ka’b, Rasulullah’ın zırhını, Rasulullah’ta onun zırhını giydi. Uhud’ta 17 yerinden yaralanan Ka’b büyük kahramanlık gösterdi. Hz. Peygamber’in şehid edildiği şayiasından sonra onu ilk gören Ka’b, ”Müjdeler olsun, Ey Müslümanlar Rasulullah yaşıyor!” diye bağırınca, Rasulullah parmağını dudağına koyarak ona susmasını söyledi.

Medine’nin beş büyük şairinden biri kabul edilen Ka’b bin Malik şiirlerinde İslam askerlerinin savaşlarda gösterdiği kahramanlıkları ve ilerde ki, savaşlarda gösterecekleri yiğitliklerini dile getirerek müşriklerin moralini bozmuştur. Şairleri kötüleyen ayet nazil olunca Rasulullah’a giderek kendi durumunu soran Ka’b’a, Rasulullah cihadın kılıç ve dille yapıldığını İslam şairlerinin düşmana dilleriyle ok attıklarını ifade etmiştir.

Tebük Gazvesi öncesi Rasulullah, müslümanları topladı, onlara ilk defa Tebük’e sefer yapılacağını söyledi. Bahçelerde ki, meyvelerin olgunlaşma zamanıydı. Herkes olanca gücüyle sefere hazırlanmaya başladı. Hali vakti yerinde olan Ka’b, ise ”Hazırlığımı ne zaman olsa yapabilirim!” diyerek bağ, bahçe işleri ile oyalandı. Rasulullah, yola çıktığı zaman hiçbir hazırlığı olmayan Ka’b, hemen hazırlanmak üzere evine koştu, fakat hiçbir şey yapamadan öyle kala kaldı.

Bu halini Ka’b şöyle anlatır;”Yola çıkıp arkalarından yetişmeyi düşündüm. Keşke yapsaydım. Fakat olmadı. Rasulullah bu gazaya gittikten sonra insanlar arasına çıktığımda kendime arkadaş olarak ancak münafıklık damgası vurulan kimseler ile Allah’ın mazur gördüğü acizleri görmem beni kedere boğdu.”

Tebük’e varıncaya kadar Rasulullah onun ismini anmadı,orada Ka’b’ı sordu. Verilen cevaplar üzerine Rasulullah suküt etti. Sefer bitmiş, müslümanlar Medine’ye doğru yola çıkınca Ka’b müthiş bir telaşa kapıldı. Rasulullah’a ne diyeceğini bilemez hale geldi. Sonunda Rasulullah’ın huzuruna gidip ona hakikatı söylemeye karar verdi. Huzura gelince selam verdi. Rasulullah ona, niçin gazadan geri kaldığını sordu. Ka’b bu soruya şöyle cevap verdi:
”Ya Rasulullah! Allah’a yemin ederim ki, sizden başkasının yanında bulunsaydım, özür beyan ederek onun gazabından kurtulabilmeye çalışırdım. Vallahi, bugün yalan söylemeyecem doğruyu söyleyip Allah’tan hayırlı netice bekleyeceğim. Yemin ederim ki, gazadan geri kalmam için hiçbir özrüm yoktu.”

Ka’b, Allah ve Resül’ü huzurunda doğruluktan ayrılmadı. Bu cevaptan sonra Rasulullah, ona ve İki Bedir Gazisi Hilal bin Ümeyye ile Mürare bin Rebi’ye haklarında Allah’ın hükmü gelinceye kadar beklemelerini söyledi. Eşleriyle birlikte yaşamalarını, sahabilerin ise onlarla konuşmasını yasakladı.

50 gün devam eden bu ızdıraplı, çileli imtihanı şiddetlendiren bir olay daha ortaya çıktı. Kıpti lider, Ka’b’a,”Efendinizin size uygunsuz muamelede bulunduğunu duydum. Yanımıza gelin size ikramlarda bulunalım”diye mektup gönderdi. Mektubu alan Ka’b tereddüt etmeden mektubu yırtıp attı. Yine bir imtihan Ka’b’a ulaştı. Peygamber’in gönderdiği elçi, hanımını boşamayacak ama ondan uzak ayrı yaşamasını haber verdi. Bu da Ka’b’ın Allah ve Rasulullah sevgisini sarsmadı. İşlediği hatanın pişmanlığı ile bütün ruhu ile Allah’a yalvarıp istigfar etmeye devam etti.

İçinde bulunduğu ve yaşadığı 50 günün sonunda duygularını dile getiren Ka’b bin Malik, ”50 gece geçti. O gecenin sabahında sabah namazını kıldım. Ruhum çok sıkışmıştı, gidecek hiçbir yeri kalmamış bir haldeydim. Birden bir ses işittim,”Ey Malik’in oğlu Ka’b, müjde, müjde! Kurtuluş günü geldi.” Sesi duyar duymaz hemen gözyaşları içinde secdeye kapandım.”

Rasulullah, o sabah namazından sonra bu üç sahabi hakkında tövbelerinin nazil olan Tevbe Suresi 117-118 nci ayetlerle kabul edildiğini halka ilan etti.

Mescid-i Nebeviye koşarak ulaşan Ka’b bin Malik Hz. Peygamber ve sahabiler tarafından tebrik edildi. Tövbesi kabul olduğu için bütün malını fakirlere dağıtmak isteyen Ka’b’a Rasulullah malının bir kısmını elinde tutmasının daha hayırlı olacağını buyurunca, malının bir kımını elinde tutar gerisini orada dağıtır.

Ka’b bin Malik,”Allah beni ancak doğruyu söylemem sayesinde kurtardı. Hayatta kaldığım müddetçe doğruyu söylemek de tövbemin tamamıdır.” diye konuşur.

Rasulullah’ın şairleri arasında yeralan Ka’b bin Malik (RA) Hicretin 50 nci yılında Hz. Muaviye’nin hilafeti zamanında 77 yaşında Medine’de vefat etti.

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir