Şeytanın en büyük silahlarından birisi nedir? Şeytan insanı nasıl tahrik eder?

Şeytanın en büyük silahı,insana kusurunu itiraf ettirmemektir. İnsan olarak bu hali hepimiz yaşarız. Kimse kolaylıkla hata ve kusurunu kabul etmez. Kusurunu kabul etse,özür dileyecek. İşte tam bu anda devreye şeytan girer. Ya ne özürü, sen haklısın, haksız değilsin ki diye telkin yapar.İnsanın tövbe ve istiğfar yolunu kapatır.

Şeytan biliyor, Allah kulunun günahlarını bağışlar onu af eder. Bunu bilen şeytan telkine başlar, bu günah değil, bu canım beyaz yalan diye o işi günah olarak algılamamızı engeller.Bunu yaptım ama sebebim var. Bunlar hep şeytanın hileleridir. İşte bu anda hata ve kusurumuzu bilip Allah’a sığınacagız. Günah ve hatamızı kabul edip, tövbe istiğfar edip Rabbimize iltica edeceğiz. Günahı ancak tövbe temizler, şeytan da bu yolu kapatmak istiyor.

İnsan yanılıp günaha girse, ya da kusur etse bunu imha edip yeni ve temiz bir sayfa açma fırsatını Allah kullarına bahşetmiştir. Bu yüzden Peygamber Efendimiz (ASM) “Kim bir kusur etse, hemen ardından sevap işlesin, zira o sevap o kusuru temizler.” diyor. Günahların silgisi sevaplardır, samimi tövbe ve pişmanlıktır. Nefsimiz ne kadar günah ve kusurda inat ediyorsa, biz de tövbe de o kadar ısrar ve inat içinde olmalıyız.

Üstad Bediüzzaman Hazretleri, Lem’alar adlı eserinde bizleri bu konuda şöyle ikaz ediyor:

”İKİNCİ NOKTA: Şeytanın mühim bir desisesi, insana kusurunu itiraf ettirmemektir, tâ ki istiğfar ve istiâze yolunu kapasın. Hem nefs-i insaniyenin enâniyetini tahrik edip, tâ ki nefis kendini avukat gibi müdafaa etsin, adeta taksirattan takdis etsin.

Evet, şeytanı dinleyen bir nefis, kusurunu görmek istemez. Görse de, yüz tevil ile tevil ettirir.
وَعَيْنُ الرِّضَا عَنْ كُلِّ عَيْبٍ كَلِيلَةٌ
“Kabullenen ve rıza gözüyle bakan hiçbir kusur göremez.” İbni Asâkir, Târîhu Dimaşk: 33:219; 36:319; el-Gazâlî, İhyâu Ulûmi’d-Dîn: 3:36; el-Kalkaşendî, Subhu’l-a’şâ: 9:196.”sırrıyla, nefsine nazar-ı rıza ile baktığı için, ayıbını görmez. Ayıbını görmediği için itiraf etmez, istiğfar etmez, istiâze etmez, şeytana maskara olur. Hazret-i Yusuf Aleyhisselâm gibi bir peygamber-i âlîşan

وَمَاۤ اُبَرِّئُ نَفْسِى اِنَّ النَّفْسَ َلاَمَّارَةٌ بِالسُّوۤءِ اِلاَّ مَا رَحِمَ رَبِّى
“Ben nefsimi temize çıkarmam. Çünkü nefis daima kötülüğe sevk eder, ancak Rabbim merhamet ederse o başka.” Yusuf Sûresi, 53 ncü ayeti” dediği halde, nasıl nefse itimad edilebilir?

Nefsini ittiham eden, kusurunu görür. Kusurunu itiraf eden, istiğfar eder. İstiğfar eden, istiâze eder. İstiâze eden, şeytanın şerrinden kurtulur. Kusurunu görmemek, o kusurdan daha büyük bir kusurdur. Ve kusurunu itiraf etmemek, büyük bir noksanlıktır. Ve kusurunu görse, o kusur kusurluktan çıkar. İtiraf etse, affa müstehak olur.”(Lem’alar)

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.