İnsanın hastalıkları kaç türlüdür? Günah işleyen insanın imanından şüphe edilmesi ve kalbinin mühürlenmesi nedir?

Hastalık ve musibet, Allah’ın insana bir imtihanıdır. Allah imtihanı onu taşıyabilecek, kaldıracak kullarına verir.
İnsanın maddi ve batıni hastalıkları vardır. Batıni hastalık manevi ve ruhi hastalıklara verilen bir isimdir. Bu hastalıklar gözle görülmez.İnsan maddi yaralandığı gibi manevi de yaralanır. Şeytan ve nefis insanın manevi kalbini yaralar. Eli kirlenen insan ne yapar? Hemen elini yıkar sonraya bırakmaz. İşte manevi kire karşı da insan, hemen tövbe ve istigfar ile manevi kir ve paslarını temizlemelidir. Kalb kirlenince tövbe ile temizlenmelidir. Bir müslümanın işlediği günahtan sonra tövbe ve nedanet etmesi vaciptir. İnşaAllah, bu tövbe o lekeyi ve günahı temizler.

Günah işleyen bir insanın imanından şüphe etmesi, yeis ve ümitsizliktir ve şeytanın dehşetli bir vesvesesidir. İstigfar Allah’tan kusurunun affedilmesini günahlarının bağışlanmasını dilemek ve istemektir. Af bir nevi manevi temizlik yapmaktır. Günah ile küfür arasında kuvvetli bir bağ vardır. İnsan eğer tövbeyle temizlenmezse,o insanı küfre doğru götürür. Dikkatli ve hassas olmak takvaya önem vermek gerekir.

Dinimiz,bir müslümanın küfre girmesi ve kalbinden iman nurunun çıkmasını çok ağır şartlara bağlamıştır. İnsanlar amel cihetinden ne kadar eksik yanlış olursa olsun, itikat noktasından inkar etmedikçe küfre girmez. Ama bunu tersi olursa günahta ısrar eden terk etme noktasında gayret göstermeyen tövbe ve pişmanlıkla o günahtan dönme ve affetme çaresi aramayan günahın ugursuz zevk ve keyif bataklığına düşen insanın Allah göstermesin kalbi mühürleniyor. Zira o artık hastalığı kendinde tutmayıp başkasına da bulaştırma ihtimali vardır.İşte bu sebeble o insanın kalbi mühürleniyor.

Üstad Bediüzzaman Hazretleri, Lem’alar adlı eserinde bu konu da bizim dikkatimizi şöyle çekiyor:

”Evet, günah kalbe işleyip, siyahlandıra siyahlandıra, tâ nur-u imanı çıkarıncaya kadar katılaştırıyor. Herbir günah içinde küfre gidecek bir yol var. O günah, istiğfarla çabuk imha edilmezse, kurt değil, belki küçük bir mânevî yılan olarak kalbi ısırıyor.

Meselâ, utandıracak bir günahı gizli işleyen bir adam, başkasının ıttılaından çok hicap ettiği zaman, melâike ve ruhaniyâtın vücudu ona çok ağır geliyor. Küçük bir emâre ile onları inkâr etmek arzu ediyor.

Hem meselâ, Cehennem azabını intaç eden büyük bir günahı işleyen bir adam, Cehennemin tehdidâtını işittikçe istiğfarla ona karşı siper almazsa, bütün ruhuyla Cehennemin ademini arzu ettiğinden, küçük bir emâre ve bir şüphe, Cehennemin inkârına cesaret veriyor.”

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.