Hafız İmam Ali Osman Karahan, 1930 yılında Isparta, Yalvaç’ta dünyaya gelir. Doğuştan kalça çıkığı olan Ali Osman Yalvaç’ta ”Topal Hafız” ismiyle tanınır. Hafız olan Ali Osman, uzun yıllar imamlık yapar ve imamlıktan emekli olur.

Topal Hafız Ali Osman’a imamlığının ilk yıllarında ”Vesvese” arız olur ve bu kendisini oldukça yıpratır. Herkes ondan irşad beklerken o kendi içindeki sorularla boğuşmaktadır. Izdırap içinde, çaresiz bir vaziyette Allah’a dua eder, yalvarır. O tarihte 23 yaşında bir genc olan Ali Osman, göle düşmüş bir insan gibi ıztırar halinde, ”Ya Rabbi! Bana bir yol göster” diye gece gündüz Allah’a yalvarır.

Hafız Ali Osman, o günleri hatıralarında şöyle dile getirir:

”Kişi ne kadar imanlı olursa, şeytan da o kadar kuvvetli pehlivanlarını gönderiyor. Risale-i Nur’u yeni tanımıştım. Tam o sıralarda 1952’de mahallenin camisine imam oldum. Yalvaç’a bazı risaleler geliyor amma, benim gönlüme gelen sualler var. İmanî vesvese işte. Şeytan bana itiraz ettiriyor. Eserlere bakıyorum, katiyen vesveseyle ilgili bir cevap bulamıyorum. O tarihte daha 23 yaşlarında bir gencim. O zaman, “Yâ Rabbi! Eğer ben bu vazifede kalacaksam bana bir yol göster” diye göle düşmüş bir insan gibi ıztırar halinde Allah’a yalvarıyordum. Ben hem hafızım, hem de imam. İnsanları irşad etmem lazım,ama.

Buralarda keçecilik yapan bir arkadaşım vardı, Mehmet Türkmen adında. Risale-i Nur talebesi. Onlar iş için Antalya’ya kadar giderlerdi. O gün dönüşlerinde Eğridir’de inmişler. Tabi o zaman araba günde bir tane geçiyor oradan. Üstad’ın Eğridir’de evi vardır, yukarıda. Beklerken, Bediüzzaman’ın Eğridir’de olduğunu duymuşlar ve hemen bulunduğu eve gidip kapısını çalmışlar. Onlara,

“Siz nerelisiniz?” demiş Üstad.
“Yalvaçlıyız” demişler.
“Tamam. Orada Hafız Ali Osman var, siz bilir misiniz onu?” diye sormuş. Üstad bana Topal Hafız demezdi.
“Biliriz Üstadım, hep beraberiz, beraber ders okuyoruz” demişler.
“Ziyaretinizi kabul ettim. En süratli giden bir vasıta ile o tarafa gideceksiniz, size bir eser vereceğim, ona yetiştireceksiniz, evinize bile uğramadan ona eseri verin” demiş.

Mehmet Türkmen Yalvaç’a gelir gelmez kapımı çaldı, perişan vaziyette, yoldan geliyor ya.
“Yahu ne bu halin, git üstünü başını değiştir de gel” dedim.
“Yok! Dur, Üstad’la aranızda ne var?” dedi.
“Ne olsun, O Üstad ben talebesi” dedim.
“Eve bile uğramadan ver” diye bir eser verdi, ondan dolayı doğru buraya geldim” dedi. Tabi benim hoşuma gitti bu iş.
“Ne dedi? Ne dedi?” diye bir daha anlattırdım.
“Al şunu, soyunayım yine geleyim” dedi ve gitti.
Kitabı bir açtım; “Şeytan’dan İstiaze Risalesi, 13. Lem’a ve 21. Söz’ün İkinci Makamı Vesvese Risalesi” Osmanlıca. Aynen böyle. Allah şahittir buna.

Okumaya başladım: “Şeytan şüpheyi kalbe atar, o hayalidir, ehemmiyet verirsen büyür, vermezsen küçülür. Aynadaki ateş yakmaz, yılanın sureti ısırmaz, sen ehemmiyet vermezsen sana dokunmaz. Bir sarayın şu kadar kapısı olsa hepsi kapalı birisi açık olsa, o saraya girilmez denilmez. Cehil onu davet eder, ilim onu tard eder. Sende aslında iman vardır, fakat ilmin olmadığından o şüphe arız olmuş. Hiç korkma! Hiç korkma!” diye bir başladım.

Aman Yâ Rabbi! Aman Yâ Rabbi! Nasıl anlatsam. Artık bir bayram havası doğdu bende. Gerçek bir bayram havası veya benim için ona benzer şekilde bir sürur. Ondan sonra bana hiçbir zaman, bir daha vesvese arız olmadı, elhamdülillah.(Derleme, Ö.Özcan Ağabeyler anlatıyor)

Risale-i Nur’da imamlara, hocalara örnek olarak gösterilen imamlar içinde Ali Osman’nın da adı geçmektedir.

”Aziz, sıddık kardeşlerim!

Evvela: Hadsiz şükür ederim ki Risale-i Nur’un hakiki sahipleri olan müftüler, vaizler, imamlar, hocalardan manevî kahramanlar meydana çıktılar. Şimdiye kadar Nur’un fedakârları; gençler, mektepliler, muallimler idi. Bin bârekellah Edhem İbrahimler, Ali Osmanlar ehl-i medresenin yüzlerini ak ettiler, çekingenliklerini cesarete çevirdiler.
(Şualar, 14. Şua)

Hafız Ali Osman, Risale-i Nur’u altı ay kadar okutuktan sonra Diyarbakır Çermik’ten Üstad Hazretlerini ziyaret etmeye gelen Abdülkadir Ekinci’nin ısrarı üzerine onunla birlikte ziyarete gider. Üstad Hazretlerinin elini öper, Yalvaç’tan geldiğini söyler. Daha sonraki ziyaretlerinde Üstad Hazretlerini Yalvaç’a davet eder. Bu davetler üzerine Üstad Bediüzzaman Hazretleri, üç defa Yalvaç’a gelir.

Risale-i Nur’ları okuduğu ve okuttuğu iddiasıyla 7 kere yargılan ve beraat eden, Hafız Ali Osman Karahan, 1 Nisan 2022 tarihinde 92 yaşında vefat eder. Kendisine Allah’tan rahmet dileriz.

 

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.