Risalelerde ismi geçen Sağlıkçı Hayri Dinçer, Emirdağ Nur Talebeleri arasında yeralmaktadır. Üstad Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri’nin 1950 yılının ilk aylarında Emirdağ’a geldiği günlerde, Emirdağ’daki Çalışkanlar hanedanı, Hamza Emek, Mustafa Acet, Mustafa Bilal, Sadık Kalender ve Sıhhiye memuru Hayri Bey, sahip çıkıp nöbetle Üstad Bediüzzaman Hazretlerine hizmet etmişlerdir.

Bayram Yüksel Ağabey o yıllara ait hatıralarında Hayri Bey’den şöyle bahseder, ”Emirdağ’ın pazarı olduğu, Salı günleri Emirdağ’a Üstadımızı ziyarete geldiğimde, Sıhhiye memuru Hayri Beyden anahtarı alıp Üstadın yanına gidiyordum. Üstadın çayını, yemeğini pişirip, evini temizleyip, akşamları köye dönerdim.”

Sağlık memuru olan Hayri Dinçer’in Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin hizmetinde olduğunu hatıralarında anlatan Dr. Tahir Barçın, ”Benim tayin haberimi Üstad’a o vermiş, gitmek istemediğimi de söylemişti. Üstad: “Gelsin de bir görüşelim” diye yine beni çağırtmıştı. O sıralarda risalelerden bazılarını okumuştum. Üstad’a karşı muhabbetim daha da artmıştı. Eserleri Hayri Dinçer getirip veriyordu.”

Emirdağ’da zehirlenen Üstad Bediüzzaman Hazretlerine, hizmet eden sağlık memuru Hayri Dinçer’in, zehir hususunda Üstad Hazretlerine bazı maddi tavsiyeleri içeren mektubu ise şöyle:

”Pek Muhterem Üstad’ım!

Ah mübarek Üstad’ım, Emirdağı’nda, iki cihan serveri Resul-i Ekrem’in (A.S.M.) bir vârisiyle ve Kur’an-ı Azim-üş-Şan’ın nuruyla karşılaştığıma, Halk edici Rahman’a hesapsız şükürler olsun. Yalnız lâyık olan hürmeti ifa edemediğimden afvımızı dilerken, bütün arkadaşlarla birlikte bu uğurda canlarımızı kurban etmeye hazırız.

Geçende rüyada, doğacak çocuğun adının Said konmasını emretmişsiniz, Müsaadeniz var mı?..

Su-i kasda cür’et gösteren güruh-u nâriyenin Allah her birisinin belâsını versin. Zehirin dâhil-i beden olduğunu hissedince; acizin bildiği tedbir bir okkaya yakın tuzlu ılık su ve beş-on adet yumurta akı içmeli ki kustursun. Arkasından, yani kay ettikten sonra, müshil için hint yağı almalı. Gerçi panzehiriniz, Maaşallah Barekallah bunlara ihtiyaç bırakmıyor. Yakında bütün hizmetlerinizi yapmaya ve el ayaklarınızı hürmetle öpmeye meftun, duanıza müştak ve muhtaç, aciz zavallı talebeniz. Emirdağ’lı Hayri(El Yazma Emirdağ Lahikası)

”İşârâtü’l-İ’câz’ın harikalarından birisi de budur ki: Herbir âyetin sair âyetlere münasebâtını ve her âyetteki cümlelerinin birbirine karşı nisbetini ve nizamını ve her cümledeki heyetlerin ve harflerin mânâ-yı maksuda karşı nisbetlerini ve teveccühlerini gösterip, âyetlerin intizamından ve cümlelerin nizamından ve her cümlenin heyetinin nazmından bir lem’a-i i’câz göstermesidir. Âdetâ bir saatin saniyeleri sayan mili ve dakikaları sayan yelkovanı ve saatleri sayan ibresi gibi, o nazımdaki nükteleri beyan ve ondaki hakikati burhanlarla izah, hattâ bazan birtek harfte büyük bir hakikati ifade etmesidir. Ve herbir âyetin hakikatini gayet i’câz ile ve kat’î hüccetlerle ispat ediyor ki, şimdi yüz otuz risalenin çekirdekleri ve hülâsaları hükmündedirler. Ve cümlenin ve cümledeki heyetlerin ve harflerin nüktelerini ve ifade ettikleri zımnî hükümlerini, bilâ istisna ilm-i belâgatin ince kaideleriyle ve ilm-i nahvin ve sarfın kaideleriyle ve ilm-i mantığın ve usul-i din ve sair ilimlerin kanunlarıyla beyan eder. Hattâ, hurdebinî bir mânevî âletle, görünmeyen incecik münasebât-ı belâgati beyan ediyor ve emarelerini gösteriyor. Ve Kur’ân’ın nazarı küllî olmasından, bütün beyan edilen hak mânâlara ve nüktelere, elbette kudsî elfaz-ı Kur’âniye zımnî, remzî işaret ve delâlet eder denilebilir.
Hüsrev, Sungur, Hayri, Sadık,
Sabri, Sıddık Süleyman

”Bu risalelerin müellifi Said Nursî, yirmi iki senedir inzivadadır. Tecrid-i mutlak içinde bulunduğundan, halklarla görüşemez. Ancak zaruret derecesinde başkalarıyla az bir zaman sohbet edebilir. Yanında hiçbir kitap bulunmaz. Bütün yazdıkları, “Yüz otuz parça risalelerin menbaları me’hazları yalnız Kur’ân’dır” diyor. Biz de bütün kuvvetimizle tasdik ediyoruz. Kendisi hem hasta, hem gurbette, hem perişan bir halde, bazan çok sür’atli yazdığı risalelerde sehivler bulunabilir diye, sizin gibi allâmelerden nazar-ı müsamaha ile bakmanızı rica ettiğini bize söyledi. Biz de ricasını tebliğ ederek ellerinizden öperiz.
Nur şakirtlerinden
Tahirî, Hayri, Mustafa, Sadık, Osman, Hüsrev, Tahir(Emirdağ Lahikası)

”Salisen: Konyalı Hacı Sabri kardeşimiz yanıma geldi. Ben, Sadık, Hayri, Mustafa hazır iken çok ehemmiyetli sohbetimiz Hacı Sabri’ye mühim bir ders oldu. Bilhassa Medresetü’z-Zehra erkânlarının, hususan Hüsrev’in bu vatan ve millet ve âlem-i İslâma hizmet-i imaniyeleri ve tahripçi dinsizlerin desiselerine sed çekmeleri o kadar büyük bir hasenedir ki, farz-ı muhal, binler seyyie olsa affettirir. Öyleyse, başta Hüsrev olarak o erkânların hiçbir hareketini tenkit etmemek ve kemâl-i ihlâs ve samimiyetle onlara tesanüd ve tam kardeş olmak lâzımdır diye bu mealde bir ders oldu. İnşaallah Hacı Sabri de, Hoca Sabri ve Rüştü ve emsalleri gibi ruh u can ile alâkadar ve Hüsrev’e tam kardeş olacak; meşrep ihtilâfı daha tesir etmeyecek.
Hasta kardeşiniz
Said Nursî (Emirdağ Lahikası)

Risale-i Nur’un lahika mektuplarında birçok yerde ismi geçen Sağlıkçı Hayri Dinçer’e, Allah’tan rahmet dileriz.

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.