Yaşar Gökçek, 30 Ağustos 1921 yılında Diyarbakır’ın Ergani ilçesi Balahur köyünde dünyaya gelmiştir. İlkokulu Ergani’de okuyan Gökçek, ortaokul ve lise eğitimini Konya’da tamamlamış, Edebiyat Fakültesi Tarih bölümü öğrenimi için de İstanbul’a gelmiştir.

Üstad Bediüzzaman Hazretlerini, 4-7 yaşları arasında dayısının anlattığı hatıralarla tanıdığını dile getiren Yaşar Gökçek, ”1942 yılında İstanbul’a geldim. Edebiyat Fakültesi Tarih bölümüne devam edip, bir yandan da avukat katipliği yapıyorum. Avukat Reşad Bey’den, Üstad Hazretlerinin Anadolu’da mahkeme mahkeme, şehir şehir süründürüldüğünü dinliyor, sızlayan vicdanımı dualarla teselliye çalışıyordum. Bir gün Adliye Sarayında bir iş takibi esnasında Üstad Hazretlerinin Gençlik Rehberi davasının celsesinde bulunmak üzere İstanbul’a geldiğini öğrendim.

Rabbim lutfetti o gün hem mahkemeyi takip ettim, hem de Üstad Hazretlerini ilk defa yakından gördüm. Kendimi yıllar evvelinden hayalimde destanlaşan mitolojik bir kahramanın huzurunda hissettim. Bugün hala Üstad bende o motifle yaşamaktadır.”

Aradan yıllar geçer. Yaşar Gökçek Konya’ya yerleşir. Konya’da Dr. Sadullah Nutku ile tanışır. O’nun vasıtasıyla Risale-i Nur’ları tanır. O güne kadar neşredilmiş olan eserleri elde eder. Geceli gündüzlü bir zaman içinde bütün eserleri okur. O sırada Isparta’da bulunan Üstad Hazretlerini ziyarete karar verir. Isparta’ya gitmek istediğini Üstad Hazretlerinin kardeşi Abdülmecid Efendi’ye söyleyen Yaşar Gökçek’e Abdülmecid Efendi şöyle der:

”Üstad’a hürmetlerimi arzet. Hamdolsun iyiyiz. Saadet (kızı) Konya Öğretmen Okulunu bitirdi. Elhamdülillah, İnşaAllah Konya’ya tayinini bekliyoruz.”

Isparta’ya giden Gökçek, Üstad Hazretlerinin kaldığı evin kapısını çalıp beklemeye başlar. Kapı açılır içeri giren Gökçek, Üstad Hazretlerini yanına gelir, ellerini öpmek isterse de öpemez. Üstad Hazretleri, O’na ”nereli olduğunu, kimliğini, ne iş yaptığını, nereden geldiğini”sorar. Konya’dan geldiğni öğrenince, ”Abdülmecid’i gördün mü?” der. Kendisiyle bir gün evvel görüştüğünü ve mesajını kendisine arz eden Yaşar Gökçek’e, Üstad Hazretleri, ”Geliş sebebin ne? Tahsil durum ne?” diye sorar. Edebiyat Fakültesi mesunu olduğumu, eşimin de Hukuk mezunu Avukat olduğunu söyledim. Üstad bana şöyle hitap etti:

”Seni de eşini de, bugünden itibaren Risale-i Nur Şakirtleri listesine kaydettim. İnşaAllah, bundan sonraki hayatınız, ruh ve bedeninizle ve diplomalarınızla Risale-i Nur hizmetinde olacaktır.”

Ziyaretten sonra Konya’ya gelen Yaşar Gökçek’in Abdülmecid Ağabey ile olan beraberliği devam eder. Bir gün Abdülmecid Ağabey’in evinde otururken, Üstad Hazretlerinin geldiği ve arabada beklediği haberi üzerine hep beraber kapıya inerler. Üstad Hazretleri, arabanın içinde, ”Abdülmecid ben Urfa’ya gidiyorum. Belki bir daha görüşemeyeceğiz. Bana hakkınızı helal edin.” der. Abdülmecid Ağabey’de ”Seyda! Bizim sana ne hizmetimiz oldu ki, hakkımız olsun. Asıl sen bize hakkını helal et.” dedi. Bunun üzerine Üstad, ”Senin de Rabia’nın da bende çok haklarınız vardır. İkiniz de bana haklarınızı helal buyurun.” diyerek, karşılıklı helalleşirler. Urfa’ya giden Üstad Hazretlerinin orada vefat ettiğini bize ertesi gün haber verdiler. Makamı Cennet-i Ala olsun.(Son Şahitlerden derleme.)

Emekliliğinden sonra Konya’dan ayrılıp İstanbul’a gelen Yaşar Gökçek, 12 Temmuz 2008 yılında İstanbul’da vefat eder. Kendisine, Allah’tan rahmet dileriz.

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.