Girdi yapan Nurköy

MEHMED FEYZİ AĞABEY

1912 yılında Kastamonu’da dünyaya gelen Mehmed Feyzi Pamukçu Ağabey, 1938 den 1943 senesine kadar Kastamonu’da Üstad Hazretlerine hizmet etmiştir. Denizli ve Afyon Mahkemelerinde Üstad Bediüzzaman Hazretleri ile beraber hapis yatmış. Kastamonu ve Emirdağ Lahikasında çok sayıda mektupları, Şua’larda Afyon Mahkemesi müdâafası vardır. Üstad Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri’nin “ser kâtibliği” iltifatına mazhar olan Mehmed Feyzi Efendi, […]

ŞEYHÜLİSLAM MUSTAFA SABRİ

1869 yılında Tokat’ta doğan Mustafa Sabri Efendi, ilk eğitiminden sonra Kayseri’ye giderek medrese eğitimi alır. Daha sonra İstanbul’a giderek, Padişahın ders hocalarından Asım Efendi’den ilim tahsil ederek medrese eğitimini tamamlamıştır. Yirmi iki yaşında Fatih Camiinde ders vermeye başlayan Sabri Efendi, çok sayıda talebe yetiştirmiştir. 1908 yılında Tokat Mebusu olarak meclise girer ve istibdada karşı yola […]

ESKİ HALİMİ BULAMIYORUM

بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ   وَاِنْ مِنْ شَىْءٍ اِلاَّ يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ ”Aziz, sıddık kardeşlerim; Kastamonu’da ehl-i takvâ bir zât, şekvâ tarzında dedi: “Ben sukut etmişim.Eski halimi ve zevkleri ve nurları kaybetmişim.” Ben de dedim: “Belki terakki etmişsin ki, nefsi okşayan ve uhrevî meyvesini dünyada tattıran ve hodbinlik hissini veren zevkleri, keşifleri geri bırakıp, daha yüksek makama, mahviyet ve […]

İMAN KULU ALLAH’A BAĞLAR

”Bir vakit ihtiyarlık, gurbet, hastalık, mağlûbiyet gibi vücudumu sarsan ârızalar bir gaflet zamanıma rast gelip, şiddetli alâkadar ve meftun olduğum vücudum, belki mahlûkatın vücutları ademe gidiyor diye, elîm bir endişe verirken, yine Âyet-i Hasbiyeye müracaat ettim. Dedi: “Mânama dikkat et ve iman dürbünüyle bak.” Ben de baktım ve iman gözüyle gördüm ki, bu zerrecik vücudum […]

MANEVİ ŞAHSİYETİNİN BÜYÜKLÜĞÜ

”Rabbimizi bize tarif eden üç büyük, küllî muarrif var: Birisi şu kitab-ı kâinattır ki, bir nebze şehadetini on üç Lem’a ile Arabî Nur Risalesinden On Üçüncü Dersten işittik. Birisi şu kitab-ı kebîrin âyet-i kübrâsı olan Hâtemü’l-Enbiyâ Aleyhissalâtü Vesselâmdır. Birisi de Kur’ân-ı Azîmüşşandır. Şimdi, şu ikinci burhan-ı nâtıkı olan Hâtemü’l-Enbiyâ Aleyhissalâtü Vesselâmı tanımalıyız, dinlemeliyiz. Evet, o […]

SIKINTILARIN SONU FERAH VE SEVİNÇTİR

”Aziz, sıddık kardeşlerim; Bu yeni hâdise-i taarruziyeden müteessir olmayınız. Çünkü mükerrer tecrübelerle Risale-i Nur inayet altındadır. Hiçbir taife, şimdiye kadar böyle ehemmiyetli hizmette bizler kadar az meşakkatle kurtulan olmamış. Hem geçen Ramazan’daki hastalığım ve Eskişehir’deki musibetimiz gibi çok vâkıalarla, zâhirî sıkıntılı, meşakkatli hâlât altında Risale-i Nur’un fâidesine olarak inkişâfâtı ve daha tesirli fütuhâtı görülmüş. İnşaallah, […]

KİTAP YAZARINI GÖSTERİR

”Bir kitap el yazısıyla yazılırsa, yalnız bir adama ve bir kaleme ihtiyaç vardır. Fakat matbaada basılırsa, kalem işini gören pek çok demir kalemler lâzımdır. Ve o demir harfleri yapmak için ustalar ve âlât ve edevat ve mürettipler gibi çok şeylere ihtiyaç olur. Kezalik, şu kitab-ı kâinatta yazılı satırlar, kelimeler ve harflerin bir Vahid-i Ehadin kalem-i […]

İLK MEDRESE BARLA

Isparta ilimizin merkeze bağlı küçük bir beldesi olan Barla, Bediüzzaman Said Nursî’nin 1926’dan 1934’e kadar sekiz yıl boyunca sürgün hayatı yaşadığı yerdir. Bediüzzaman Said Nursi, Barla’ya sürgüne gönderildiğinde burası kuş konmaz kervan geçmez bir dağ köyü ve yolu olmayan, ancak sandalla ulaşılabilen kuytu bir yerdi. Üstad Hazretleri Barla’da sekiz sene kaldı. Kaldığı ev Nur’un ilk […]

EKMEK NİMETİ ÖNEMLİ

”Aziz, sıddık kardeşlerim; Bugünlerde, Risale-i Nur talebeleri hesabına gayet ehemmiyetli, endişeli bir sual-i manevî kalbime ihtar edildi. Sonra anladım ki, ekser Risale-i Nur talebelerinin lisan-ı halleri bu suali soruyor ve soracaklar. Birden bir cevap hatıra geldi. Feyzi’ye söyledim. Dedi: “Hiç olmazsa icmalen kaydedilsin.” Endişeli sual: Bu âhirzaman fitnesinde açlık, ehemmiyetli bir rol oynayacak. Onunla ehl-i […]

SİNEK KANADI

”Sırr-ı tevhid içinde sair erkân-ı imaniyeye birer kelâmla kısacık birer işarettir. Ey insan-ı gafil! Gel bir kere düşün ve bu risalenin üç makamında beyan edilen Üç Meyve, Üç Muktazî, Üç Hücceti nazara al, bak ki, bu kâinatta tasarruf eden ve en cüz’î bir şifayı ve en küçük bir şükrü dahi nazara alan ve sinek kanadı […]