Hasan Hüseyin Ergünal, 1924 yılında Isparta’nın Atabey ilçesi İslamköy kasabasında dünyaya gelmiştir. Saatçı Hasan, lakabıyla da tanınan Ergünal, küçük yaştan itibaren Risale-i Nur’ları yazarak hizmet etmiştir.

İslamköylü Saatçı Hasan,Hafız Ali Ağabey’in taleberindendir. Hasan Ağabey 1935 yıllarında ilkokul dördüncü sınıfta iken okulda yaşadığı bir olay sonrası Hafız Ali Ağabey’den ders almaya başlamıştır. Ve birkaç gün içinde Kur’anı okumaya ve daha sonra Risale-i Nurları yazmaya başlıyor. Risale-i Nur’un elle yazılldığı dönemde tamamını 12 defa yazmıştır.

Hatıralarında, Risale-i Nur’ları 1937 yılından itibaren yazmaya başladığını, 7-8 sene yazdıktan sonra Üstad Hazretlerini, 1945 yılında Emirdağ’da ziyaret ettiğini dile getiren Hasan Hüseyin Ergünal, ”Üstadımız Bediüzzaman Hazretleri, her halde 1954 yılı idi, İslâmköy’e geldi. ‘Ben niye geldim, biliyor musunuz? Ben sizi tebrike geldim. Sizin yazdığınız bu eserlerin dünyaya duyurulmasına ve neşrine sebep olduğunuz için sizi tebrike geldim’ dedi ve gitti. Ben bir müddet sonra Üstad’ı tekrar ziyarete gittim. Şöyle dedi: ‘Kim var sizin İslamköy’de bu risâleleri yazan, sen hepsine selam söyleyeceksin. ‘Sizin yazdığınız bu eserlerin dünyaya duyurulmasına ve neşrine sebep olduğunuzdan dolayı Üstad’ınız sizi tebrik ediyor’ diyeceksin’ dedi.

Risâle-i Nur’u binler kalemlerle en korkulu zamanlarda elle yazıp neşredenler Isparta, Atabey, İslamköy ve Sav’daki talebelerden biri olan Saatçı Hasan, “Bunların yazdıklarının bir kısmı kendi ellerinde kaldı, bir kısmı Türkiye’nin her tarafına dağıldı. Şimdi de Amerika ve Avustralya’ya kadar yayılmaya devam ediyor. Demek ki, Üstad’ın o zamanki müjdesi tahakkuk ediyor İnşallahu Teâlâ.”

”Hâfız Ali’nin mektubunda,İslâmköyü’ndeki hocalara muhabbete ve dostluğa karar vermesi bizi memnun eyledi. Evet İslâmköyü, nasıl ki Risale-i Nur’a pek ziyade alâkadarlıkta imtiyaz ve sebkat kazanmış. Öyle de ben orada iken sair hocalara nisbeten İslâmköyü hocaları dahi daha ziyade insaflı ve Risale-i Nur’u takdir ettiklerini gördüğümden, bu havalideki hocaların lâkaytlıklarına karşı onları hüsn-ü misal gösteriyorum. İnşâallah onlardan zarar gelmez. Ben İslâmköyü’nü Nurs köyü gibi biliyorum, o hocalara da akrabam nazarıyla bakıyorum, onlara da selâm ediyorum. Evet, onların insafı ve Risale-i Nur’a karşı dostluklarıyla, Nur Fabrikası o köyde dağdağasız teessüs etti tahmin ediyorum.(Kastamonu Lahikası)

”Sonra Marangoz Ahmed dedi ki: “Bizim köyümüz üç yüz elli hanedir. İki hoca, bir hacı, üç adamdan başka bütün evlerimize Risaletü’n-Nur girmiştir. Kadınlara, kız çocuklarına varıncaya kadar yazıyorlar. Hattâ ümmîlerden, kırk yaşından yukarı yazı yazan on kadar kardeşimiz vardır” (Sikke-i T. Gaybi)

Hatıralarında yine bir gün Üstad’ı ziyaretine gittiği anlatan Hasan Ergünal, Üstad bana, ”Yazıyor musun?” diye sordu. Ben de ”Efendim, ancak namazımı kılabiliyorum” dedim. Sonra, ”Okuyor musun?” dedi. Ben yine ”Efendim, ancak namazımı kılabiliyorum” dedim. Bize döndü,”Her gün işinize giderken, iki üç sayfa okuyacaksınız” dedi.

İslamköy’de 4 Ekim 2012 de vefat eden Hasan Hüseyin Ergünal’a Allah’tan rahmet dileriz.

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.