RİSALE İ NUR’DA HERŞEY YAZILIDIR

Üstad Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri’nin, ”Nurcuların Ağabeyi” diye iltifat ettiği, Merhum Abdullah Ağabey’den bizlere önemli bir ders. Yıllar önce bir vesile ile biraraya gelen Nur Talebeleri, Ağabey’lerden hatıra dinlemek isterler. En son Merhum Sungur Ağabey “Abdullah Ağabey sen de bir hâtıra anlat” deyince Abdullah Ağabey normalden biraz yüksek sesle şu konuşmayı yapar:

“Muhterem kardeşlerimiz! Koskocaman külliyat var hepinizin evinde, cebinde, hâtıra istiyorsunuz, hatıra bâzı husûsî ahvâldir.

Risale-i Nur yüzlerce mahkemenin tetkikinden geçmiş, Üstadımız müteaddit defalar okumuş, kimse bunlarda noksan ve kusur bulamamış. En çok itimat edeceğiniz kitaplar Üstadımızın tashihinden geçen kitaplardır. Herkes kitap basıyor, herkes bir şeyler konuşuyor, biz delil ve burhana tabiyiz, şahıslara tâbi değiliz, biz hepimiz kardeşiz. Birbirimizin imanını kuvvet verecek şekilde çalışmakla mükellefiz.

Risale-i Nurlarda her şey yazılıdır, fazla konuşmaya lüzum yoktur. Cenab-ı Hak kusurumuzu affetsin, nefsimiz namına konuşturmasın bizi, hak namına hakikat hesabına “intak-ı bilhak nev’inden” kim konuşursa herkese tesiri olur. Böyle kalabalığı görünce herkes birşeyler söylemek istiyor, bunlar Risale-i Nur’da yazılıdır zaten.

Hemen hazıra konmak yok, okuyacağız, araştıracağız, Allah isteyene verir. “men talebe vecedde vecede” çalışırsanız kazanırsınız, çalışmazsanız aleyhinize olur. Allah cümlemizi Risale-i Nurlarda istihdam eylesin. Üstadımız demişti ki: “Kimde Risale-i Nur’a bir muhabbet hasıl olsa o istihdam altındadır.”

Urfa’ya giderken Üstad bize şöyle demişti: “Risale-i Nur’a vesile olun. Risale-i Nur hizmetinde çalışın”. Biz Risale-i Nur yazardık. Üstadın gönderdiği kitapları isteyenlere dağıtırdık. Yani vazifemiz, talebeler arasında vesilelik olmaktı. Tanıtıcı olacaksınız. Bize gelenlere ve bulunduğumuz yerlerde Üstad’ı ve Risale-i Nur’u anlatırdık. Allah ne emir etmiş biz onu yapmakla mükelleftik. O kardeşimizi fıtri ubudiyete sevk edeceksiniz, kendi şahsınıza âlet etmeyeceksiniz. Hizmetimiz halis bir hizmet olarak Risale-i Nur’daki hizmet esastır.

Üstad şöyle derdi. “Bir zaman gelecek, Risale-i Nur’un dünyanın her tarafında talebeleri olacak, o zaman siz birbirinizden ve Risale-i Nur’dan ayrılmayın” Bu sözünü Kastamonu’da 1943 senesinde söylediğini hatırlıyorum.

İşte buna göre kendinizi bir hesaba çekin, siz hakikaten Risale-i Nur’u seviyorsanız Allah size ihsan eylesin. Cümlemizi Cenab-ı Hak îman-ı kâmil sahibi etsin. Her hareketimizi nefis namına değil, hak ve hakikat hesabına Allah rızası dairesinde kabul buyursun.. lillahi tealâ fâtiha.”

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir