MÜSTAZ’AFUN GRUBUNDAN EBU FÜKEYHE(RA)

Mekke’de İslamiyeti duyunca ilk kabul edenlerden biri olan Ebu Fükeyhe, Yemen’in Ezd kabilesine mensup olup Kureyş’in ileri gelenlerinden Safran bin Ümeyye’nin kölesiydi.

Kur’an-ı Kerim’de birçok ayette, ”müstaz‘afun” zayıf bırakılmış kimseler olarak nitelendirilen Bilal-i Habeşi, Ammar bin Yasir, Amir bin Füheyre, gibi kimsesiz, ezilmiş müslümanlar grubuna Ebu Fükeyhe de dahildi. Bunların Mekke’de yakınları bulunmadığı gibi koruyucuları da yoktu. Efendileri ne isterse onu yapıyordu.

Alaylar, hakaretler, türlü türlü zulümler. Açlık ve susuzluk, bedenlere vurulan kırbaçlar, atılan taşlar ve dayaklar sürüp gidiyordu. İşkence altında kalan mazlum Müslümanlar, bilinmez kaç kez ölümden döndüler. Bilinen tek şey işkencelerin Onları Rabb’lerinden, ve Sevgili Peygamber’den ayıramamasıydı.

Ebu Fukeyhe de bir köleydi. İslam’ı kabul etmiş, kalbi O nur ile nurlanmıştı. Efendisi Ümeyye, bunu kabullenemiyor ”Nasıl olur da, bir köle bizim yolumuzu terk eder?!” diyor, O’nu vazgeçirmeye çalışıyordu.

Ebu Fükeyhe’yi çeşitli işkencelere tabi tutuyor, eza cefa çektiriyordu. O kadar ki, gü­­neşin alev alev yanan sıcağında onu çöllere götürüyor, kızgın çakıl taşları­nın ve kum­­ların üzerine sırt üstü yatırıyor, üzerine kalkamayacağı kadar ağır taşlar koyuyordu.

Ebu Fükeyhe bu işkencelere karşı imanından aldığı gücle karşı koyuyor ve zerre kadar pişmanlık göstermiyor, imanından asla taviz vermiyordu. Efendisi her geçen gün onu daha değişik işkencelere maruz bırakıyordu. Ayağına bağladığı kocaman zincirlerle sokak sokak dolaştırıyordu. Müşrik Safvan bin Ümeyye, bir gün alay ederek, O’na, “Söyle ba­kalım, senin Rabb’in ve mabudun benim babam değil mi?” dedi.

Ebu Fükeyhe, olanca gücüyle haykırdı: “Baban da kim oluyormuş?! Benim de senin de, babamın da babanın da Rabb’i ve mabudu ancak Allah’tır.”

Bu cevap karşısında çılgına dönen Ümeyye, Ebu Fukeyhe’nin boğazına ta­kılı bulunan ipi çekmeye başladı, o kadar çekti ki, Ebu Fükeyhe nefesi kesilmiş, boğulacak dereceye gelmişti. Tam o an­da Hz. Ebu Bekir çıkageldi. Ölmek üzere olan Ebu Fükeyhe’yi satın alarak, azat etti.

Hürriyetine kavuşan Ebu Fükeyhe, Habeşistan’a hicret eden ikinci kafile ile birlikte  Habeşistan’a gitti. Oradan dönen ilk kafilelerle de Medine’ye hicret etti. Hicret’ten hemen sonra, Bedir Gazvesi’nden önce vefat etti.

Allah ondan razı olsun!

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir