1927 yılında Isparta Senirkent’te dünyaya gelen Ali İhsan Tola, Nur Talebeleri arasında bu asrın Lokman Hekimi olarak tanınmıştır.

Ali İhsan Tola, İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi mezunu bir genç iken 1950 yılında Emirdağ’da Üstad Bediüzzaman Hazretlerini ziyaret ederek, O’na talebe olur. Ali İhsan Tola Ağabey, Üstad Hazretlerini ilk ziyaretinde, kendisine uzmanlık alanı olan orman ve bitkilerin sırlarından bahseder. Bitki, maden ve sulardaki özellikleri anlatır. Bitkilerden havaya yansıyan iyonları anlatır. Risale-i Nurları tanıdıktan sonra, mühendisliği bırakıp, nur hizmetleri ile iştigale başlar. Sav’da teksir makinesiyle risale basımı işlerinde bulunmuştur.

Ali İhsan Tola Ağabey, yaşadığı o yılları hatıralarında daha sonra şöyle dile getirir:

”1950 senelerindeyiz. Sav Köyünde teksir ettiğimiz İşârat-ül İ’caz Mecmuasını yazıp bitirdikten sonra tashih için bir nüsha Isparta’ya Hazret-i Üstada götürdüm. Hazret-i Üstad beni Isparta’daki evinde, odasının kapısında karşıladı. Mübarek ellerini öptüm, eseri teslim ettim.

Hazret-i Üstad yemek yemeyi tesbihat manasına getirerek “sen tesbihat yapmamışsındır” diyerek, “mutfağa buyurun” dediler. Mutfağa geçerek mutfakta bulunan suda ıslatılmış kuru ekmek ile yumurta yemeğinden yemeye başladım.

Hazret-i Üstad diğer talebeleriyle birer birer yiyecek erzak gönderiyordu bana. Ceylan büyükçe bir ekmek getirdi: “Ağabey bu ekmek seninle tesbihat yapacak” dedi. Arkasından Tâhirî Mutlu Ağabey büyükçe bir teneke içinde yağ-zeytinler getirdi: “Bu zeytinler seninle tesbihat yapacaklar.”

Onun da arkasından Zübeyr Ağabey, bardak içinde üzüm taneleri getirdi: “Ağabey bu üzüm taneleri seninle tesbihat yapacaklar” deyince; Ben gönlümden dedim: “Haydi Ceylan ve Zübeyr gençler, belki benimle şaka ediyorlar. Yaşlı başlı Tâhir Ağabey de mi benimle şaka ediyor” derken kafam çalıştı, jeton düştü. Hazret-i Üstad hissimi açık seçik bana izah etmiş bulunuyordu.

Evet ben bundan anladım ki: Hakaik-i imaniye büyük bir sofra-i İlâhî olmakla, bana düşen hâfıza-i midemin aldığı kadar olduğunu Hazret-i Üstad bana faaliyet ile ders veriyordu. Bilahare ben müsaade istedim, Sav yoluna girdim. Sav’daki hizmete döndüm.”

Sav’da risalelerin basımı esnasında bitkilerin sırlarının kendisine açıldığını anlatan Ali İhsan Ağabey, ”Lokman Hekim gibi bitkiler hal dilleriyle ne işe yaradıklarını anlatarak adeta benimle konuşmaya başladılar.”der. Bu konudaki görüşleri ise şöyledir:

“O zamandan beri otlardan, çiçeklerden bal karışımlarından ve çeşitli yağ karışımlarından insanlık âlemine faydalı olmaya çalışıyordum. Risale-i Nur’da izah edildiği gibi, kâinat, bir eczane-i kübradır. Allah Teâla her şeyi yerli yerinde yaratmıştır. İnsan vücudunda bulunan hücreler ve cihazlar bitki ve otlardan küçük birer numune taşır. Mesela ceviz meyvesi, diğer meyvelerden farklı olarak dışında sert bir kabuk, içinde meyvenin yiyecek kısmıyla insanın başına ve beynine benzer. Elbette ki onun yenmesi, insana ve beynine faydalı olacaktır. Keza, fındığın kalbe benzemesi, fasulyenin böbreklere benzemesi ve limondan narenciyeye kadar her şeyde insan bünyesine faydalar sunulmuş, rızık olarak tayin edilmiştir.‘Bitkinin şekli, kokusu, rengi, bir şifre-i ilahîdir. Bu şifrenin anahtarı da Efendimiz (ASM)dadır”

1970’li yıllarda yanına gelip gidenlerin çokluğundan bazıları kendisini şikâyet eder ve ”Risale-i Nur hakkında propaganda yapıyor. Yanına gelenlere sekir verici otlardan içiriyor” diye asılsız suçlamalarda bulunurlar. Bunun üzerine tevkif edilir. Üç buçuk ay hapiste yatar. Hapishanede iken bazı adliye mensuplarının eş ve çocuklarının rahatsızlıklarını tedavi eder. Allah’ın izniyle çoğu şifa bulur.

13 Mayıs 2009’da 82 yaşında Senirkent’teki evinde Hakk’a yürüyen Ail İhsan Tola Ağabey’e Allah’tan rahmet dileriz.

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.