MEDİNELİ EBU’D DERDA UVEYMİR BİN AMR(RA)
Ebu’d Derda künyesiyle tanınan Uveymir bin Amr, Miladi 592 yılında Medine’de dünyaya gelmiştir. Babası Amr bin Malik bin Zeyd, annesi Mehabbe binti Vakıt bin Amr’dır. Hazrec kabilesi Harisoğulları koluna mensuptur. Büyük kızı Ed-Derda’dan dolayı Ebu’d Derda künyesiyle tanınmıştır. Ticaret ile uğraşan Ebu’d Derda Medine’nin en işlek dükkanına sahipti. Ticarete olan düşkünlüğünden dolayı İslam hakkında birisinden bilgi alma ihtiyacı duymamıştı.
Abdullah bin Revaha ile kardeş olan Ebu’d Derda, onun ısrarlı İslamı anlatma tebliğ taleblerine rağmen, kendisine ait bir puta yapışarak hakikate kulaklarını tıkamıştı. Bir gün Abdullah bir fırsatı bulup o ahşap putu kırıp parçaladı. Kocasının gazabından korkan karısı, ”Ey Revaha’nın oğlu! Beni helak ettin!”dedi. Eve gelen Ebu’d Derda, bu duruma önce öfkelendi, daha sonra kendisine verilen dersi düşünüp kendi, kendine ”Şayet onda bir hayır olsaydı, kendini korurdu.”diye söylendi. Hemen Abdullah bin Revaha’yı buldu, onunla beraber Rasulullah’ın yanına gidip, müslüman oldu. Evine dönen Ebu’d Derda, hanımına ”iman edip müslüman oldum” dedi. Karısı Ümmü’d Derda buna çok sevindi, ve kocasına kendisinin de müslüman olduğunu söyledi.
Müslüman olan Ebu’d Derda, ticaret ile ibadetin bir arada yürüyemiyeceğini anlayınca ibadeti seçip, Kur’an’nın tamamını ezberleyerek Peygamber Efendimiz(ASM)a okudu.
Bedir Gazvesinde bulunamayan Ebu’d Derda,Uhud Gazvesinde büyük kahramanlık gösterir, daha sonra Rasullah ile birlikte bütün Gazvelere iştirak eder.
Kur’an, fıkıh ve hadis ilimlerinde sahabenin önde gelen isimlerinden birisi olan, Ebu’d Derda, Hz. Ebu Bekir(RA) döneminde Yermük Savaşına ordu kadısı olarak katılır. İslam tarihinde bu görev ilk defa onunla başlar. Bedir Gazvesine katılmadığı halde, Hz. Ömer(RA) onu Bedir’e katılanlardan kabul ederek kendisine maaş bağlar. Bu dönemde Medine’de kadılık görevi yaptı. Hz. Ömer(RA)ın kendisine vermek istediği görevi kabul etmeyerek, ondan Suriye’ye gitmek ve orada Peygamber’in sünnetini yaymak, halka namaz kıldırmak istediğini söyler. Hz. Ömer onu iki kişi ile birlikte Suriye’ye Kur’an ve fıkıh hocası olarak gönderdi. Ebu’d Derda, önce Humus’a gitti, orada bir süre çalıştı, sonra Dımaşk’a geçip, orada dersler vermeye başladı. Hz. Ömer kendisini Dımaşk kadılığına tayin etti. Kur’an öğretimiyle meşgul olan Ebu’d Derda’dan pekçok kişi ders aldı. Şam’da yüzlerce hafız yetiştirdi. Şam fakihi diye meşhur oldu.
Şam’ı ziyaret eden Hz. Ömer(RA), Ebu’d Derda’nın kapısında kilit olmadığını, gelenin kim olduğunu sormadan içeri kabul eden, altında bir keçe parçası, odasında ışık olmadığını görür. Ebu’d Derda’ya, ”Ben seni Medine’de hoş tutmadım mı?” diye sorar. O’da Rasulullah’tan duyduğu şu hadisi söyler, ”Sizin dünyadan metanız bir yolcunun azığı kadar olsun.”
Ebu’d Derda, Rasulullah’tan Yetmiş Dokuz kadar hadis rivayet etmiştir. Bu hadislerden bazıları şöyledir:
”Her namazdan sonra otuz üç defa tesbih(Sübhanallah), otuz üç defa tahmid(Elhamdülillah), otuz üç defa tekbir(Allahü Ekber) getir.”(Müsned, V, 196)
”Ezansız, namazsız köylerde oturma, böyle bir köyde oturmaktansa şehirde kal.”(Müsned,VI 145)
Rasulullah, onun hakkında, ”Her ümmetin bir hakimi vardır. Ümmetimin hakimi de Ebu’d Derda Uveymir’dir.” buyurmuştur.
Hastalanan ve yatağa düşen Ebu’d Derda’yı ziyaret edenlerin ”Hangi dertten muzdaripsin?” sorularına ”Günahlarımdan” diye cevap verir. ”Ne arzu edersin” sorusuna ise ”Cenneti” der.
Ebu’d Derda, Kur’an, ilim irfan,ibadet,cihad ve takva yolunda 60 yıllık hayat geçirir. Miladi 652 yılında Suriye’nin Dımaşk şehrinde vefat eder. Burada defnedilir.



Cevapla
Want to join the discussion?Feel free to contribute!