Girdi yapan Nurköy

ALLAH NURUNU TAMAMLAYACAKTIR

”Ona “Kürdî” denilmesi ve kaside-i Hazret-i İmam-ı Ali’de (r.a.) görülen يَامُدْرِكًا kelimesinin hazf ve kalbiyle “Kürt” îma ve işaretinin bulunması, gerçekten Kürtlüğüne delâlet etmez ve onun mânevî silsile-i şerâfet ve siyadetten tenzil ve teb’idini icap ettirmez. Bu isnad ve izafe, Kürdistan’da doğup büyüyen ve bu lâkapla mâruf ve meşhur olan bu zâtın Risaletun-Nur’un tercümanı olduğunu […]

VAHİY KATİBİ ŞURAHBİL BİN HASENE(RA)

Şurahbil bin Hasene, Miladi 574 de Mekke’de doğmuştur. Babası Abdullah, çok küçük yaşta vefat ettiği için annesi Hasene’nin ismi ile tanınmıştır. Şurahbil, babasının ölümünden sonra annesinin evlendiği Kureyş kabilesine mensup Süfyan bin Ma’mer’in yanında büyümüş gençlik yıllarında Mekke’de okuma yazma öğrenmiştir. Hz. Peygamber (ASM)ın İslamiyeti tebliğ ettiği günlerde 35 yaşında iken Şurahbil, annesi Hasene’ye gidip, […]

İNSANIN YEMESİ İÇMESİ UYUMASI

”BİRİNCİ ESAS: Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın, çendan her hali ve her tavrı, sıdkına ve nübüvvetine şahit olabilir. Fakat her hali, her tavrı harikulâde olmak lâzım değildir. Çünkü, Cenâb-ı Hak onu beşer suretinde göndermiş, tâ insanın ahvâl-i içtimaiyelerinde ve dünyevî, uhrevî saadetlerini kazandıracak a’mâl ve harekâtlarında rehber olsun ve imam olsun ve herbiri birer mu’cizât-ı kudret-i […]

VANLI TALEBE ABDULLAH EKİNCİ

Van’lı talebeler arasında yeralan Abdullah Ekinci 1899 yılında Van’da dünyaya gelmiştir. Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerini ilk defa Birinci Dünya Savaşı öncesinde tanıdığını söyleyen Abdullah Ekinci, o günleri şöyle anlatır: ”Harpten önce Üstad Van’da çok şatafatlı gezerdi. Güzel giyinirdi, kibar ve güzel bir endamı vardı. Paşaların arkadaşıydı. Horhor Medreselerinde müderristi. Ben o yıllarda idadide okuyordum. Yani […]

DÜNYA SALTANATI ALDATICIDIR

Eğer denilse: “Neden hilâfet-i İslâmiye Âl-i Beyt-i Nebevîde takarrur etmedi? Halbuki en ziyâde lâyık ve müstehak onlardı.” Elcevap: Saltanat-ı dünyeviye aldatıcıdır. Âl-i Beyt ise, hakaik-i İslâmiyeyi ve ahkâm-ı Kur’âniyeyi muhafazaya memur idiler. Hilâfet ve saltanata geçen, ya nebî gibi mâsum olmalı, veyahut Hulefâ-i Râşidîn ve Ömer ibni Abdülâziz-i Emevî ve Mehdî-i Abbâsî gibi harikulâde bir […]

ARAPÇA OKUMAK VE YAZMAK

Çok muhterem, sevgili Üstadım; Yirmi Dokuzuncu Mektubun Üçüncü Kısmını okuduk. Mektup münderecatı hepimizi şevke getirmiş, sevinçle her tarafımızı doldurmuştu. Kur’ân-ı Hakîmin bazı âyâtından çıkan kıvılcımlarıyla, bir taraftan aklı gözlerine inmiş olan maddiyunlar ve emsâli tabakasına karşı, Mektûbatü’n-Nur ve Risalâtü’n-Nurla meydan okuyarak onların kafalarına hakikat tokmaklarını vurmakta ve diğer taraftan onların kalblerini pek parlak feyizleriyle doldurmaktadır. […]

HANIM SAHABİ HAVLE BİNT-İ HAKİM (R.ANHA)

Mekke’de doğan Havle bint-i Hakim’in babası Hakim ibni Ümeyye, annesi Daife bint-i As ibni Ümeyye’dir. Ümmü Şerik künyesiyle tanınmıştır. Rasulullah (SAV)e ilk inanan hanım sahabilerden. Temiz yaratılışlı, Cahiliye döneminde bile içki içmeyen Osman bin Maz’unun hanımıdır. Osman bin Maz’un bir gün evine mutlu,neşeli, güleryüzlü bir şekilde gelir. Onun bu halini gören Hanımı Havle bint-i Hakim, […]

EĞER ALLAH’I SEVİYORSANIZ

BEŞİNCİ NÜKTE قُلْ اِنْ كُنْتُمْ تُحِبُّونَ اللهَ فَاتَّبِعُونِى يُحْبِبْكُمُ اللهُ “De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin.” Âl-i İmrân Sûresi, 31.nci ayeti” âyet-i azîmesi, ittibâ-ı sünnet ne kadar mühim ve lâzım olduğunu pek kat’î bir surette ilân ediyor. Evet, şu âyet-i kerime, kıyâsât-ı mantıkıye içinde, kıyas-ı istisnâî kısmının en kuvvetli […]

URFALI MOLLA ABDÜLHAMİD EFENDİ

Urfa’nın yetiştirdiği alimlerden biri olan Hacı Abdülhamid Efendi, 1892 yılında Bingöl’de doğmuştur. Nakşibendi tarikatı Halidiye koluna mensup olan Abdülhamid Efendi 1930 yılında Urfa’ya gelmiştir. Dönemin hocalarından ders alan Abdülhamid Efendi, Urfa’da yıllarca arapça ve dini konularda ders vermiş ve birçok talebe yetiştirmiştir. Urfa’da Molla Hamid ismiyle meşhur olmuştur. Urfa’da herkes tarafından sevilen, hürmet edilen Molla […]

HADİS NAKLİNDE AN FİLAN AN FİLAN

Sual: An’aneli senedin faidesi nedir ki, lüzumsuz yerde, malûm bir vakıada, “an filân, an filân, an filân” derler? Elcevap: Faideleri çoktur. Ezcümle, bir faidesi şudur ki: An’ane ile gösteriliyor ki, an’anede dahil olan mevsuk ve hüccetli ve sadık ehl-i hadîsin bir nevi icmâını irae eder ve o senette dahil olan ehl-i tahkikin bir nevi ittifakını […]