İNSAN KORKMAKLA KADERDEN KURTULAMAZ

Uhud Gazve’sinde Peygamber Efendimiz (ASM) kılıçını hangi sahabiye verdi?

Rasulullah, Uhud Gazve’sinin başında elinde tuttuğu üzerinde ”Korkaklıkta ar, ilerlemekte şeref ve itibar var. İnsan korkmakla kaderden kurtulamaz” beyti yazılı kılıçını göstererek bunu kimin almak istediğini sordu. Zübeyr bin Avvam başta olmak üzere sahabiler kılıçı almak istedi. Rasulullah kılıçı Ebu Dücane’ye verdi.

Zübeyr bin Avvam, kılıçın kendisine verilmemesinden dolayı hayli üzgün idi. Kendi kendine, ”Ben Rasulullah’tan kılıçı istedim. Onu bana vermedi, Ebu Dücane’ye verdi. Halbuki ben halası Safiyye’nin oğluyum, Kureyşliyim, önce ben istemiştim. Gidip bakacam Ebu Dücane benden fazla ne yapacak?” diyerek, Ebu Dücane’yi takibe başladı.

Uhud Savaş meydanına dalan Ebu Dücane bir yandan beyitler okuyor, önüne müşriklerden kim çıkarsa onu vurup öldürüyordu. Azılı müşrik iri cüsseli Ebu Zul-Kerş, her tarafı zırhlarla kaplı halde, ”Ben Ebu Zül-Kerş’im!” diye bağırıyordu. Ebu Dücane bu müşrikin karşısına çıktı. Kerş, hemen ona hücum etti. Kılıçı, Ebu Dücane’nin kalkanına gömüldü, kılıçını buradan çıkaramadı. Ebu Dücane, elindeki kılıçla ona bir darbe vurdu. Kafir omuzundan, ta uyluklarına kadar ikiye biçildi.

Ebu Dücane, elinde kılıç her önüne çıkanı devire devire dağın eteklerine kadar geldi. Burada defleriyle müşrikleri savaşa teşvik eden kadınları gördü. Ebu Dücane, daha sonra bu olayı şöyle anlatır:

”Uzaktan bir kadın gördüm ki, müşriklere son derece kızıyor, onları azarlayıp harbe teşvik ediyordu. Üzerine yürüdüm, etrafından imdat istedi, bağırıp, çağırmaya başladı. Onun bir kadın olduğunu görünce Rasulullah’ın kılıçının şerefini gözettim. O’nu kadına vurmadım.” O kadın ise Ebu Süfyan’ın karısı Hind idi.

Ebu Dücane’yi gözleyen Zübeyr bin Avvam, her yere yetişen her kafiri yere seren Ebu Dücane’nin, kılıçını kaldırdığı halde Ebu Süfyan’ın karısı Hind’i öldürmediğini görünce kendi kendine, ”Kılıçın kime verileceğini Allah ve Rasulü benden daha iyi bilir. Vallahi ben onun çarpışmasından daha üstün çarpışan vuruşan bir kimse görmedim.” söylenir.

Ebu Dücane’nin yanına gelen Zübeyr bin Avvam,”Yaptığın herşeyi gördüm. Kadına kılıçını kaldırıp sonra vurmaktan vaz geçtiğini de gördüm.” dedi. Ebu Dücane,”Rasulullah’ın kılıçına hürmet ettim. Ve onu kadın kanına bulaştırmadım.” diye cevap verdi.

Savaşın dehşeti devam ediyordu. Ebu Dücane, Hz. Peygamber Efendimiz (ASM)ın üzerine eğilip atılan oklara karşı O’nu vücuduyla korumaya çalışıyordu. Azılı müşrik Abdullah bin Hüneyd, Peygamber’imizi görünce atını ona doğru sürdü. ”Ben Züheyr’in oğluyum, bana Muhammed’i gösteriniz. Ya ben O’nu öldürürüm, yahut onun yanında ölürüm.”diye bağırıyordu. Ebu Dücane hemen onun karşısına çıktı. ”Gel yanıma! Ben vücudumla Rasulullah’ı koruyan kişiyim.” dedi. Hüneyd’in atının ayaklarına kılıçını çaldı. At çökünce, kılıçını kaldırıp, ”Al bunu da Hareşe’nin oğlundan” deyip bir vuruşla onu öldürdü. Olanları gören Rasulllah,”Allah’ım Hareşe’nin oğlundan (Ebu Dücane’den) ben nasıl razı isem, Sen de razı ol.” diye dua etti.

Uhud Gazve’sinden salimen dönen Rasulullah, Ebu Dücane(RA) verdiği kılıçını geri almıştır.

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir