Girdi yapan Nurköy

EN ÖNEMLİ İŞ, İMAN KURTARMA

”Efendiler! Siz, niçin sebepsiz bizimle ve Risale-i Nur’la uğraşıyorsunuz? Kat’iyen size haber veriyorum ki: Ben ve Risale-i Nur, sizinle değil mübareze, belki sizi düşünmek dahi vazifemizin haricindedir. Çünkü, Risale-i Nur ve hakiki şakirtleri, elli sene sonra gelen nesl-i âtiye gayet büyük bir hizmet ve onları büyük bir vartadan ve millet ve vatanı büyük bir tehlikeden […]

ÖLÜM, HAYATTAN SERBEST KALMA

”Yani, mevti veren Odur. Yani, hayat vazifesinden terhis eder, fâni dünyadan yerini tebdil eder, külfet-i hizmetten âzâd eder. Yani, hayat-ı fâniyeden, seni hayat-ı bâkiyeye alır. İşte şu kelime, şöylece fâni cin ve inse bağırır, der ki: Sizlere müjde! Mevt idam değil, hiçlik değil, fenâ değil, inkıraz değil, sönmek değil, firak-ı ebedî değil, adem değil, tesadüf […]

SIDDIK ÜNVANLI SÜLEYMAN KERVANCI

Barla denilince akla ilk ismi gelen simalardan birisi de “Sıddık” unvanlı Süleyman Kervancı, 1898 yılında Barla’da dünyaya geldi. Barla’ya sürgün gelen Said Nursî Hazretleri’nin hizmetine ilk katılanlardandır. Risâle-i Nur’da ismi “Sıddık Süleyman”, “Barlalı Süleyman”, “Süleyman Efendi” ve “Süleyman” olarak geçer. Sekiz yıl boyunca Üstad Said Nursi Hazretlerine, fedakârca hizmetlerde bulunur. Üstad Hazretleri, O’na “Sıddık” unvanını […]

ABDULLAH İBNİ SELAM

Risale-i Nur’un Mektubat adlı eserinde Peygamber Efendimizin (ASM) peygamberliğine delil gösterilen, Yahudilerin büyük alimlerinden Abdullah ibni Selam, Resûl-i Kibriya Efendimiz (ASM), Medine’ye teşrif buyurdukları zaman, O’nu görmek için gitmiş ve Efendimizin (ASM) nurlar saçan mübarek simasını görünce, “Şu sîmada yalan yok! Şu yüzde hile olamaz!”.(Mektubat, s.92)diyerek, kelime-i şehadet getirip imana gelen büyük sahabedir. Peygamber Efendimiz […]

YANLIŞ SABIRLA DÜZELTİLİR

”Hem Âtıf’ın parlak hizmeti tevakkufa uğraması (HAŞİYE) ve gerilemesi ve merhum Mehmed Zühtü Bedevî’nin, yüksek ve geniş hizmetinin perdelenmesini, düşünmesi beni ziyade mahzun ettiği hengâmda, elime bir mektup verildi. O mektup, o endişemi izale etti. Risale-i Nur hizmetinde bir kapı kapansa, daha mühim kapılar açılır diye kaide, yine hükmünü icra etti ki,…. HAŞİYE : Âtıf’a […]

EN KOLAY İBADET NAMAZ

Üstad Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri, Risale-i Nur’lar da ubudiyetin en önemlilerinden olan namazın hem kolay, hem kıymetli, hem de ucuz ve az bir masrafla hemde en bol sevabı olan bir ibadet olduğunu bize ispat etmekte. Namaz konusunun işlendiği risalelerde, müslümanın direğinin namaz olduğu, insanın namazda Allah’a, derdini, hüznünü, kederini anlattığı, en fakir, en güçsüz insanın bile […]

DÖRT DİL BİLEN TALEBE : MUALLİM GALİP

Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin Barla döneminin, sadık, talebelerinden birisi de Yalvaçlı Ahmed Galip Keskin, Bitlis’in Ahlat ilçesinde 1900 yılında dünyaya gelmiştir. Aslen Ispartalı olmasına rağmen babasının kadılık görevi sebebiyle bulunduğu Ahlat’ta doğmuştur. Babası ölünce, 1916 yılında annesiyle beraber tekrar Yalvaç’a dönerler. Şair, hattat ve ‘hakkak’tır.Fransızca, Arapça, Farsça ve Kürtçe bilmektedir. Ahmed Galip Bey önce Yalvaç […]

VESİLE EDEREK DUA ETMEK

Allah katında kabul gören birşeyi insan vesile ederek dua ederse, örnek ”Allah’ım Kur’an-ı Hakim hürmetine beni affet” şeklinde dua edilebilir mi? İnsan önce, mülkü dilediği gibi kullanma makamının Allah olduğunu, vesile ve sebeplerin buna sadece bir perde olduğunu iyi bilecek. Allah istemedikçe hiçbir şey vuku bulmaz, ne Peygamber, ne de evliya hiçbir şey insana yardım […]

SADAKAT, SIDDIKIYET

Sadakat, Allah rızası için kalbden bağlılık, kalbi ve samimi dostluk ve bu dostlukta sebat, vefadarlık göstermektir. Hz. Ebu Bekir (RA)’in Hazreti Peygambere Aleyhisselatü Vesselama olan dostluğu ve sadakati gibi. “Nübüvvet” makamından sonra,”Sıddıkiyet” makamı gelir, bu makamın piri Hazreti Ebu Bekir (RA)’dır.Kur’an-ı Kerim’de müminler sadık ve sıddık olmaları yönünde birçok ayetler bulunmakta, ve doğru yolda gidenler […]

KEDERİ BIRAK KEYFİNİ ÇEK

”Ey insan! Sen kendini, kendine mâlik sayma. Çünkü sen kendini idare edemezsin. O yük ağırdır; kendi başına muhafaza edemezsin, belâlardan sakınıp levazımatını yerine getiremezsin. Öyle ise, beyhude ıztıraba düşüp azap çekme. Mülk başkasınındır. O Mâlik hem Kadîrdir, hem Rahîmdir. Kudretine istinad et; rahmetini ittiham etme. Kederi bırak, keyfini çek. Zahmeti at, safâyı bul. Hem der […]