Girdi yapan Nurköy

HAYVAN GİBİ YAŞAMAK

”O muannid döndü, dedi: “Hiç olmazsa hayvan gibi hayatımızı keyif ve lezzetle geçirmek için sefahet ve eğlencelerle bu ince şeyleri düşünmeyerek yaşayacağız.” Cevaben dedim: Hayvan gibi olamazsın. Çünkü, hayvanın mazi ve müstakbeli yok. Ne geçmişten elemler ve teessüfler alır ve ne de gelecekten endişeler ve korkular gelir. Lezzetini tam alır. Rahatla yaşar, yatar, Hâlıkına şükreder. […]

NİÇİN DEVAMLI TEVHİD

”Bugünlerde mânevî bir muhaverede bir sual ve cevabı dinledim. Size bir kısa hülâsasını beyan edeyim. Biri dedi: Risale-i Nur’un iman ve tevhid için büyük tahşidatları ve küllî techizatları gittikçe çoğalıyor. Ve en muannid bir dinsizi susturmak için yüzde birisi kâfi iken, neden bu derecede hararetle daha yeni tahşidat yapıyor? Ona cevaben dediler: Risale-i Nur, yalnız […]

SİGARAYI BIRAKMAK KOLAY MI?

”Bilirsin ki, sigara gibi küçük bir âdeti, küçük bir kavimde, büyük bir hâkim, büyük bir himmetle, ancak daimî kaldırabilir. Halbuki, bak: Bu zat, büyük ve çok âdetleri, hem inatçı, mutaassıp, büyük kavimlerden, zahirî küçük bir kuvvetle, küçük bir himmetle, az bir zamanda ref edip, yerlerine öyle secâyâ-yı âliyeyi ki dem ve damarlarına karışmış derecede sabit […]

ABDULLAH YEĞİN AĞABEY

Abdullah Yeğin Ağabey, 1924 yılında Kastamonu’ya bağlı Araç ilçesinin Kıyan köyünde dünyaya geldi. Öğretmen bir babanın oğlu olup, ailesi asırlar öncesinden Bağdat taraflarından göç edip Kastamonu’ya gelmiş ve Araç’ın Kıyan köyüne yerleşmişlerdir. Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri ve Risale-i Nur’u tanıdıktan sonra ömrünü iman hizmetinde geçiren simalardan biridir. 1936-1943 yılları arasında, Kastamonu’da mecburî ikâmete tabi tutulan […]

MUZIR FELSEFE

”Risale-i Nur’un, Felsefeye bakış acısı nedir?” Risale-i Nur’da birçok bahislerde felsefe ile ilgili konular yer almaktadır. Üstad Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri, Asa-yı Musa adlı eserinin ilk sayfalarında ele aldığı felsefeyi şöyle anlatmakta: ”Aziz sıddık kardeşlerim, Madem Risale-i Nur, makine ile taammüm etmeye başlamış ve madem felsefe ve hikmet-i cedideyi okuyan mektepliler ve muallimler çoklukla Risale-i […]

MÜMİNİN MÜMİNE YARDIMI

بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ  وَاِنْ مِنْ شَىْءٍ اِلاَّ يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ اَلسَّلاَمُ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اللهِ وَبَرَكَاتُهُ ”Aziz kardeşim; Sizler sabah ve akşam duamda dahilsiniz. Siz dahi beni duanızda dahil ediniz. Şu âlemde mü’minin mü’mine karşı en büyük yardımı dua iledir. Eğer bir adam, dostundan emin ise ki gurura girmez; onu şükre sevketmek için, tahdis-i nimet nev’inden ona ait […]

BEN İHTİYAR OLUYORUM

”Yeni Said niçin bu kadar şiddetle siyasetten tecennüb ediyor? Elcevap: Milyarlar seneden ziyade olan hayat-ı ebediyeye çalışmasını ve kazanmasını, meşkûk bir iki sene hayat-ı dünyeviyeye lüzumsuz, fuzulî bir surette karışmayla feda etmemek için; hem en mühim, en lüzumlu, en saf ve en hakikatli olan hizmet-i iman ve Kur’ân için şiddetle siyasetten kaçıyor. Çünkü, diyor: Ben […]

TAŞKÖPRÜLÜ SADIK (DEMİRELLİ) BEY

Binbaşı Mehmed Bey’in oğlu olan Taşköprülü Sadık Demirelli, 1902 senesinde Taşköprü’de doğdu. Asil ve eğitimli bir aileden gelen, Taşköprülü Sadık Bey, Sinop, Tosya, Kastamonu, Çankırı, Düzce ve Adapazarı havalisinin ün yapmış efesi idi. Kastamonu ve civarında, “Taşköprülü Sadık Bey” deyince dost ve düşman, O’na hürmetle saygı gösterirdi. Taşköprülü Sadık Bey, Ağa Adamdır. Onun bulunduğu yerde […]

KARINCA MİLLETİ

Risale-i Nur’larda geçen ”karınca milleti” ile ilgili bölümde anlatılmak istenen nedir? Üstad Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri, Denizli Mahkeme Müdafaasında, Eskişehir Mahkemesinde kendisine sorulan bir suale verdiği cevapta karıncaları misal vermektedir. Bu konu Üstad Hazretlerinin kendi kaleminden şöyledir: ”Eskişehir Mahkemesinde gizli kalmış, resmen zapta geçmemiş ve müdafaatımda dahi yazılmamış bir eski hatırayı ve lâtif bir vakıa-i […]

İNSANLARA SÖZLER’İ OKUMAK

بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ     وَاِنْ مِنْ شَىْءٍ اِلاَّ يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ ”Cemaate Sözler’i okumak zamanında, sendeki hissiyât-ı âliye ve fazla inkişaf ve fedakârâne hamiyet-i diniye galeyanının sırrı şudur ki: Velâyet-i kübrâ olan veraset-i Nübüvvetteki makam-ı tebliğin envarı altına girdiğin içindir. O vakit sen, dellâl-ı Kur’ân Said’in vekili, belki mânen aynı hükmüne geçtiğin içindir. Gurbet mektubuyla kamer ve zemin […]