Ubeyde Bin Haris (RA), Hz. Peygamber’in tebliğini güvendiği kimselerle sınırlı tuttuğu dönemde Hz. Ebû Bekir vasıtasıyla İslâm’ı kabul etti. Onun dokuzuncu müslüman olduğu zikredilir. İslamiyet’in ilk yıllarında Ubeyde (RA), karşılaştığı bütün güçlükle­­re sabretti. Hicret emri çıkınca Hz.Ubeyde(RA) yurdunu yuvasını bırakarak, kardeşleri Tufeyl ve Husayn ile birlikte Medine’ye hicret etti.

Bedir Savaşı’na iştirak eden bu bahtiyar mücahidin bütün arzusu “şehit ol­mak”tı. İki ordu karşılaştığında, müşriklerden Utbe, Şeybe ve Velid meydana çıkarak çarpışacak yiğit istediler. Karşılarına Ensar’dan üç kişi çıktı. Fakat onlar, “Biz sizi istemiyoruz. Abdülmuttâliboğullarından amcalarımızın oğullarıyla çarpışmak istiyoruz!” diyerek onları reddettiler.

Bunun üzerine Peygamberimiz, “Kalk yâ Ubeyde! Kalk yâ Hamza! Kalk yâ Ali!” buyurdu.

Bu üç yiğit hemen meydana fırladı. Müşrikler onları karşılarında görünce sevindiler. “Evet, siz bizim dengimizsiniz.” dediler ve kıyasıya cenge tutuştu­lar. Hz. Hamza Şey­­be’yi, Hz. Ali de Velid’i bir anda tepeledi. Ubeyde (r.a.) ile Utbe ise birbirlerini ayak­ta duramayacak şekilde yaraladılar. Hz. Hamza ve Hz. Ali hemen Ubeyde’nin yardı­­mına koştular ve Utbe’yi öldürdüler. Yaralı olan Ubeyde’yi kucaklayarak saflarına taşıdılar.

Ubeyde (r.a.) Re­sû­lul­lah’a, “Yâ Re­sû­lal­lah, ben şehit değil miyim?” diye sordu. Peygamberimiz, “Evet, şehitsin.” buyurdu.

Buna çok sevinen Hz. Ubeyde, “Ebû Tâlib sağ olsaydı, söylediği söze, kendisinden ziyade, benim layık olduğumu anlardı.” dedi. Sonra da Ebû Tâlib’in şu beytini okudu:

“Biz, onun çevresinde çoluğumuzu çocuğumuzu unutturacak derecede çar­pışıp yerlere serilmedikçe, onu size teslim edeceğimizi mi sanıyorsunuz?!”

Hz. Ubeyde böylece, Re­sû­lul­lah’a bir zarar gelmemesi için hayatını feda et­miş, şehit­­lik makamını kazanmıştı. O sırada 63 yaşında bulunuyordu. Safrâ mevkiine defnedildi. Hz. Peygamber (ASV)ın çok itibar ettiği Ubeyde onun akrabaları arasındaki ilk şehiddir.

Yıllar sonra Peygamberimiz Ashâbıyla Safrâ mevkiinden geçiyordu. Biri, “Yâ Re­sû­lal­lah, güzel bir koku duyuyorum, acaba nedir?” diye sordu.

Peygamberimiz (ASV), “Burada Ebû Muâviye’nin [Ubeyde bin Hâris] kabri vardır. Bu, onun kabrinden yayılan kokudur.” buyurdu. Allah ondan razı olsun!

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.