Her zaman sıkça karşılaştığımız, şahs-ı manevi nedir? Niçin çok önemlidir?

Risale-i Nur Külliyatında sıkça yeralan bir tabir olan şahsı manevi kısaca, “Aynı gaye için çalışan bir topluluğun manevî kişiliği” yani insanların “Manevi kar için ortak çalışma yapan fertlerin kazanç şirketi” şeklinde anlatılabilir.

Emirdağ Lahikasında yer alan : “Bu zaman, cemaat zamanıdır. Ferdî şahısların dehası, ne kadar hârika da olsalar, cemaatın şahs-ı manevîsinden gelen dehasına karşı mağlûb düşebilir.” ifadesin de ise şöyle bir gerçek var. Bu gerçeği bugün hayatımızın her safhasında görmemiz mümkün. Şirket isimlerinde, parti, kulüp, dernek isimlerinde kişiler bu isimlerin altında çalışıp, faaliyet gösterirler.

Üstad Bediüzzaman Hazretleri, o dönem de, İman ve Kur’an cephesinde bir manevi kişilik meydana getirmenin luzümunu görmüş ve Risale-i Nur Külliyatı etrafında bir iman ve ihlas cephesi meydana getirmiştir.

“İhlâs, sebat, sadakat ve muhabbet,” bu şirketin sermayesi olmuş, kazancı ise “rıza-i ilahî ve sevaptır.” Bu manevî ortaklığa dahil olanların her biri, şirkete, tek başlarına elde ettikleri manevi kazançları ile katılmışlar. Bunların tümünden hasıl olan toplam sevap ve nur, “iştirak-i âmâl” yani herkesin amel defterine, bölünmeden ve eksilmeden aynen geçmektedir. Bunun sebebi, nur ve sevabın bölünmeyi kabul etmemesidir. Okuduğumuz bir fatihayı yahut bir hatm-i şerifi bin kişiye bağışlasak, sevap bine bölünmez, her birine aynı sevap verilir.

Üstad Bediüzzaman Hazretleri, fitne ve fesat asrının ağır şartları altında, talebelerini, dostlarını,taraftarlarını, elhasıl bütün müslümanları böyle bir iman ve ihlas dairaai içinde korumaya çalışmıştır.

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.