Şemmas bin Osman, Mahzumoğullarından olup asıl ismi Osman iken yüzünün güzelliği ve parlaklığı ile Şemmas (Güneş gibi parlak) lakabıyla tanınmıştır.

İslam’ın ilk yıllarında Şemmas hanımı Ümmü Habib bint Said ile Mekke’de müslüman oldu. Müşriklerden gördüğü işkence ve zulüm üzerine İkinci Habeşistan hicretine katılıp,oraya göç edenler kervanında yeraldılar. Müşriklerin topluca Müslümanlığı kabul ettiklerine dair çıkan asılsız haber üzerine Mekke’ye döndü ve daha sonra Medine’ye hicret etti.

Bedir ve Uhud gazvelerine katılan Şemmas, Uhud’da Resûl-i Ekrem’in yanından hiç ayrılmadı. Müşriklerin saldırılarına karşı vücudunu siper ederek Efendimizi (ASV)ı korudu. Bundan dolayı Resûlullah, o gün ne yana baksa Şemmas’ı gördüğünü ve onun kendisini kalkan gibi koruduğunu söylemiştir. Peygamber Efendimiz onun bu husustaki fedakarlığı hakkında:
”Uhud günü Şemmas’ı kendime bir siper ve kalkan olarak buldum” buyurmuştur.

Şemmas, Uhud’ta önüne çıkan, Übey ile çarpışırken ağır yaralandı. Medine’ye amcasının kızı ve Hz. Peygamber’in eşi Ümmü Seleme’nin evine götürülerek tedavi edilmeye çalışıldı, fakat ertesi gün vefat etti. Resûl-i Ekrem’in tâlimatıyla Uhud’a götürüldü, yıkanmadan ve cenaze namazı kılınmadan üzerindeki elbisesiyle birlikte diğer Uhud şehidlerinin yanına defnedildi.

Resulullah Aleyhisselam’ın yanından ayrılmayan fedailerden birisi olan Şemmas bin Osman hakkında Halife Ömer(RA)   ”ümmetin Yusufu”’ demiştir. Allah O’ndan razı olsun.

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.