SAATÇI LÜTFÜ

Abdullah Lütfü  Özerdem, Şeyh Âsım Efendinin torunu ve Mehmed Âkif Efendinin oğludur. 1881 yılında Isparta’da dünyaya gelmiştir. Isparta da Risale-i Nur ilk tanıyan talebelerden olan Lütfü Özerdem, Saatçi Lütfü olarak tanınmıştır.

Saatçı Lütfü, 1935 yılında  Üstad Bediüzzaman Said Nursi ile birlikte Eskişehir Hapishanesinde yaklaşık bir yıl tutuklu kalmıştır. Eskişehir Mahkemesi kayıtlarında hüviyeti “Cami-i atik Mahallesinden: Saatçı Lütfi” olarak geçmiştir.

Barla Lâhikası’nın muhtelif kısımlarında Saatçı Lütfü’nün imzası ve ayrıca birçok mektubu vardır. Üstad Hazretlerinin de çok değişik mektuplarında kendisine selamları bulunmaktadır. Üstad Hazretleri’nin bir mektubu şöyledir:

“Saatçi Lütfü Efendi’ye pek çok selâm ve dua ederim. Cenab-ı Hak ona, o bana yazdığı Pencere Risalesi’nin harfleri adedince ruhuna rahmet, kalbine nur, aklına hakikat, malına bereket ihsan eylesin. Âmîn, âmîn, âmîn. Maksadım, ona o risaleyi yazdırmak, onu has talebeler dairesine dahil etmekti. Yoksa ona o zahmeti vermezdim.”[Barla Lahikası]

Barla Lahikasında yer alan bir mektub ise şöyle:

”Saatçi Lütfi Efendinin fıkrasıdır.
İ’câz-ı Kur’âniyeden İhlâs-ı Şerîfle Muavvizeteyn ve Fatiha-i Şerife sûrelerinin tevafukat-ı hurufiye sırlarını gösteren, Yirmi Dokuzuncu Mektubun Sekizinci Remzini aldım ve okudum. Neşir buyurulan işbu risaledeki tevafukat, şimdiye kadar emsâli nâmesbuk bir sırrı meydana koymuş. Bu hususa dair mütalâada bulunmak, kuvve-i kalemiyemin ve havsala-i mevcudemin kat kat fevkinde bulunmakla beraber, afv-ı Üstadânelerine mağruren şu kadar diyebilirim ki: Neşir buyurulan risaledeki izahat, herhangi bir bedbîn ve kör olan bir gafili uyandırmaya ve hattâ bütün mevcudiyetiyle kararmış kalbleri tenvire ve irşada pek büyük delil bulunduğundan, Muhterem Üstadımızın tasavvurî kararı veçhile, her ferdin Kur’ân-ı Azîmü’l-Burhandaki mu’cizatı görmesi için Kur’ân’ın baş tarafına derci hususu pek muvafık görüldüğünü arz eylerim, Efendim Hazretleri. Saatçi Lütfü”

Bir başka mektubda ise Saatçı Lütfü, Risale-i Nur’a sıkı sıkı yapışılması gerektiğine dikkat çekerek, bu konuda şunları dile getiriyor:

”Ehl-i iman -bilhassa şimdiki Risale-i Nur’un zâkir ve muvahhid şakirtleri- öyle bir cadde ve minhâca girmişler ki, o cadde gayet müstakim, gayet nurlu, gayet sevimli. Bütün iki tarafı elmas, inci dükkânı… Bunların başında, nass-ı Kur’ân’dan gelen ve Kur’ân-ı Kerîmin ve Furkan-ı Hakîm’in âyât-ı beyyinatından intişar eden Risale-i Nur’un yüz yirmi parçasından beher parçası birer mürşid-i âzam, birer mürşid-i ekmel, birer kal’a-i hasin, birer elmas kılıç olarak sabittir. Öyleyse, ey Lütfi, Risale-i Nur’a sıkı yapış ki, bir mürşid-i ekmel bulasın. Lisanına tevhidi ver ki, şu muhkem kaleye giresin; Feyyâz-ı Mutlak’ın kelâmı olan Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyâna hâdim ol ki, o elmas kılıncı elinde tutasın.”(Barla Lahikası)

Risale- Nur’un, Isparta’lı talebeleri arsında ilklerden olan Saatçı Lütfü, 1974 yılında İzmir de vefat etmiştir.Kendisine Allah’tan binler rahmet dileriz.

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir