EMİR VE YASAKLARI TAM YAPMIYAN

Allah’ın emir ve yasaklarına iman ediyor, fakat o emir ve yasakları da tam olarak hayatında yaşayamıyan insan hangi katagoriye girer? Mümin mi, yoksa…

Allah’ın emir ve yasaklarına iman ediyor, ama nefsini de tam ıslah edemediği için o emir ve yasakları da insan hayatında yaşayamıyorsa, günahkar mümin sıfatını taşır. Bunlar günahının cezasını çektikten sonra cennete girerler. Bu anlamdaki isyana günah ve fısk denilir ki bu kimseler mümin dairesindedirler. Bunların isyan ve günahı inkardan değil, iman zafiyetinden dolayı olduğu için af ve kurtuluşa daha yakındır.

Eğer insan, Allah’ın emir ve yasaklarını inkar edip, mesela, zekat neymiş, bu çağda baş örtüsü olur mu gibi sözlerle inkar ve küfürle ameli terk ediyorsa, bu kişi ehli küfür olup tövbe ve iman etmiyor ise, ebedi cehennemde kalır. İman, kalben tasdik etmektir. İmandan çıkmak da, yine kalben reddetmek ile olur.

İman ve küfür, kalbin tasdik etmesinden geçmektedir. Aklen taraftar olmak yetmez. İman ettikten sonra gelen şüpheler tasdik edilmedikten sonra bir zararı olmaz. İnkar etmemek ile iman etmek farklı şeylerdir.

Üstad Hazretlerinin, “her günah içinde küfre giden bir yol bulunmasından” sözünden anlaşılacağı üzere, bu hayat tarzını da daimi kılmamak gerekir. Yani yol yakın iken insan işlemiş olduğu günahtan tövbe ve istiğfar ile o günahı imha yoluna gitmelidir. Yoksa, Allah’ın emir ve yasaklarını yerine getirmeyen insan, işlediği günahlarla küfre düşebilir ki, o zaman kurtuluş hayli zordur.

Bir diğer önemli konu da, Allah’ı inkar etmeyenin, Allah’ı da tasdik etmesi lazımdır. Risale-i Nur’da bu konu şöyle izah edilmiştir:

”Halbuki Allah’ı bilmek, bütün kâinata ihata eden rububiyetine ve zerrelerden yıldızlara kadar cüz’î ve küllî herşey Onun kabza-i tasarrufunda ve kudret ve iradesiyle olduğuna kat’î iman etmek; ve mülkünde hiçbir şeriki olmadığına ve Lâ ilâhe illallah kelime-i kudsiyesine, hakikatlerine iman etmek, kalben tasdik etmekle olur.

Yoksa, “Bir Allah var” deyip, bütün mülkünü esbaba ve tabiata taksim etmek ve onlara isnat etmek—hâşâ—hadsiz şerikleri hükmünde esbabı merci tanımak ve herşeyin yanında hâzır irade ve ilmini bilmemek ve şiddetli emirlerini tanımamak ve sıfatlarını ve gönderdiği elçilerini, peygamberlerini bilmemek, elbette hiçbir cihette Allah’a iman hakikati onda yoktur. Belki küfr-ü mutlaktaki mânevî Cehennemin dünyevî tazibinden kendini bir derece teselliye almak için o sözleri söyler.”(Risale-i Nur Külliyatı)

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir