Girdi yapan Nurköy

ISPARTA’YI TAŞIYLA TOPRAĞIYLA SEVİYORUM

”Aziz kardeşlerim, Yakınınızda bulunmakla çok bahtiyarım. Sizin hayalinizle ara sıra konuşurum, müteselli olurum. Biliniz ki, mümkün olsaydı, bütün sıkıntılarınızı kemâl-i iftihar ve sevinçle çekerdim. Ben, sizin yüzünüzden Isparta’yı ve havâlisini taşıyla, toprağıyla seviyorum. Hattâ diyorum ve resmen de diyeceğim: Isparta hükümeti bana ceza verse, başka bir vilâyet beni beraet ettirse, yine burayı tercih ederim. Evet, […]

ENANİYET BİRLİĞİ BOZMASIN

بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ  وَاِنْ مِنْ شَىْءٍ اِلاَّ يُسَبِّحُ بِحَمْدِ نَهُ  ”Kardeşlerim, Gaflet ve dünyaperestlikten çıkan dehşetli bir enâniyet bu zamanda hükmediyor. Onun için ehl-i hakikat-hattâ meşrû bir tarzda dahi olsa-enâniyetten, hodfuruşluktan vazgeçmeleri lâzım olduğundan, Risale-i Nur’un hakikî şakirtleri, buz parçası olan enâniyetlerini şahs-ı mânevîde ve havz-ı müşterekte erittiklerinden, inşaallah bu fırtınada sarsılmayacaklar. Evet, münâfıkların ehemmiyetli ve […]

CANLI BİR GÜNEŞ

”Arkadaş! O Zât (ASM), delâil-i âfâkiye denilen haricî delillerle musaddak olduğu gibi, delâil-i enfüsiye denilen Zâtında ve nefsinde sabit delil ve işaretlerle dahi musaddaktır. Çünkü o Zât Şems gibidir; Zâtını, Zâtıyla ziyalandırarak gösterir. Meselâ, bütün ahlâk-ı hamîdenin en yüksekleri o Zâtta içtimâ etmiş olduğuna bütün âlem şehadet ediyor. Ve keza, en nezih hasletleri ve huyları […]

ASİYE HANIM

Asiye Hanım, 1885 yılında Afyon’da dünyaya gelmiştir. Babası, Mehmed Bahâüddin Efendi, annesi ise Zâkire Hanımdır. Mehmed Bahâüddin, Mevlâna Hâlid-i Bağdâdî’nin hizmetinde bulunan ve Mevlânâ Hazretlerinin kendisine bir cübbe hediye ettiği Küçük Âşık’ın torunudur. Mevlana Halid’in giydirdiği cübbeyi dedesi, torunu  Asiye Hanıma, ”cübbenin sahibi var, o sende emanet” diyerek saklamasını istemiştir. Asiye Hanım, dedesinin emaneti cübbeyi  […]

AKLI BAŞINDA İNSANLAR

Toplum içinde bazı insanları  ”mecnun(deli)” gibi tabirlerle sıfatlandırıyorlar? Bu aklı başında olan insanlara niye böyle deniliyor? Üstad Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri, Risale-i Nur Külliyatından Şualar adlı eserinde bu konuya yer vererek şöyle istifademize  sunmaktadır: ”Kırk sene evvel ehl-i siyaset, bana bir cinnet-i muvakkate isnadıyla tımarhaneye sevk ettiler. Ben onlara dedim: Sizin akıllılık dediğinizin çoğunu ben […]

NEFİS TERBİYE EDİLİR SUSTURULAMAZ

بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ ”Aziz, sıddık kardeşlerim; Birbirinizi enaniyetle veya sadakatsizlikle ittiham etmemek için, bir hakikati beyan etmek ihtar edildi. Ben bir zaman enãniyetini bırakmış ve nefs-i emmâresi kalmamış büyük evliyadan şiddetli bir surette nefs-i emmâreden şikâyet ettiğini gördüm, hayrette kaldım. Sonra kat’î bildim ki, âhir ömre kadar mücahede-i nefsiyenin sevabdar devamı için, nefs-i emmârenin ölmesi üzerine […]

ZAHMET RAHMETE DÖNÜŞÜR

بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ ” Aziz kardeşlerim, Meyvenin meselelerinin tekmil edilmesine meydan vermeyen mânilerin zevâliyle inşaallah yine başlanacak ki, birisi soğuk, birisi masonların onun kuvvetinden dehşet almalarıdır. Ben, bu musibette kader-i İlâhî cihetini düşünüyorum. Zahmetim rahmete inkılâp eder. Evet, Risale-i Kaderde beyan edildiği gibi, her hadisede iki sebep var: Biri zâhirîdir ki, insanlar ona göre hükmederler, çok […]

MEHMED FEYZİ AĞABEY

1912 yılında Kastamonu’da dünyaya gelen Mehmed Feyzi Pamukçu Ağabey, 1938 den 1943 senesine kadar Kastamonu’da Üstad Hazretlerine hizmet etmiştir. Denizli ve Afyon Mahkemelerinde Üstad Bediüzzaman Hazretleri ile beraber hapis yatmış. Kastamonu ve Emirdağ Lahikasında çok sayıda mektupları, Şua’larda Afyon Mahkemesi müdâafası vardır. Üstad Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri’nin “ser kâtibliği” iltifatına mazhar olan Mehmed Feyzi Efendi, […]

ŞEYHÜLİSLAM MUSTAFA SABRİ

1869 yılında Tokat’ta doğan Mustafa Sabri Efendi, ilk eğitiminden sonra Kayseri’ye giderek medrese eğitimi alır. Daha sonra İstanbul’a giderek, Padişahın ders hocalarından Asım Efendi’den ilim tahsil ederek medrese eğitimini tamamlamıştır. Yirmi iki yaşında Fatih Camiinde ders vermeye başlayan Sabri Efendi, çok sayıda talebe yetiştirmiştir. 1908 yılında Tokat Mebusu olarak meclise girer ve istibdada karşı yola […]

ESKİ HALİMİ BULAMIYORUM

بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ   وَاِنْ مِنْ شَىْءٍ اِلاَّ يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ ”Aziz, sıddık kardeşlerim; Kastamonu’da ehl-i takvâ bir zât, şekvâ tarzında dedi: “Ben sukut etmişim.Eski halimi ve zevkleri ve nurları kaybetmişim.” Ben de dedim: “Belki terakki etmişsin ki, nefsi okşayan ve uhrevî meyvesini dünyada tattıran ve hodbinlik hissini veren zevkleri, keşifleri geri bırakıp, daha yüksek makama, mahviyet ve […]