Girdi yapan Nurköy

KALBLE ŞAHİT OLMAK

Üçüncü Mektubun baş kısmı. بِاسْمِ مَنْ تُسَبِّحُ لَهُ السَّمٰوَاتُ بِكَلِمَاتِ النُّجُومِ وَالشُّمُوسِ وَاْلاَقْمَارِ وَالسَّيَّارَاتِ اَلسَّلاَمُ عَلَيْكُمْ وَعَلٰۤى اِخْوَانِكُمْ وَرَحْمَةُ اللهِ وَبَرَكَاتُهُ بِعَدَدِ النُّجُومِ فِى السَّمٰوَاتِ Aziz kardeşim ve sevgili arkadaşım; Şimdi yüz tabakalık fıtrî bir sarayın, en yukarı menzilinde bulunuyorum. Sen de mânen burada hazır ol. Bir parça sohbet edip konuşacağız. İşte kardeşim, Evvelâ: Evvelki […]

GÜNEŞ BİR, AY BİR, SU BİR

BİRİNCİ ALÂMET VE HÜCCET ki,   وَحْدَهُ   (Allah Birdir) kelimesi onun neticesidir. Herşeyde bir vahdet var. Vahdet ise, bir vâhide delâlet ve işaret eder. Evet, vâhid bir eser, bilbedahe vâhid bir sâniden sudur eder. Bir, elbette birden gelir. Herşeyde bir birlik bulunduğundan, elbette birtek zâtın eseri ve san’atı olduğunu gösterir. Evet, bu kâinat bin […]

ERMENEK’Lİ AHMED GÜMÜŞ AĞABEY

Ahmed Gümüş, Konya’nın Ermenek Kazasının Tepebaşı Köyünde 1937 yılında doğdu. Üstad Bediüzzaman Hazretlerini 1954 yılında Barla’da ziyaret eden Ahmed Gümüş Ağabey, Isparta’da Üstad’ın derslerine devam eder. Zübeyr Gündüzalp Ağabey’le beraber birçok hizmetlerde bulunur. Üstad Hazretlerinin, “Hz. Mevlâna benim zamanımda gelseydi, Risale-i Nur’u yazardı” sözünü günümüze aktaran Ahmed Gümüş ağabeydir. O yıllara ait Ahmed Gümüş Ağabey’in […]

LEYALİ-İ AŞERE, ON MÜBAREK GECE

Leyali-i aşere, yani on mübarek gece ile bahsedilen zaman hangi aydır? Kur’ân-ı Kerim’de Fecr sûresinde “Ve on geceye yemin olsun” ifâdesinde kastedilen On mübarek gece bazı kaynaklara göre Ramazan ayının son on günü veya Muharrem’in ilk on günü olarak belirtilse de genel görüş, bu mübarek on günün Zilhicce ayının ilk on günü olduğudur. Kamerî ayların […]

KALB KALBE BERABER ÇALIŞMAK

Yirmi Altıncı Mektubun İkinci Mebhasının Âhiridir. (Benimle görüşen veya görüşmek arzu eden dostlara bir düsturdur ki, uzakta bulunan bir kısım kardeşlere yazılmıştır.) Benimle görüşmek arzunuzu hissettim. Kardeşlerim, benimle görüşmek iki cihetle olur: Ya dünya cihetiyle, yani hayat-ı içtimaiye-i insaniye itibariyledir. Şu cihetteki kapıyı kapamışım. Veya hayat-ı uhreviye ve hayat-ı mâneviye cihetiyledir. O da iki vecihledir. […]

KUR’AN PENCERESİ

Otuz Üçüncü Pencere اَلْحَمْدُ ِللهِ الَّذِىۤ اَنْزَلَ عَلٰى عَبْدِهِ الْكِتَابَ وَلَمْ يَجْعَلْ لَهُ عِوَجًا قَيِّمًا 1 2 الۤرٰ كِتاَبٌ اَنْزَلْنَاهُ اِلَيْكَ لِتُخْرِجَ النَّاسَ مِنَ الظُّلُمَاتِ اِلَى النُّو Bütün geçmiş Pencereler, Kur’ân denizinden bazı katreler olduğunu düşün; sonra Kur’ân’da ne kadar âb-ı hayat hükmünde olan envâr-ı tevhid var olduğunu kıyas edebilirsin. Fakat bütün o Pencerelerin menbaı […]

MEKTUP YAZDI DİYE TUTUKLANAN TALEBE: EMİN TEKİNALP

1914 doğumlu Emin Tekinalp, Safranboluludur. Mustafa Sungur Ağabey’le kardeş torunlarıdır. Emin Tekinalp, Risale-i Nuru ilk defa Sungur Ağabey vasıtasıyla tanır. İktisat Risalesini yazıp, okuduğu günlerde Safranbolulu olan Mustafa Osman ve Hıfzı Bayram’ın hapse girdiğini öğrenen Emin Tekinalp, Afyon Cezaevine bir mektup yazar. Mektubunda “Bin senedir Kur’ân’a hizmet eden Türk milletinin torunlarını Kur’ân okumaktan mahkum eden […]

GÜNAH İŞLEMEDEN YAŞAYABİLMEK

İnsan günah işlemeden yaşayabilir mi? Neden günah işler, günahsız olunabilir mi? Allah, insanları günah işlemeye kabiliyetli yaratmıştır. Allah’ın her bir isminin bir hükmü ve bu hükmün de bir gereği vardır. Gafur isminin hükmü affetmektir. Affetmek ise; günahların işlenmesini gerektiriyor. Bu yüzden insanlar günah işlemeden bir hayat süremezler. Sadece Allah’ın peygamberleri koruma altında olup, günah işlemezler. […]

İMAN LEZZETİ HERŞEYİ UNUTTURUR

Hulûsi Beye hitaptır. بِاسْمِ مَنْ (تُسَبِّحُ لَهُ السَّمٰوَاتُ السَّبْعُ وَاْلاَرْضُ وَمَنْ فِيهِنَّ وَاِنْ مِنْ شَىْءٍ اِلاَّ يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ) وَعَلَيْكُمُ السَّلاَمُ وَرَحْمَةُ اللهِ وَبَرَكَاتُهُ بِعَدَدِ عَاشِرَاتِ دَقَائِقِ عُمْرِكُمْ عَمَّرَكُمُ اللهُ بِالسَّلاَمَةِ وَالْعَافِيَةِ ”Öyle bir zâtın adıyla ki: “Yedi gökle yer ve onların içindekiler Onu tesbih eder. Hiçbir şey yoktur ki Onu övüp tesbih etmesin.” (İsrâ Sûresi, […]

İNSAN TERCİHİNİ KENDİ YAPAR

Birgün yanıma parlak birkaç genç geldiler. Hayat ve gençlik ve hevesat cihetinden gelen tehlikelerden sakınmak için tesirli bir ihtar almak isteyen bu gençlere, ben de, eskiden Risale-i Nur’dan medet isteyen gençlere dediğim gibi, dedim ki: Sizdeki gençlik kat’iyen gidecek. Eğer siz daire-i meşruada kalmazsanız, o gençlik zayi olup, başınıza hem dünyada, hem kabirde, hem âhirette, […]