Girdi yapan Nurköy

MEKKE’Lİ EBU MAHZURE(RA)

Ebu Mahzure, Mekke’de Kureyş’in Cumah koluna mensuptur. Mekke’nin fethedildiği yıl Hz. Peygamber ile Cirane’de karşılaştıktan sonra müslüman olmuştur. Sesi çok güzel ve gür olan Mekke’li genç Ebu Mahzure,Peygamber Efendimiz(ASM)ın Taif Muharasından dönüşünde ezan okunduğunu duyunca Mekke’li on arkadaşı ile birlikte ezanı alaycı bir şekilde taklit etmiştir. Rasulullah bu sesi duyunca, ”O sesin sahibini bana getirin” […]

HİKMET, MERHAMET, ADALET

ON BİRİNCİ SURET Gel, ey muannid arkadaş! Bir tayyareye, ya şarka veya garba, yani mazi ve müstakbele giden bir şimendifere binelim. Şu mucizekâr zâtın sair yerlerde ne çeşit mucizeler gösterdiğini görelim. İşte, bak: Gördüğümüz menzil ve meydan ve meşher gibi acaipler her tarafta bulunuyor. Lâkin san’atça, suretçe birbirinden ayrıdırlar. Fakat buna iyi dikkat et ki, […]

İZMİR TALEBELERİNDEN MEHMET USLU

1929 İzmir doğumlu olan Mehmet Uslu, aslen Konya’nın Beyşehir ilçesindendir. İzmir Risale-i Nur talebelerinin ilkleri arasında yeralır. Risale-i Nur’u ilk defa 1954 yılında Ahmed Feyzi Kul Ağabey’den dinler, onunla ahbab olur. Böylece risaleleri okumaya başlar. O dönemde risaleler teksir halinde satılır. Risaleleri Abdurrahman Cerrahoğlu Ağabey, İzmir’e getirir ve kırtasiyeci dükkanından insanlara dağıtırdı. Risaleleri okuyan Mehmet […]

”EY KARDEŞ” DİYE HİTAP ETMEK

Üstad Bediüzzaman Hazretleri,Risale-i Nur’larda bizlere ”Ey kardeş!” diye hitap etmesi nedendir? Üstad Bediüzzaman Hazretleri, bu asırda ruhu binlerce yara almış bu asrın insanına şefkatle yaklaşmak onun nefsini tahrik etmeden iman hakikatlerini nezih bir şekilde yumuşak sözlerle aktarılması gerçeği karşısında ona”Ey kardeş!” tabiri ile hitap ediyor. Bu anlatımın da en güzel şekilde doğrudan değil dolaylı anlatım […]

ISPARTA KAHRAMANLARI İLE OMUZ OMUZA

Aziz, sıddık kardeşlerim ve ebed ve Hak yolunda hakikatli arkadaşlarım; Kastamonu efelerinden ve Nurun kahramanlarından ve Safranbolu fedakârlarından size oradan buraya gelen hususî mektuplarına hususî cevap vermeye müstehak ve lâyıktırlar. Fakat halim, vaktim müsaade etmediğinden, vasıtanızla bir kısa cevap verdiğime gücenmesinler. Evvelâ: Hilmi, İhsan, Emin’in, Taşköprülü Sadık’ın mektupları beni çok mesrur eyledi. Hakikaten bu kardeşlerimiz, […]

ENSAR’DAN İKİ KILIÇLI EBU DÜCANE (RA)

Ashab-ı Kiram’ın ensarlarından olan Semmah bin Hareşe, Ebu Dücane lakabı ile tanınmıştır. Medine’nin Hazrec kabilesinden olup, hicretten önce müslüman olmuştur. Ebu Dücane, Rasullah’ın katıldığı bütün gazvelere katılmış, canını İslam dini ve Rasulullah için hiçe saymış cesur, kahraman bir zattır. Bedir, Uhud, Hendek, Beni Nadir, Beni Kureyza, Mekke’nin fethi ve diğer gazalara iştirak etmiştir. Cesur bir […]

İLMİ İLAHİNİN ÜNVANLARI

BİRİNCİSİ: Otuzuncu Sözün İkinci Maksadının, tahavvülât-ı zerrat tarifine dair olan uzun cümlesinin haşiyesidir. Kur’ân-ı Hakîmde İmam-ı Mübin ve Kitab-ı Mübin mükerrer yerlerde zikredilmiştir. Ehl-i tefsir “İkisi birdir”; bir kısmı “Ayrı ayrıdır” demişler. Hakikatlerine dair beyanatları muhteliftir. Hülâsa, “İlm-i İlâhînin ünvanlarıdır” demişler. Fakat Kur’ân’ın feyziyle şöyle kanaatim gelmiş ki: İmam-ı Mübin, ilim ve emr-i İlâhînin bir […]

MANİSALI MEHMED AKİF USANMAZ

Mehmed Akif Usanmaz, 1926 yılında Manisa’da dünyaya gelmiştir. Babası Hüseyin Usanmaz, emekli harp maluludür. On beş yaşında askere giden Hüseyin Usanmaz, 1909 yılında 31 Mart vakasında Hareket Ordusunda bulunur. İstanbul’da Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri ile tanışır. Üstad, ona bir kitap verir, bu kitapla Fas, Tunus, Cezayir, Trablusgarp’ta savaşmış ve Trablusgarp’ta İngilizlere esir düşmüş. İskenderiye’den bir […]

MAKAM SAHİBİ VELİ BİR ZAT

Üstad Bediüzzaman Hazretleri kendisine verilen makam ve mevkii neden kabul etmiyor? Üstad Bediüzzaman Hazretleri iman hakikatlerini neşre vazifeli olduğu için kendisine verilen, manevi makamları kabul etmiyor. Zira iman hizmeti gören bir şahıs makam ve velayeti isteyerek insanlara gösterse o zaman samimiyete ve ihlasa aykırı hareket etmiş olur. İman hizmeti yerine makam ve velayet gibi çekici […]

ÜSTAD’IN İMDADINA MANEN KOŞMUŞLAR

Ehl-i iman -bilhassa şimdiki Risale-i Nur’un zâkir ve muvahhid şakirtleri- öyle bir cadde ve minhâca girmişler ki, o cadde gayet müstakim, gayet nurlu, gayet sevimli. Bütün iki tarafı elmas, inci dükkânı… Bunların başında, nass-ı Kur’ân’dan gelen ve Kur’ân-ı Kerîmin ve Furkan-ı Hakîm’in âyât-ı beyyinatından intişar eden Risale-i Nur’un yüz yirmi parçasından beher parçası birer mürşid-i […]