“Cadde-i kübrâ, elbette velayet-i kübra sahibleri olan Sahabe ve Asfiya ve Tâbiîn ve Eimme-i Ehl-i Beyt ve Eimme-i Müçtehidînin caddesidir ki, doğrudan doğruya Kur’anın birinci tabaka şâkirdleridir.”(Mektubat, On Sekizinci Mektub))

“Sahâbelerin kurbiyet-i İlâhiye noktasındaki makamlarına velâyet ayağıyla yetişilmez. Çünkü Cenâb-ı Hak bize akrebdir ve herşeyden daha ziyade yakındır; biz ise Ondan nihayetsiz uzağız. Onun kurbiyetini kazanmak iki suretle olur:”

“Birisi: Akrebiyetin inkişafıyladır ki, nübüvvetteki kurbiyet ona bakar ve nübüvvet veraseti ve sohbeti cihetiyle Sahâbeler o sırra mazhardırlar.

İkinci suret: Bu’diyetimiz noktasında kat-ı merâtip edip bir derece kurbiyete müşerref olmaktır ki, ekser seyr ü sülûk-u velâyet ona göre ve seyr-i enfüsî ve seyr-i âfâkî bu suretle cereyan ediyor.”

“İşte, birinci suret sırf vehbîdir, kisbî değil. İncizabdır, cezb-i Rahmânîdir ve mahbubiyettir. Yol kısadır, fakat çok metin ve çok yüksektir ve çok hâlistir ve gölgesizdir. Diğeri kisbîdir, uzundur, gölgelidir. Acaip harikaları çok ise de, kıymetçe, kurbiyetçe evvelkisine yetişemez.”(Sözler, Yirmi Yedinci Söz)

Akrebiyet, Allah’ın kula olan yakınlığını hissedip bu noktada marifet kazanmak, kurbiyet ise, kulun kendi gücü ve çalışması ile Allah’a yaklaşma gayretidir.

Güneş ısı ve ışığı ile bizimle her türlü temas içindedir. Biz bunu hissedip bu noktadan güneşe baksak, güneşi hakiki anlamda tanıyabiliriz. Güneşi tanımak için güneşin üzerimizdeki temasına bakmayıp, sırf güneşin zatına kendi imkan ve gayretimizle yaklaşmaya çalışsak, güneş bizden milyonlarca yıl uzak olduğu için, bu işin zorluğu ortadadır. Acaba hangi yolla güneş hakkında daha kolay bilgi sahibi olabiliriz? Elbette güneşin üzerimizdeki görünmesini okuma yolu ile daha selametli ve daha kolay bilgiye ulaşırız.

İşte akrabiyet, yani sahabe mesleği, Allah’ın isim ve sıfatlarının üzerimizdeki tecellilerini görüp marifet kazanma yoludur. Kurbiyet mesleği ise, riyazet ve nefsi ıslah etmek gibi uzun ve meşakkatli metotlar ile Allah’a yaklaşmaktır. Akrabiyette acz ve fakr hükmeder, insan Allah’ın lütfuna taliptir. Kurbiyette ise gayret ve riyazet hükmeder, çalışma ile bir marifet kazanma yoludur.

Risale-i Nurlar akrabiyet (sahabe) mesleğinde gittiği için, kainatı ve içindekileri keşfetmek ve Allah’ın, Zâti’nın tecellilerine mazhar olmak noktasında diğer meşrep ve mesleklerden ileridedir. Kabiliyeti olanlar, Risale-i Nurlar ile imanın ve marifetin hadsiz makamlarını alabilirler.

Risale-i Nur mesleği sahabe mesleği olduğu için, velayet-i kübra makamındadır. Keşif ve kerametten ziyade, hakikat ve meziyetler bu meslek içinde parlarlar. Nur talebesi,keramet ve keşfiyatı aramaz, hakikati, Allah’ı tanımayı, öğrenmeyi bu yolda, kendini geliştirmeyi hedef almıştır. Keşif ve kerametle bir işi yoktur. Hedefi, Sahabeler gibi yaşamaktır. Sahabelerde keşif ve kerameti aramadan, sırf Allah rızası için dine hizmet etmişlerdir.

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.