Dursun Özçelik,Kastamonu’ya bağlı İnebolu’nun Küre nahiyesinde 1914 yılında dünyaya gelmiştir. Küre de esnaf olarak faaliyet göstermiştir.

Hatıralarında, 1936 yılında Kastamonu Kalesinde Üstad Bediüzzaman Hazretleri ile karşılaştığını söyleyen Dursun Özçelik, ”Bir gün bana bir Risale verip, yazmamı istedi. O günden itibaren kendimi bu kudsi hizmetin içinde buldum. Biz o zaman ne yazdığımızı bilmezdik, sonradan anladık Üçüncü Şua, Münacaat Risalesini yazdığımızı.”

1943 yılında Risale okuduğu gerekçesi ile Küre Hapsine girdiğini de anlatan Dursun Özçelik,”Küre hapsinde iken bir gün Denizli Hapsine gönderileceğim bana bildirildi. Üstad Hazretleri ile birlikte, Denizli Hapsinde beraber hapis yattık. Daha sonra Mahkeme beratimize karar verdi. Denizli Hapsinde dört ay kaldım. Üstad zaman zaman ayağa kalkıp hakimlere doğru müdafaaya başladığı zaman, Mahkeme Reisi Ali Rıza Bey,”Said Efendi, sen rahat ol, müdafaanı yapacaksın.” derdi.”

Üstad Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri, Küre de bulunan Nur Talebeleri ile yakından ilgilenmiş ve onların hizmetlerine lahika mektuplarında yer vermiştir.

”Salisen: Hafız Emin’in Risale-i Nur’a çok hizmeti var. Onun kasabası olan Küre, geçen hâdiseden evvel Nuri, Hakkı, İhsan ve merhum Muallim Osman gibi zatların himmetiyle bir medrese-i Nuriye hükmüne geçip parlak bir surette Nura çalışıyordu. İnşaallah, o kıymettar hizmeti, mümkün oldukça yine yapacak. Gerçi geçen musibette en ziyade onlar üzüldüler, fakat ona mukabil Risale i Nur’un geniş muzafferiyetinde o kasabanın ve o fedakâr kardeşlerimizin hisseleri çok ehemmiyetlidir.

Hâfız Emin, mektubunda diyor ki: “Ben mahkemeden kitaplarımı alamadım. Size gelmiş mi, gelmemiş mi?” diye benden soruyor.

Siz ona selâmımla beraber yazınız ki: Seninki bana gelmediği gibi, sana İstanbul’a gönderdiğim kitaplarımdan da hiçbirisi elime geçmedi. Ve bilhassa İstanbul’a gönderdiğim “büyük kitap” namında, içinde yirmi risaleden ziyade bulunan mecmuayı çok araştırdımsa da bulamadım. Fakat, madem Risale-i Nur kendi kendine intişar ediyor ve muhtaç olanlara kendini okutturuyor, Hafız Emin’e ve bizlere sevap kazandırıyor; Hafız Emin de, benim gibi, kitaplarının başka ellerde gezmesinden memnun olmalı.”(Emirdağ Lahikası)

”Hem Küre’de, erkek ve hanım ne kadar Risale-i Nur’la alâkadar varsa, onlara selâm ediyorum. Eskisi gibi şimdi de Küre’ye bir medrese-i Nuriye nazarıyla bakıyorum.”(Emirdağ Lahikası)

Emirdağ’ında, Üstad Hazretleri ile görüşmenin çok sıkıntılı olduğu bir dönemde ziyarete giden Dursun Özçelik, eve girer girmez, ”Hoş geldin Otelci Dursun kardeşim! Seni Kastamonu namına kabul ediyorum.” sözleri ile karşılanır.

7 Temmuz 1999 tarihinde vefat eden Dursun Özçelik, Küre Kabristanına defnedilir. Kendisine Allah’tan rahmet dileriz.

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.