Hz. Peygamber’e ve müslümanlara düşmanlığı ile tanınan As bin Vail’in oğlu olan Hişam bin As, Mekke’de İslamiyeti ilk kabul ednlerdendir. Annesi de,Ebu Cehil’in kızkardeşi Ümmü Harmele binti Hişam’dır. Ebü’l-Âs olan künyesi Resûl-i Ekrem tarafından Ebû Mutî olarak değiştirilmiştir.

Kureyş’li müşriklerin evlerine gelerek toplantı yaptığı, Müslümanlar aleyhine tuzaklar kurulduğu ve İslâm’a kin, nefret ve düşmanlık duygularıyla dolu bir âile ortamında büyüyen Hişam ağabeyi ile birlikte, İslâm’ın ilk yıllarında Allah’a ve Rasûlüne teslim olup İslâm’la şereflendiler. İmanlarından asla taviz vermediler. Mü’min iki kardeş olarak yaşadılar. Rasûlullah Efendimiz(ASM)’ın “Âs’ın iki oğlu da mü’mindir”iltifatına mazhar oldular.

İkinci Habeşistan Hicreti’ne katılan Hişam, Hz. Peygamber’in Medine’ye hicret edeceğini duyunca onunla birlikte hicret etmek üzere Mekke’ye döner.Fakat müşrik babası Âs ibni Vâil, onun gelişini fırsat bildi ve derhal harekete geçti. Azılı müşriklerle birlik olup oğlu Hişam’ı hapsetti. Onun hicretine engel oldu.

Hişam bin As, İslâm’ın üç büyük savaşına katılamadı. Bedir, Uhud ve Hendek savaşlarında bulunamadı. Rasûlullah Efendimiz(ASM)onun bu durumuna çok üzüldü. Hişam bin As gibi müşriklerin elinde zulüm altında kalan ashâbı için Medine’de sabah namazlarında özel dualar yapmaya başladı. Onların kurtulması için bizzat Velid ibni Velid başkanlığında bir grub sahabiyi Mekke’ye gönderdi.

Hişâm bin Âs Hendek Savaşı’ndan sonraki bütün gazvelere katıldı. Hz. Ebû Bekir tarafından Herakleios’u İslâm’a davet amacıyla gönderilen heyet içinde yer aldı ve sözcülük görevini üstlendi. Hâlid bin Velîd kumandasında yalancı peygamber üzerine gönderilen orduya katıldı ve yine Hâlid’in emrinde Ecnâdeyn Savaşı’na iştirak etti. Bir ara müslüman askerlerin gerilemekte olduğunu görünce, “Ey müslümanlar, gelin, gelin! Ben Hişâm bin Âs’ım,Cennetten mi kaçıyorsunuz?” diye bağırarak düşman saflarına daldı ve şehid düşünceye kadar çarpıştı.

Hz. Ömer onun şehit olduğu haberini alınca, “Allah ona rahmet etsin! İslam’ın en iyi yardımcılarından birisiydi.” diyerek takdirlerini ifade etti.

Hişâm’ın şehadetinden sonra Müslümanlar, Hz. Amr’e kendisinin mi, yoksa kardeşinin mi daha faziletli olduğunu sordular. Hz. Amr, “Yaşca ben, ama fazi­letçe Hişâm!” cevabını verdi. Bunun sebebini de şöyle izah etti:

“İslamiyet her ikimize de arz edildi. O hemen kabul etti, ben ise başlangıçta reddettim. Her iki­miz de şehitlik için duada bulunmuştuk. Onun duası kabul oldu.”

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.