Girdi yapan Nurköy

ÇALIŞKAN HANEDANINDAN ZEKİ ÇALIŞKAN

1940 yılında Afyon Emirdağ’da dünyaya gelen Zeki Çalışkan, Hasan Çalışkan’ın oğludur. Üstad Bediüzzaman Hazretlerini ilk defa nasıl gördüğünü hatırlamayan Zeki Çalışkan,”İnsan babasını veya dedesini ilk gördüğünü hatırlamaz, zira o bizim ailemizden birisiydi. !944 yılında vefat eden Şeyh Ali Dedemin yerini alan, alim, fazıl, celalli, vakur biz çocuklara karşı da müşfik muhterem bir insandı. Bizimle konuşurken […]

MESLEK VE MEŞREB NEDİR?

Meşrep ve meslek kelimeleri ile arasındaki fark ne anlıyoruz; ne anlamalıyız? Üstad Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri, Risale-i Nur’da sıkça kullandığı ”meslek ve meşrep” kavramlarına sadakat ve sebatla bağlanılmasına dikkat çekmektedir. Nedir meslek ve meşrep? Kelime manası olarak meşrep, su içme yeri,su içmektir. Bu kelimeye kaynak olarak çölde kalan İsrailoğulları Hz. Musa Aleyhisselam’dan su isteğinde bulunurlar. […]

EY KARDEŞLER GELİNİZ!

Sabri’nin fıkrasıdır. Üstad-ı Ekremim Efendim Hazretleri; Ekalli, kırk seneden beri hakikat âleminde nurlar saçan nuranî, kudsî, feyizli sözlerin kâffesi, bütün safahatında tarikat ve seyr-i sülûke ait pencereleri küşât ile, müştaklara temaşa ve berk-i hâtif misâl تَعاَلَوْا اَيُّهَا اْلاِخْوَانِ (Ey kardeşler, geliniz) nidâ-i belîğiyle dâvet etmekte iken, dürbînî bir nazara mâlik olanlar, pek âşikâre görüp ve […]

MUTE ŞEHİDİ ABDULLAH BİN REVAHA(RA)

Abdullah bin Revaha, Hazrec Kabilesinin Beni Haris kolundan Revaha bin Sa’lebe’nin oğludur. Medineli olan Abdullah şairliği, okuma yazma bilmesi ve etkileyici bir hitabet gücüne sahip olması ile tanınmıştır. Rasulullah tarafından Medine’ye İslam nurunu tanıtmak ve İslamı öğretmek üzere gönderilen Mus’ab bin Umer’in bu vazifeyi güzel bir şekilde ifası sonucu 2si kadın 73 erkek Medineli İslamı […]

DÜNYANIN YEDİ AYRI KITASI

BİRİNCİ MESELE-İ MÜHİMME: Semâvât gibi arzın da yedi tabaka olmasına dairdir. Şu mesele, yeni zamanın feylesoflarına hakikatsiz görünüyor; onların arza ve semâvâta dair olan fenleri kabul etmiyor. Bunu vasıta ederek bazı hakaik-i Kur’âniyeye itiraz ediyorlar. Buna dair muhtasaran birkaç işaret yazacağız. Birincisi: Evvelâ, âyetin mânâsı ayrıdır ve o mânâların efradı ve mâsadakları ayrıdır. İşte o […]

ÇALIŞKAN HANEDANINDAN HÜSEYİN ÇALIŞKAN

Hasan Çalışkan’ın oğlu Hüseyin Çalışkan 1938 yılında Emirdağ doğumludur. Altı yaşında Üstad Bediüzzaman Hazretlerini görmüştür. Üstad Hazretlerinin ”ehl-i tahkik” iltifatına mazhar olmuştur. ”Ehl-i tahkik” iltifatına nasıl mazhar olduğunu ise Hüseyin Çalışkan şöyle anlatır: ”Çucuktum, bir gün babam Hasan Çalışkan’ı arıyordum. Komşu dükkanlara baktım, bulamadım. Sonra aklıma babamı bulabileceğim bir yer geldi. Doğru oraya gittim. Kapı […]

RABBİMİZİN ÜÇ İSMİ YER ALMAKTA

Besmele ne demektir ne zamandan beri kullanılmaktadır? Besmele ”Bismillahirrahmanirrahim” demektir. Bütün Peygamberler tarafından kullanılmıştır. Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla anlamınadır, ”Bismillahirrahmanirrahim” ayetinin adıdır. Neml Suresinin 30 ncu ayetiyle nazil olmuştur. Tevbe Suresi hariç bütün sureler besmele ile başlar. Besmele de, Rabbimizin üç ismi yer almaktadır. Allah, Rahman ve Rahim. Rahman adı, dünyadaki bütün yaratıklara […]

FERMAN GELDİ KUR’AN ÇIKTI

Isparta’daki kardeşlerimize; Lâtif bir rüyanın kadere ait bir meseleyi, şuhud derecesinde bize kanaat verdiği gibi, o lâtif rüyanın ciddî ikinci parçası bizlere mânevî bir müjde ve beşaret verdiği cihetle, siz kardeşlerimize beyan ediyoruz. Şöyle ki: İki gün evvel Üstadımız rüyada görüyor ki: Ben, yani Feyzi ile beraber gezmeye çıkıyoruz. Giderken, birden ben Üstadıma söylüyorum ki: […]

MEDİNELİ HUREYM BİN FATİK(RA)

Medine civarında hüküm süren Esedoğulları kabilesine mensup Hureym bin Fatik, Bedir Gazvesinden önce Medine’ye gelerek iman edip müslüman olmuştur. Hureym bin Fatik’in müslüman oluşu siyer kitaplarında gaybten bir ses duyduğu ve bu sesin kendisinin müslüman olmasına vesile olduğu dile getirilmekte. Hureym, İslamiyeti nasıl seçtiğini şöyle anlatır. Hureym bir gün gece vakti karanlığın iyice bastırdığı, göz […]

KUR’AN’IN TILSIMINI AÇMAK

Üçüncü Hakikat: Mevcudatın ve bilhassa nebatat ve hayvanatın, sür’at-i mutlaka içinde kesret-i mutlaka ve intizam-ı mutlak ile ve sühulet-i mutlaka içinde gayet hüsn-ü san’at ve maharet ve ittikan ve intizam ile ve mebzuliyet-i mutlaka ve ihtilât-ı mutlak içinde gayet kıymettarlık ve tam imtiyaz ile icadlarıdır. Evet, gayet çokluk ile gayet çabukluk, hem gayet san’atkârâne ve […]