Girdi yapan Nurköy

MUSİBETTE MERHAMET VE MÜKAFAT VAR

Gayet ehemmiyetlidir. بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ     وَاِنْ مِنْ شَىْءٍ اِلاَّ يُسَبِّحُ بِحَ Şiddet-i şefkat ve rikkatten, bu kışın şiddetli soğuğuyla beraber mânevî ve şiddetli bir soğuk ve musibet-i beşeriyeden biçarelere gelen felâketler, helâketler, sefaletler, açlıklar şiddetle rikkatime dokundu. Birden ihtar edildi ki: Böyle musibetlerde kâfir de olsa hakkında bir nevi merhamet ve mükâfat vardır ki, o musibet […]

SARAY BİR SULTANI GÖSTERİR

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ وَيَضْرِبُ اللهُ اْلاَمْثاَلَ لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَتَذَكَّرُونَ وَتِلْكَ اْلاَمْثاَلُ نَضْرِبُهَا لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَتَفَكَّرُونَ   “… Öğüt alsınlar diye Allah insanlara misâller getirir.” (İbrahim, 25) “… Ve biz o misâlleri insanlara düşünsünler diye veriyoruz.” (Haşir, 21) BİR ZAMAN iki adam bir havuzda yıkandılar. Fevkalâde bir tesir altında kendilerinden geçtiler. Gözlerini açtıkları vakit gördüler […]

ZİYA NUR AKSUN

29 Mayıs 1930 tarihinde Konya’da doğan Ziya Nur Aksun Ankara Hukuk Fakültesi’nden 1955 yılında mezun oldu. Ziya Nur Aksun’un Risale-i Nur’u ve Üstad Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri’ni tanıma serüveni Konya’da lise öğrenciliği dönemlerinde başlar. Zübeyir Gündüzalp Ağabey’in irtibat kurduğu talebeler içinde yer alan Ziya Nur Aksun, daha sonraki yıllarda Risale-i Nur eserlerinin neşrinde büyük gayret […]

CENNET VEYA CEHENNEM

Cennete nasıl girebiliriz, cennete girmek için neler yapmak gerekir? Cennete sadece mümin’ler mi girecek? Allah’tan başka kimse cennete ve cehenneme kimin gideceğini bilmez, bilemez. Sadece Asr-ı Saadet döneminde On Sahabi dünyada iken cennetle müjdelenmişlerdir. Cennetin anahtarı, ”La ilahe illallah Muhammedür resulullah” kelimesi ile ifade edilen imandır. Cennete girmenin şartı budur. Cennetteki makam ve dereceleri belirleyen […]

KUR’AN NURUNU ANLAMAK

Hulûsi Beyin fıkrasıdır. Bu defa, Kenzü’l-Arş duasının feyzinden gelen İkinci ve Üçüncü Nüktelerle, zeylini hâvi mübarek mektubunuzu almakla cidden bahtiyarım. Bu âciz kardeşiniz, gelen mektubunuzun, gerek muhterem Üstadıma ve gerekse o havâlideki kıymetli arkadaşlarıma olan tesiri bana ait olmadığına ve belki benim bir vasıta olduğuma delildir. Çok tecrübe ettim, zât-ı fâzılânelerine mektup yazmak için, bazan […]

BAŞARININ SIRRI NERDE SAKLI

İKİNCİ SEBEP Ehl-i dalâletin zilletindendir ittifakları; ehl-i hidayetin izzetindendir ihtilâfları. Yani, ehl-i gaflet olan ehl-i dünya ve ehl-i dalâlet, hak ve hakikate istinad etmedikleri için, zayıf ve zelildirler. Tezellül için, kuvvet almaya muhtaçtırlar. Bu ihtiyaçtan, başkasının muavenet ve ittifakına samimî yapışırlar. Hattâ, meslekleri dalâlet ise de, yine ittifakı muhafaza ederler. Adeta o haksızlıkta bir hakperestlik, […]

ZİYA’DAN BİRİ, YUSUF ZİYA ARUN

Yusuf Ziya Arun, 1926 Konya, Beyşehir doğumludur. Konya’da daha lise çağlarında Üstad Bediüzzaman’ı ve Risale-i Nur’u bulan Ziya Arun ağabey, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesinin Felsefe Bölümü mezunudur. Üstad Bediüzzaman Hazretlerine, özellikle Emirdağı hayatında büyük hizmetlerde bulunan ve Üstad’ın “Nur Kahramanı” iltifatına mazhar olan Ziya Arun Ağabey’in,”Zübeyir, Ziya; Sungur, Ziya; Yusuf Ziya Arun” diye Emirdağı Lâhikasında […]

SİZ BENDEN İYİ BİLDİNİZ

Üstad Bediüzzaman Hazretlerine, Barla hayatında yedi, sekiz sene hizmetinde bulunan Hafız Halid Ağabey, bu beraberliğini dile getirdiği mektubunda birçok konudalara yer vermiştir. Üstad Hazretlerinin, tevazuda zirvede olduğunu ifade eden Hafız Halid Ağabey, bu konuda dikkat çeken mektubu şöyle: ”Risale-i Nur’un tesvidinde çok hizmeti sebkat eden temiz kalbli, ihlâslı, güzel bir hafız, müdakkik bir hoca olan […]

NEY KUYU ESRAR

Âsım Beyin fıkrasıdır. Telvihat-ı Tis’a münasebetiyle yazmış. Sevgili Üstadım; Ne diyeyim, müştâkı olduğum bu risale-i şerife, bu sözler, bu hakikat, bu nur, bu fakire lütuf ve kerem-i İlâhî olarak ihsan buyuruldu. هٰذَا مِنْ فَضْلِ رَبِّى Cenâb-ı Kadir-i Mutlak Hazretlerine hadsiz ve hesapsız hamd ü senâ ediyorum ki, siz Üstadıma kavuştum ve binnetice bu nurları, bu […]

HARAM SEVMENİN İNSANA ZARARLARI

”Gençlik Rehberinde izah edildiği gibi, gençlik hiç şüphe yok ki gidecek. Yaz güze ve kışa yer vermesi ve gündüz akşama ve geceye değişmesi kat’iyetinde, gençlik dahi ihtiyarlığa ve ölüme değişecek. Eğer o fâni ve geçici gençliğini iffetle hayrata istikamet dairesinde sarf etse, onunla ebedî, bâki bir gençliği kazanacağını bütün semâvî fermanlar müjde veriyorlar. Eğer sefahete […]