Girdi yapan Nurköy

HİND BİNTİ UTBE BİN REBİA (R.ANHA)

Hint binti Utbe bin Rebia, Mekke’de dünyaya gelmiştir. Babası Utbe bin Rebia ve annesi Safiyye binti Umeyye tarafından Peygamber Efendimiz ile aynı soydan gelmektedir. Ebu Süfyan bin Harb’ın karısıdır. Kureyşin ileri gelenlerinden olan Hind, akıllı, ileriyi gören, idareci bir hanımdı. İslamiyetin ilk günlerinden itibaren kocası ile birlikte İslam düşmanları arasında yeralmıştır. Hind binti Utbe, Rasulullah’ın […]

İNSAN DÜNYA VE KAİNATIN ÖLÜMÜ

Üçüncüsü: Şu kâinatın kıyamet vaktinde ölmesi, muhakkaku’l-vuku olduğu için, nazarımda vâki hükmüne geçti. O azîm cenazenin sekeratından dehşet ve vefatından beht ve hayret içinde kendimi görmekle beraber, istikbalde de muhakkaku’l-vuku olan vefatım o zaman vuku buluyor gibi göründü ve فَاِنْ تَوَلَّوْا “Eğer senden yüz çevirecek olurlarsa.” Tevbe Suresi, 129 ncu ayeti) ilh. sırrıyla, bütün mevcudat, […]

GALİP GİGİN

1934 Artvin doğumlu olan Galip Gigin, 1945 yılında ailesi ile beraber İstanbul’a gelir. İstanbul Pertevniyal Lisesi mezunudur. Lisede okurken 1953 yılında Üzeyir Şenler vasıtasıyla Risale-i Nur’ları tanır. Daha sonra Süleymaniye medresesinde kalan Ahmet Aytimur, Muhsin Alev, Ziya Arun ile tanışır. Önce Gençlik Rehberi adlı kitabı daha sonra da büyük kitapları elde ederek okur. 1953 yılında […]

YAKINI VEFAT EDEN KİŞİ

Bir yakınını kaybeden kişiye ”Başın sağ olsun” denilmesinin manası nedir? Başsağlığı, ”ölen bir kimsenin yakınlarına ilgi göstermek” dir. Baş kelimesi, ”acı” manasına, sağlık”ta eski Türkçede ”sağalmak”, yani iyileşmektir, terim ”yaran iyileşsin, sıkıntın gitsin” manasınadır. Baş sağlığı da, ”yaranız, acınız iyileşsin” demektir. ”Başın sağ olsun” örfümüze yerleşmiş bir tabirdir. Yakını vefat eden bir müslüman kişiye, ”Allah […]

MUALLİM VE ALİMLERİ KOŞTURDULAR

Çok aziz, çok sıddık ve sadık kardeşlerim ve Risale-i Nur cihetinde emin ve hâlis vârislerim; Çok mânidar ve kuvvetli bir tevafuk ve şakirtlerin sadakatlerine delil, bir zahir keramet-i Nuriyeyi beyan etmeme bir ihtar aldım. Şöyle ki: Ben vasiyetnamemi yazdığım aynı zamanda, gizli münafıklar, benim itimad ettiğim hizmetçilerimi zabıta tarafından yanıma gelmekten men ettikleri aynı vakitte, […]

EBU SÜFYAN SAHR BİN HARB(RA)

Ebu Süfyan Sahr bin Harb bin Ümeyye, Miladi 565 yılında Mekke’de doğdu. Asıl ismi Sahr bin Harb’tir. Oğlu Hanzele’den dolayı Ebu Hanzele ve Ebu Süfyan künyesi ile tanınmıştır. Annesi Safiyye bint Hazn el-Hilaliye, babası Kureyş kabilesi ileri gelenlerinden Harb bin Ümeyye’dir. Ebu Süfyan, Peygamber Efendimiz(ASM)ın eşi Hz. Ümmü Habibe ile, Vahiy katiplerinden Hz. Muaviye’nin babasıdır. […]

KAPIMIZ KENDİ KENDİNE KAPANDI

Aziz, sıddık kardeşlerim; Size dün yazdığım lâtifenin üç zerafeti var: Birincisi: İstikbalde gelecek mübarek heyetin şahs-ı mânevîsinin bir mümessili olmasından, o şahs-ı mânevînin sırrıyla ve bereketiyle sürgülü kapı kendi kendine açıldığı gibi, yine o tahakkuk edip vücuda gelmiş mübarek heyetin bir mümessilinin on sene sonra yarım dakika benimle görüşmesi sebebiyle bana hiddet edildi. Ben de […]

BİTLİS’Lİ FİKRET ÖZDEMİR

Fikret Özdemir, 1916 yılında Bitlis’te dünyaya geldi. Üstad Bediüzzaman ismini ilk defa çocukluk yıllarında Amcası Arif Hikmet Bey’den duydu. Birinci devre Millet Meclisi üyesi olan Arif Hikmet Bey, Üstad Hazretlerinden ”Nolla Said-i Meşhur” diye devamlı onu anlatırdı. 1942 yılında Diyarbakır’a gelen Fikret Özdemir, ayakkabı, çanta, kemer gibi şeyler satan bir mağaza açtı. Özdemir, çocukluk yıllarında […]

İSLAMIN YEDİ HAKİKATİ

Hakikat-i İslamiye ve İslam’ın yedi hakikati nedir? Hakk kökünden üretilen Hakikat, bir şeyin özü, aslı ve gerçeği manalarınadır. Bazı hadis ve kaynaklarda Hakikat, ”Allah’ı bilmenin hakikatı, takvanın hakikatı” tarzında ”en doğru, en mükemmel olan” manasınada kullanılmıştır. Hakikat-ı İslamiye,imanın altı esası olan 1-Allah’ın varlığına ve birliğine inanmak,2-Allah’ın meleklerine inanmak,3-Allah’ın kitaplarına inanmak,4-Allah’ın Peygamberlerine inanmak,5-Kader kaza ve ataya […]

ŞEFKATLİ BİR TAKDİRE BİNAEN

Kuleönü karyesinden elmas kalemli Mustafa’nın kıymettar arkadaşı Hafız Mustafa’nın fıkrasıdır. Ey Feyyâz-ı Mutlak ve Vâhid-i Ehad olan Cenâb-ı Allah’a giden tarik-i müstakim yolunu gösterip, pek elemli ve pek hatarlı uhrevî hayatımın kurtulmasına sebep olan Üstadım Efendim; Bundan dört mah mukaddem, Kur’ân-ı Hakîmin elmas, inci dükkânından pırlantaları ve vüs’atimiz kadar uhrevî harçlığı almak üzere ziyaretinize kardeşim […]