PİLOT ALİ DEMİREL

Ali Demirel, 6 Eylül 1924 yılında Burdur’a bağlı Karamanlı ilçesinde dünyaya gelmiştir. İlk ve ortaokulu Burdur’da okuyan Ali Demirel, havacı olmaya karar verir, Burdur Türk Hava Kurumuna gider, orada yetkililer kendilerine para verip trene bindirerek Eskişehir İnönü’de bulunan Türk Hava Kurumuna gönderirler.

İlk etapta birkaç planörle eğitim alan Ali Demirel, Türk Hava Kurumunun Etimesgut tesislerine gider, burada çeştli dersler ile birlikte motorlu tayyarelerle de uçuş yapmaya başlar. 1944 yılında Eskişehir Hava Kuvvetleri Okulundan pilot olarak mezun olur.

Mezuniyetten sonra önce Bursa’da daha sonra ise Kütahya’da görev yapar. İlk defa arkadaşı Hasan’ın,”Ramazan ayı geliyor bir oruç tutsak” demesiyle diğer arkadaşı Abdülkadir ile birlikte o Ramazan bir ay oruç tutarlar. Ali Demirel, memlekete gidip de oruç tuttuğunu söyleyince,”Peki namaz kıldın mı?” sorusuna muhatap olur.

Ramazan Ayı boyunca oruç tutan Ali Demirel, yine Ali Koç adlı arkadaşının anlatmalarıyla namaz kılmaya başlar. Bu arada Nakşi Tarikatına da girer. Eskişehir’de Muttalip köyünde ikamet eden Hacı Hilmi Efendi’ye bağlanır. Namaz ile birlikte Kur’an-ı Kerim’i de okumayı öğrenir. 1950 yılında tayini Erzincan’a çıkar.

Erzincan Tayyare Alayında göreve başlayan Ali Demirel, Başçavuş Pilot Ömer Halıcı ile tanışır. Ömer Halıcı, Afyon Cezaevinde Üstad Bediüzzaman Hazretleri ile birlikte hapis yatmış Konyalı Sabri Halıcı’nın oğludur.

Memleketi Konya’ya izine giden Ömer Halıcı, birgün babasına ”Ben Muttalip köyüne gidip, tarikat dersi alacağım.” diyince babası,”Oğlum! Emirdağ’da Bediüzzaman var, sen ona git.”der. Üstad Hazretlerini ziyaret eden Ömer Halıcı, buradan Nur Talebesi olarak alaya döner. Alaya dönen Ömer Halıcı, arkadaşlarına Bediüzzaman ve Risale-i Nur’u tanıtır. Ömer, daha sonra Emirdağ’ından Risale-i Nur’un Sözler, Tılsımlar, El Hüccet-ül Zehra ve Cevşen adlı kitapları getirtir. Kitaplardan Ali Demirel’de alır ve okumaya başlar.

Erzincan’dan Eskişehir’e vazifeli giden Ali Demirel, Şeyhi Hilmi Efendi’yi de ziyaret eder. Şeyhine, ”Efendim! Bizim elimize Bediüzzaman Hazretlerinin kitapları geçti, ne yapalım okuyalım mı?” diye sorar.

Şeyh Hilmi Efendi,”Evladım! onları hem okuyun, hem de kendisini mutlaka ziyaret edin.” diye cevap verip, ziyarete gittiğinizde,”Hilmi Efendinin talebesiyim deyin, sizi kabul eder.” tenbihinde bulunur.

Ali Demirel, Erzincan’da görev süresi boyunca akşamları yatsı namazından sonra on-onbeş arkadaşı ile beraber Risale-i Nur’ları okumaya devam eder. 1952 yılında Erzincan’daki alay Diyarbakır’a kalkar. Diyarbakır’da bir camide Nurcuları soran Ali Demirel’e, Diyarbakır’da hizmetleri tanzim eden Muzaffer Aksu’yu tarif ederler. Postahanede veznedar olan Muzaffer Aksu,o yıllarda Üstad Hazretlerinden gelen Lahika Mektuplarını kahvede her gördüğü kişiye okuyordu. Zübeyr Ağabey’de o sırada Urfa Postahanesinde çalışıyordu. Muzaffer Aksu, her zaman cemaate, Urfa’dan Zübeyr Gündüzalp, Abdullah Yeğin, Hüsnü Bayram’ın selamlarını iletirdi.

1952 yılında Türkiye’ye yeni gelen jet tayyeresiyle uçuş kursu almak için Ömder Halıcı ile Birlikte Eskişehir’e giden Ali Demirel, kurs ve muayenelerden sonra arkadaşları ile birlikte Üstad Hazretlerini ziyaret etmeye karar verir. Ekim Ayında Dört Asker, Üç Sivil yedi kişi bir taksi tutarlar ve Emirdağ’ına gitmeye karar verirler. Askerler Binbaşı Reşat, Yüzbaşı Ekrem, Ömer Halıcı ve Ali Demirel. Siviller Eskişehir’de vaaz hocası Abdullah Toprak, Saatçi Mühiddin Yürüten, Elbiseci Mustafa. Bir gün evvel hactan yeni gelen Şeyh Hacı Hilmi Efendi’ye giden grupa, Hilmi Efendi Üstad’a verilmek üzere hurma, misvak, koku, tespih, zemzem gönderir.

Yedi kişilik grup Emirdağ’da Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin evine gider. Üstad Hazretleri, önce Şeyh Hilmi Efendi’nin hediyelerini açar, hurmaları sayar, sekiz tane hurma çıkar. Yedi kişi, Üstad ile beraber sekiz kişi olurlar. Üstad,bu duruma ‘Fesübhanallah’ der. Üstad, Ali Demirel’e döner,”Bir sayı söyle.”der. Diğerlerinin de birer sayı söylemesini ister. Sayıları toplayıp ilk sayı söyleyenden doğru sayar, kime denk geldiyse, en güzelini seçme hakkı onun olur.

Üstad, hurma dağıtımından sonra gruba döner,”Ben üç zümreye dua ediyorum. Bir Nurcular, iki Muttalipçiler, üç havacılar. Bir zamanlar kunduracılar çok geliyordu, bir zaman terziler şimdi havacılar çok geliyor. Çünkü ben onlara dua ettim. Namaz kılsın kılmasın havacılara dua ettim.”

Daha sonra ki, yıllarda birçok kez Üstad Hazretlerini ziyaret eden Ali Demirel, memleketine gideceği bir seferde Ankara’ya uğrar, orada kendisine latin harfleri ile basılmış Haşir Risalesini Üstad’a tashih için gönderirler. Isparta’da Üstad Hazretlerinin yanına gider, kitabı verir. Üstad,”Kardeşim ben bu risaleyi yirmi kitap yerine kabul ettim.” der. Daha sonra elindeki ikinci nüshayı da ister, onu da kendisine verir.

O yıllarda Ankara’da basılan kitapları Said Özdemir Ağabey, 12. Nakliye Hava Alay Komutanlığında Astsubay Mehmed Akif Usanmaz’a gönderir. Oradan da İstanbul’a Yeşilköy Hava Meydanına gelir, kolileri alan Ali Demirel Ağabey’de onları gerekli yerlere ulaştırır. Kolilerin üzerinde ise ”İstanbul Medresesine” bazen de ”Ankara Medresesinden İstanbul Medresesine” yazar. Ankara’da basılan kitaplar kolilerle İstanbul’a gelir, buradan dağıtılır. Mehmed Akif, alaya gelen bir kamyon risaleleri, üçer-dörter koliler halinde uçaklarla her tarafa gönderir.

Eskişehir’e giden Ali Demirel, Üstad Hazretleri ile otelde karşılaşır. Üstad, hemen ”O Tılsımları sen mi yazdın?” ”Evet Efendim!” cevabı üzerine, Üstad,”Ben sana yüz banknot vereceğim. Seni otuz talebe yerine kabul ediyorum.” der.

Yine bir ziyarette Üstad, Ali Demirel’e sorar ”Nerelisin sen?”,”Burdurluyum.” cevabı üzerine, Üstad,”Burdur’da on bin talebem olması lazım. Isparta’da on bin talebem var. Ama Burdur’da kemiyete ihtiyaç yok. Bir talebe bin talebe yerinde.” der ve Binbaşı Asım, Mustafa Çavuş, Mustafa Efendi gibi bazı talebelerinin isimlerini söyler,onların hizmetlerini anlatır.

1960 yılında Üstad Hazretlerini İstanbul’a geldiğini duyan Ali Demirel, hemen Kirazlı Mescide gider, orada kimsenin haberi olmadığını öğrenir. Halil Yürür ile Bekir Beyin yazıhanesine gider. Üstad’ın Piyer Loti Otelde olduğunu öğrenir. Hemen oraya giderler.

Üstad’a, Tayyareci Ali ile Halil Yürür geldiği söylenince, ”Hemen gelsinler.” der. Birlikte Üstad’ın odasına çıkarlar. Karyolada oturan Üstad’ın, karşısında Bekir Berk, Necdet Doğanata, Zübeyr Ağabey, Mehmed Fırıncı, Galip Gigin, Hakkı Yavuztürk, Halil Yürür, Üzeyir Şenler, Ali Demirel yer alır. Üstad,”Bu kadar kalabalık nasıl geliyorsunuz siz buraya, bu kadar tezahürat niye? Ben sizi çağıracaktım.” diye önce sitem eder, daha sonra sohbet eder ve arkasından ”Sizleri affettim.”der.

Pilot Astsubay Ali Demirel, 8 Aralık 2017 yılında 93 yaşında İstanbul’da vefat eder. Kendisine Allah’tan rahmet dileriz.

 

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir