NASIL BİR MEDRESE

”Bahtiyar kardeşim Hüsrev,

Şu Risale  bir meclis-i nuranîdir ki, Kur’ân’ın şu münevver, mübarek şakirtleri, içinde birbiriyle mânen müzakere ve müdavele-i efkâr ediyorlar. Ve yüksek bir medrese salonudur ki, Kur’ân’ın şakirtleri onda herbiri aldığı dersi arkadaşlarına söylüyor. Ve Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyânın hazine-i kudsiyesinin sandukçaları olan Risalelerin satıcı ve dellâllarına muhteşem ve müzeyyen bir dükkân ve bir menzildir. Herbiri aldığı kıymettar mücevheratı birbirine ve müşterilerine orada gösteriyor. Bârekâllah, sen de o menzili çok güzel süslendirmişsin.
Said Nursî”(Barla Lahikası)

Üstad Bediüzzaman Hazretleri, kendisinin talebelerine ve talebelerininde kendisine ve birbirlerine yazdıkları mektuplar ile ortaya nurani bir meclis koyduklarını ifade etmekte. Nur Talebelerinin, Kur’an’ı ve imani eserleri okumakla ve ibadetle nurlandığını, bereketli, uğurlu birer şakirt halini aldığını söylüyor.

Bu talebelerin, Risale-i Nurların yüksek bir medrese salonu ya da dersliğinde talim ve terbiye aldıklarına dikkat çekiyor. Bu derslikte Kur’an ve iman hakikatleri ders veriliyor.Talebeleri ise Nur şakirtleridir. Bu talebeler dersten anladığı manaları birbirleri ile paylaşıyorlar, yani müzakere ve müdavele-i efkâr, fikir alışverişi ediyorlar.

Risale-i Nur’ların, ”Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyânın hazine-i kudsiyesinin sandukçaları olan Risalelerin satıcı ve dellâllarına muhteşem ve müzeyyen bir dükkân ve bir menzil” olduğuna da dikkat çeken Üstad Hazretleri, Risale-i Nurlar’ın bir mana dükkanı olduğunu, Talebelerin ise bu dükkandan aldığı yüksek iman derslerini birbirlerine ikram edip, fikir alışverişi ettiklerini söylüyor. Zira  talebelerin  herbirinin anlayış seviyeleri eşit değil. Kimisi çok iyi anlıyabiliyor, diğeri ise daha az anlayabilmekte. Fakat neticede herkes farklı farklıda olsa aldığı iman dersi ile imanını zenginleştirmekte. Kimse bu Kur’an ve iman sofrasından mahrum kalmamakta, herkes hissesine göre faydalabilmektedir.

Üstad Bediüzzaman Hazretleri, bir önemli konuya daha dikkatimizi çekiyor, medreselerde toplanıp okunan risaleler ile iman ilmi öğrenmeye çalışanların, ilmi öğrenmenin en kalıcı ve güzel yolunun müzakere ve müdavele-i efkâr, yani fikir alışverişinde bulunmaktan geçtiğini söylüyor.

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir