Kudüs’te, İsrail müslümanlara karşı hüküm sürmesinin altında yatan gerçek nedir?

Kudüs, Sinagogların, Kiliselerin ve Camilerin yüzyıllardır iç içe olduğu ve üç semavi Dinin mensuplarının da beraber yaşadığı mukaddes bir şehirdir.Üç dinin mensupları asırlardır bu şehri sahiplenmek için mücadele etmiş ve defalarca değiş tokuş yaşanmıştır. Çok kısa olarak Kudüs’ü özetlemeye çalıştık. Bu soruya benzer bir soru Yüzbaşı Re’fet Bey tarafından Üstad Bediüzzaman Hazretlerine sorulmuş. İşte o soru ve cevap şöyle:

وَضُرِبَتْ عَلَيْهِمُ الذِّ لَّةُ وَالْمَسْكَنَةُ
“Böylece onların üzerine bir zillet ve yoksulluk damgası vuruldu.” Bakara Sûresi; 61 ayeti) âyet-i celilesinin bir nüktesi

Aziz Nur kumandanı ve Kur’ân’ın hâdimi kardeşim Refet Bey;

Yahudi milleti hubb-u hayat ve dünyaperestlikte ifrat ettikleri için, her asırda zillet ve meskenet tokadını yemeye müstehak olmuşlar.

Fakat bu Filistin meselesinde; hubb-u hayat ve dünyaperestlik hissi değil, belki enbiya-yı Benî İsrailiyenin mezaristanı olan Filistin, o eski peygamberlerin kendi milliyetlerinden bulunması cihetiyle, bir cihette bir ehemmiyetli hiss-i millî ve dinî olmasından, çabuk tokat yemiyorlar. Yoksa, koca Arabistan’da az bir zümre hiç dayanamayacaktı, çabuk meskenete girecekti.
Said Nursî(Şualar)

Üstad Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri, İsrail Devletinin bu kadar kısa sürede, bu kadar güçlü bir hale gelmesini ve bu beldeye sahip olmaya çalışmalarının sebebini, dini ve milli hislerine olan bağlılığı olarak gösteriyor. Yine başka bir eserinde de İslam aleminin Filistin’de olanlara karşı çaresizliğini ise iman zaafından ve İslam dinine tam anlamıyla sarılamayıp, yaşanamamasının bir neticesi olduğunu ifade ediyor.

Bu yüzden bugünkü İsrail devletinin koca Arap toplumuna galip gelmesi ve bir parça dünya siyasetini elinde bulundurmasının sebebi, batıl dinlerine ve geçmiş peygamberlere milliyet damarı ile samimi sarılmalarındandır.

Arap toplumunun mağlup olması ise, geçmişine yakışır bir samimiyet ile dine ve İslam’a yeterince sarılmamasındandır. Yoksa tarihte Yahudiler hep Üstad’ın dediği gibi zillet ve sefalet içinde yaşamışlardır. Hatta yakın tarihimiz olan Birinci ve İkinci Dünya Savaşı’nda çok şiddetli tokatlar yemişlerdir.

Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin, dikkat çektiği iman zaafı ve İslam dinine tam sarılmamayı yıllar sonra 1986 yılında İsrail Devlet Başkanı Şimon Perez,kendisine yöneltilen,”Müslümanlar  yahudileri yenip Kudüs’ü ele geçireceklerinin Kur’an’da yazılı olduğu” sorusuna, ”Kur’an’ın bahsettiği müslümanlar gelsin o zaman düşünürüz, şimdi o müslümanlar nerede?” diye cevaplamıştır. Yani o gerçeği Yahudiler de biliyor.

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.