Mehmed Ali Çakıcı, 1912 Homa doğumludur. Homa, Denizli’nin Çivril ilçesine bağlı bugünkü adıyla Gümüşsuyu kasabasıdır. Homa kasabasının Risale-i Nur’da ayrı bir yeri vardır. Birisi burada yapılan hizmetlerle Homa Kahramanları ünvanı almış, diğeri ise, 1943 yılında yaşanan Denizli Mahkemesinin başlangıcı olmasıdır.

Homa’da nalbanlık yapan Mehmed Ali Çakıcı, Nur Hizmetkarı ve Talebesi Hasan Atıf Ağabey vasıtasıyla Risale-i Nur’u tanır. Homa’ya gelen Hasan Atıf Ağabey, Mehmed Ali ile birlikte güzel bir ikili olup Risale-i Nur hizmetlerine hız kazandırırlar. O yıllarda sık sık evlere baskınlar yapılır. Derslere katılanlar bir bir kayda alınır. Ama kimse geri adım atmaz. Bir gün bir başçavuş mahrem Beşinci Şua’yı,”Ne olur,verin birde ben okuyayım” diye yalvararak Atıf Ağabey’den alır. Alır almaz, doğru karakola gidip şikayette bulunur. Karakoldan Çivril Kaymakamına sonra Denizli Valisine, Savcısına derken iş büyür, fitne ateşi yakılır. Üstad Bediüzzaman Hazretleri, çeşitli illerden toplanan 126 talebesi ile birlikte Denizli Hapsine alınır.

Bu konuya Üstad Bediüzzaman Hazretleri Kastamonu Lahikasında şöyle yer verir:

“Şimdi aldığımız haber: Denizli Valisi ehemmiyetli bir şifre ile buranın valisine, Atıf meselesini izam ederek şifre yazmış. Hafız-ı Hakikî’nin hıfzına dayanıp telaş etmeyiniz. Fakat ihtiyat ediniz. Hapsolan Atıf ve arkadaşlarına teselli veriniz ve merak etmesinler. Allah Kerim’dir ve Rahim’dir.” (Kastamonu Lahikası]

Homa da ise, Savcılık 1943 yılında Mehmed Ali ile beraber 18 kişiyi tutuklar. Denizli’ye götürülmek üzere Sütlaç Tren İstasyonuna getirilirler. Mehmed Ali, 18 kişi ile birlikte elleri bağlı haldeyken öğle namazı olur. Elleri bağlı 18 inanmış insan huşu içinde namazlarını eda ederler.

Üstad Bediüzzaman Hazretleri Şualar adlı eserinde Mehmed Ali Çakıçı’dan şöyle bahseder:

“Aziz, Sıddık Kardeşlerim!

Homalı kardeşlerimizden Ali namında bir şakirt, Hafız Ali’nin vefatı günlerinde vefat ettiğini Sami Bey bana söylediği gibi, Homalı kahramanlardan Mehmet Ali dahi bana yazdı, Ben de o Ali’yi o büyük şehit Ali’ye çok dualarda arkadaş yaptım.” (Şualar, On Üçüncü Şua)

Mehmed Ali, cesur, güçlü, kuvvetli ve idareci bir yapıya sahip olduğundan Denizli Hapsinde ağabeyler arasında cereyan eden bir olayı da Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin vazife vermesi ile araya girip halletmiş. Üstad Hazretleri, bu olaydan sonra Mehmed Ali için ” Risale-i Nur’un Rüstem’i” lakabını vermiş.

”Aziz, sıddık kardeşlerim; Bütün ruh ve kalb ve aklımla sizin leyâli-i aşerenizi tebrik ederiz. Bizim şirket-i mâneviyemizde büyük kazançlar edeceklerini rahmet-i İlâhiyeden niyaz ederiz. Bu gece rüyamda yanınıza gelmiş, imam olarak namaz kılacağım halinde uyandım. Benim tecrübemle rüyanın tâbiri çıkacağı zamanda Sava ve Homa kahramanlarından iki kardeşimiz rüyayı tabir etmek için umumunuz namına geldiler. Ben de umumunuzu görmek gibi mesrur oldum.

Kardeşlerim; Gerçi bu vaziyet, hem muvafığa ve bir kısım memurlara Risale-i Nur’a karşı bir çekinmek, bir ürkmek vermiş, fakat bütün muhaliflerde ve dindarlarda ve alâkadar memurlarda bir dikkat, bir iştiyak uyandırıyor. Merak etmeyiniz, o Nurlar parlayacaklar.
HAŞİYE: Ey kardeş, dikkat buyur. Denizli hapsinde, bütün esbab-ı âlem zâhiren Üstadın aleyhinde, idam hükümleriyle mahkemeye verilmişken, Üstad diyor: “Merak etmeyiniz kardeşlerim, o Nurlar parlayacaklar.” Bu söz, bak, nasıl tahakkuk etti? Naşirler”(Şualar, On Üçüncü Şua)

1956 yılında Homa’da vefat eden Mehmed Ali Çakıçı’ya,Allah’tan rahmet dileriz.

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.