Girdi yapan Nurköy

HUZUR-U İLAHİYE ULAŞMAK İÇİN

”Risaletü’n-Nur, Mektubatü’n-Nur’un mütalâası, tahrir edilmesi, başkalara neşir ve tebliğe alâ-kadri’l-istitâa çalışılması gibi emr-i hayr-i azîme havl ve kuvvet-i Samedanî ve inâyet ve lûtf-u Rabbânîyle muvaffak olduğum zamanlar ki, bu evkatta evvelen ve bizzat bu fakir istifade, istifâza, istiâne etmiş oluyor; bu itibarla mezkûr saatleri çok mübarek tanıyor, firakına acıyor, o yaşayışın devamını, tekrarını, kesilmemesini ez-can […]

KUR’AN MUALLİMİ HABBAB BİN ERET (RA)

Habbab bin Eret, Ümm-i Anmar isimli Mekke’li müşrik bir kadının kölesiydi. Kılıç yapan bir demirci ustası olarak Mekke’de meşhur olmuştu. Peygamber Efendimiz ile de tanışır ve görüşürdü. İslam davasını duymuş, yakından yakına ilgilenmeye başlamıştı. Habbâb sonunda Müslüman olmaya karar verdi. Rasûlul­lah (ASV)’a geldi ve “altıncı Müslüman” olarak Kelime-i Şehadet getirdi. O devrede Müslüman olmak, her […]

NAMAZ İBADETİ HEM KOLAY HEM DE UCUZDUR

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ اَلصَّلاٰةُ عِمَادُ الدِّينِ “Namaz dinin direğidir.”(Hadis-i Şerif) NAMAZ ne kadar kıymettar ve mühim, hem ne kadar ucuz ve az bir masrafla kazanılır; hem namazsız adam ne kadar divane ve zararlı olduğunu iki kere iki dört eder derecesinde kat’î anlamak istersen, şu temsîlî hikâyeciğe bak, gör: Bir zaman, bir büyük hâkim, iki […]

EFENDİMİZ (ASV)IN İSMİNİ KİM KOYDU

Efendimiz(ASV)a ismini kim koymuştur? Peygamber Efendimiz (ASV)ın ismini dedesi Abdulmuttalip koymuştur. Efendimiz(ASV)ın Annesi Âmine, doğumdan sonra dedesi Abdülmuttalib’e haber göndererek bir erkek torununun dünyaya geldiğini ve gelip O’nu görmesini istedi. Abdülmuttalib geldiğinde Âmine, hamile iken gördüğü bir rüyada çocuğa “Ahmed” veya “Muhammed” adının verilmesinin söylendiğini hatırlattı. Abdülmuttalib çocuğu kucağına alarak Kâbe’ye götürdü, Allah’a şükretti. Daha […]

RİSALE-İ NUR’LA ALAKADAR OLMAK

”Niyetim büyük, tevfik Hüdâdan. Yalnız oda cemaatimize Yirmi Beşinci Söze kadar okudum. Ve inşaallah devam edeceğim. Emrinize tebean ve duanıza binaen fütur getirmiyorum. Maddî vazifem oradakinden daha ağırdır. Fakat her umurumda Allah’a istinad ettiğim için, ümitsizliğe düşmüyorum. Oradan ayrıldıktan sonraki füyuzattan istifade etmeyi cân ü yürekten arzu ediyorum. Nâtamam kalan Otuz İki ve Otuz Üçüncü […]

EBU ZER-İ GIFARİ (RA)

Asıl ismi “Cündüb bin Cünâde” olan Ebû Zer,Gıfar kabilesinin hırçın tabiatlı, cesur bir ferdi olarak Gıfar’lı Ebu Zer olarak tanınmıştır. Ebû Zer Gıfârî, insanların putları ilah edinmesine hayret ediyor, böyle bir inancın manasız boş bir şey olduğunu söylüyordu. Kabilesi arasında cesaret, atılganlık ve putlara nefretiyle meşhur olmuştu. Henüz ilk vahyin geldiği günlerdi. Yeni dinin haberi […]

KAİNATIN BİR SAHİBİ VAR

”Evet, her hakikî hasenât gibi, cesaretin dahi menbaı imandır, ubûdiyettir. Her seyyiât gibi cebânetin dahi menbaı dalâlettir. Evet, tam münevverü’l-kalb bir âbidi, küre-i arz bomba olup patlasa, ihtimaldir ki, onu korkutmaz. Belki, harika bir kudret-i Samedâniyeyi lezzetli bir hayretle seyredecek. Fakat, meşhur bir münevverü’l-akıl denilen kalbsiz bir fâsık feylesof ise, gökte bir kuyrukluyıldızı görse, yerde […]

İSLAMİYETİN İLK MEDRESESİ

İslamiyetin ilk medresesi, Daru’l Erkam nedir? Dârü’l-Erkâm, Peygamber Efendimiz (ASV)in hocalığını yaptığı  ilk medrese, ilk İslâm üniversitesinin adıdır. Darü’l Erkam Hz. Peygamber ile ilk Müslümanların toplanarak bir araya geldikleri evdir. Mekke müşriklerinin baskı, zulüm ve işkencesinin arttığı bir dönemde Efendimiz (ASV) müslümanları rahat bir şekilde toplanacakları bir yer aradığı zamanda ilk müslümanlardan olan Erkam Bin […]

HAKK’A SIDKA İHLASA ULAŞMAK

”Evet, mütesellî olduğum iki cihet var. Biri: elimizdeki mübarek Sözler vasıtasıyla daima sohbet-i mânevîde bulunduğumuz. Diğeri: muhabbetimizin inâyet-i Bâri ile “hubb-u fillâh” mertebesinde olduğuna imanımızdır. Binaenaleyh, size benim bugün ve yarın en büyük hediyem: Verdiğiniz dersi, namınıza olarak vekâleten alâ kadri’l-imkân mü’minlere tebliğ eylemek ve Allah’ın verdiği hakikî muhabbeti ebeden taşımak ve buna mukabil Erhamürrâhimîn […]

OKU VE DUASI İLE MEŞHUR Hz. SA’D BİN EBİ VAKKAS (RA)

Hz. Sa’d bin Ebî Vak­kas(RA) hayatında iken cennetle müjdelenen 10 sahabiden birisidir. Hz. Ebû Bekir vasıtasıyla Müslüman oldu, müslümanların yedincisidir. Anne tarafından Peygamber Efendimiz(ASV) akrabası oluyordu. Peygamberimiz, “İşte benim dayım Sa’d. Böyle bir dayısı olan var mı?” diyerek ona iltifatta bulunurdu. Hz. Sa’d, İslam’a bütün kalbiyle inanmış, emirlerine canla başla sarılmıştı. Tam bir iman eri […]