İZMİR TALEBELERİNDEN MEHMET USLU

1929 İzmir doğumlu olan Mehmet Uslu, aslen Konya’nın Beyşehir ilçesindendir. İzmir Risale-i Nur talebelerinin ilkleri arasında yeralır. Risale-i Nur’u ilk defa 1954 yılında Ahmed Feyzi Kul Ağabey’den dinler, onunla ahbab olur. Böylece risaleleri okumaya başlar. O dönemde risaleler teksir halinde satılır. Risaleleri Abdurrahman Cerrahoğlu Ağabey, İzmir’e getirir ve kırtasiyeci dükkanından insanlara dağıtırdı. Risaleleri okuyan Mehmet Uslu, Üstad Bediüzzaman Hazretlerini ziyaret etmek ister.

İzmir’de alimunyum mutfak eşyaları üzerine dükkanı olan Mehmet Uslu, kendi markası olan ”Uslu” adı altında aluminyum tencere, kaşık, kepçe, kevgir gibi mutfak eşyası imalatı ve toptancılığı yapar.

1954 yılında Mehmet Uslu, kardeşi Abdülkadir ve Muzaffer Aslan Ağabey’le birlikte Üstad Hazretlerini ziyarete Isparta’ya giderler. Ahmed Feyzi Ağabeyden de Üstad’a bir mektup götürürler. Mehmet Uslu, Üstad’a iki kilo bal da hediye götürür. Yolda da,”Acaba alıyorlar mı, almıyorlar mı?” diye kalbinden geçirir.

Üstad Hazretlerinin evine gelirler, Zübeyr Ağabey onları karşılar. Paketleri görünce,”Ne bunlar?”diye sorar. Mehmet, ”Hediye getirdim”der. ”Üstad, hediye kabul etmiyor” der hediyeleri içeri almaz. Mehmet, Zübeyr Ağabey’e, ”Hediyeleri kapının arkasına koyalım, giderken alalım. Yalnız bunu Üstad’a söyleyeceksin.”diye şart koşar. Üstad Hazretlerinin odasına girip, selam verip, Üstad’ın elini öperler. Üstad,”Nereden geldiniz?” diye sorar. Mehmet Uslu,”İzmir’den geldik” der.

Üstad,”Maşaallah, çok iyi, ben İzmir’e gelecektim, madem siz İzmir’den geliyorsunuz beni gelmeme ihtiyaç kalmadı. Kafirlik, gavurluk İzmir’den girdi, madem siz geldiniz, İnşaallah oradan çıkar gider.”diye konuşur. Biraz daha sohnet edilir. Zübeyr Ağabey, işaret edince kalkarlar, Üstad’ın elini öperler. Uslu, Zübeyr Ağabey’e döner,”Ağabey sen bana söz vermiştin, hediyeleri söyle.” der.

Zübeyr Ağabey,”Üstad’ım bu kardeşimiz bir hediye getirmiş, ben almadım. Kapının arkasına koyduk. Bunu size söylememi istiyor. Bilmiyormuş bizim hediye almadığımızı.” sözüne karşılık, Üstad,”Benim zekatımı alır mı sor bakalım.”der. Mehmet,”Alırım”der. Üstad,”Kaç okka bunlar kaça aldınız?” Uslu,”Bir okka şeker var,75 kuruşa aldım. İki okka da bal var onları da 75 şer kuruştan aldım okkasını”

Üstad, Zübeyr Ağabey’den para kutusunu ister. Bismillah deyip avucunun içine paraları döker. Önce sekiz talebenin tayinatını Zübeyr Ağabey’e verir. Ondan sonra da Uslu’ya dokuz tane sarı 25 kuruş verir. Avucunda kalan parayı da tekrar kutuya döker. Kutunun kapağı kapanmaz. Uslu hayret içindedir. Zira kutu alsa alsa bu paralardan üç-beş tane alır, haydi on tane alsın, sekiz tane Zübeyr Ağabey’e verdi. Dokuz tane de bana, paralar arttı. Olay karşısında kendini tutamayan Uslu,”La ilahe illallah Nuhammedün Resulullah” diye bağırmaya başlar. Üstad’ın elini tekrar öper ve yanından ayrılır.

Mehmed Uslu, 1956 yılında ikinci kez Üstad Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerini ziyaret etmek için Emirdağ’a gider. İzmir’den Halıcı Hüseyin Efendi, Mustafa Birlik, Otelci Mehmet Metin olmak üzere dokuz kişi, bir minibüsle Emirdağ’a gelirler ve Çalışkanların dükkanına gidip, Üstad’a haber gönderirler. Üstad bir kişiyi aralarından ister, istişare ederler ve Mustafa Birlik gitsin diye karar verirler. Mustafa Birlik giderken, yolda haber gelir, ”Hepsi gelsin”diye. Böylece dokuz kişi Üstad’ın evine gider. Üstad’ın elini öperler. Üstad, ”Hoşgeldiniz, kimsiniz, nereden geliyorsunuz?” tarzında sorular sorar. Bir gece Emirdağ’da kalırlar, ertesi gün İzmir’e dönerler.

Üslu, 1959 yılında yine Isparta’da bulunan Üstad Hazretlerini ziyaret eder. Üstad’ın elini öper, beş dakika kadar yanında kalan Mehmet Uslu, oradan ayrılır Beyşehir’e gider.

Isparta’da gerçekleşen ilk ziyaretten sonra Mehmed Uslu, hem eniştesi hem de dayısının oğlu olan Mustafa Birlik ile birlikte İzmir Risale-i Nur hizmetlerini yürütmeye başlar. Kadifekale’deki meşhur Patlıcancı Yokuşunun sonunda bulunan üç katlı evleri, İzmir’in ilk hizmet merkezlerinden biri olur. Bu evde Nur dersleri devamlı yapılır. Birlik ve Uslu’nun evi ve dükkanları neredeyse her hafta polis tarafından aranır ve kendileri nur davasından takibata uğrarlar.

Mehmet Uslu’nun deposunu, dükkanını devamlı arıyan polisler risaleleri hiçbir zaman bulamazlar. 12 Mart 1971 ihtilalinden birkaç gün sonra bir pazar günü polisler yine Mehmet’in evine gelirler. Mustafa Birlik’i sorarlar, üst katta oturuyor deyince o kata çıkıp arama yaparlar. Bu sırada eve gelen Avukat Gültekin Sarıgül ile birlikte evden çıkıp dükkana giderler. Dükkan da bulunan risaleler oradan alıp başka bir yere koyarlar ve eve dönerler. Mustafa Birlik bu olaydan dolayı altı ay cezaevinde kalır. Mehmet Uslu ise evde olmadığı için hapis yatmaktan kurtulur.

Uzun yıllar Risale-i Nur hizmetine İzmir’de devam eden Mehmet Uslu, 31 Mart 2013 yılında İzmir’de vefat eder.

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir