Tuleyb bin Umeyr,Kureyş kabilesinin Benî Abdüddâr soyundandır. Annesi Resûl-i Ekrem’in halası Ervâ bint Abdülmuttalib’dir. İslam’ın ilk yıllarıydı. Peygam­berimiz, Hz. Erkam’ın evinde bulunuyor, gizli olarak hakka daveti sürdürüyor­du. Hz. Tuleyb, hiç kimseden çekinip ürkmeden, Re­sû­lul­lah’ın ikamet ettiği eve gitti. Kâinatın Efendisi’ne teslim olarak iman etti, hidayet halkasına girdi.

Hidayet halkasına giren Tuleyb,bu nüjdeyi annesine açmak için eve geldi, annesini görür görmez, “Anneciğim, ben Müslüman oldum. Hz. Muhammed’in (ASV) dinine girdim, ona tabi oldum!” diye sevincini dile getir­di.

Peygamber Efendimizin halası bulunan anne­si Erva, biricik oğlunun sevincini paylaştı. Onu tebrik ettikten sonra şöyle ko­nuştu:

“Oğlum, hiç şüphesiz, dayının oğlu, senin yardımına herkesten daha çok layıktır. Vallahi eğer onu erkeklere karşı korumaya gücümüz yetseydi, her tür­lü tecavüze karşı koyar, onu korurduk!”

Annesi İslâm’ı seçmesine ve özellikle dayısının oğlunu desteklemesine çok sevindi; fakat kendisinin kız kardeşleriyle birlikte daha sonra müslüman olmayı düşündüklerini söyledi. Tuleyb, dayısı Hamza’nın da İslâmiyet’i kabul ettiğini haber verip teklifinde ısrar edince annesi İslâmiyet’i benimsedi.

Resûl-i Ekrem’in şahsına yönelik çirkin davranışlara cesaretle karşı koyan Tuleyb, bir defasında Ebû Cehil’in yanındaki birkaç kişiyle birlikte Hz. Peygamber’in yolunu kesip ona eziyet ettiklerini görünce eline geçirdiği bir devenin çene kemiğiyle müşriklerden birinin başını yardı. Kureyşliler, Tuleyb’i yakalayıp bağladılarsa da dayısı Ebû Leheb’in araya girmesiyle serbest bırakıldı. Ebû Leheb bu hadise üzerine Tuleyb’i annesine şikâyet ettiği, annesinin ise, “Tuleyb’in en hayırlı günü dayısının oğluna yardım ettiği gündür” anlamında bir beyitle kendisine cevap vermiştir.

Hz, Tuleyb, cevval, atılgan, cesur ve ruhu şirk dumanlarıyla ka­rar­mayan temiz bir delikanlıydı. Henüz 14-15 yaşlarında, çocuk denecek bir çağda olma­sına rağmen Peygamberimizin nuruyla müşerref olma bahtiyarlığını kazanmıştı.

Bir seferinde müşriklerden Avf bin Sabre’nin Peygamberimize kötü söz söy­lediğini duyan Hz. Tuleyb, eline geçirdiği bir deve çenesi kemiğiyle kafasına vurarak onu yaralamıştı. Yine annesine şikâyete gittiklerinde, Hz. Erva, “Tu­leyb, dayısının oğluna yardım eder. Ondan ne canını esirger, ne de malını…” diye­rek müşrikleri yüzüstü geri çevirmişti.

Tuleyb, Peygamberliğin altıncı yılında gerçekleşen İkinci Habeşistan hicretine katıldı. Mekkeliler’in Resûl-i Ekrem ile anlaştıklarına dair çıkan asılsız bir haber üzerine bazı müslümanlarla beraber o da Mekke’ye döndü. Daha sonra ilk muhacirlerle birlikte Medine’ye hicret etti.

Müşriklere karşı cihat emri başlayınca Peygamber ordusunda Hz. Tuleyb de yer aldı. Bedir Savaşı’nda üstün kahramanlıklar göstererek Allah düşmanlarına karşı dinini korudu. Bundan sonra daha pek çok muharebeye katıldı.

Peygamberimizin vefatından sonra Bizanslılarla yapılan Ecnâdin Savaşı’nda mücahitler arasında Hz. Tuleyb de bulunuyordu. Zafer kazanılmıştı, fakat üç bin kadar şehit verilmişti. Şehitler arasında Tuleyb bin Umeyr de bulunuyordu.

Allah ondan razı olsun!

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.